Son Dakika


Erdoğan’dan BM Kürsüsünde Tarihi Çıkış: 190 Ülkenin Kaderi 5 Ülkenin İki Dudağına Bırakılamaz!
Mevsimlerin Döngüsünde İlahi Ölçü: 23 Eylül Sonbahar Ekinoksu ve Allah’ın Kusursuz Sanatı
Türk Dostluğu mu, Beyhude Düşmanlık mı? | El Atıyla Yola Çıkan Yolda Kalır!
Beşiktaş’tan UEFA Avrupa Ligi’ne Muhteşem Başlangıç | Beşiktaş Marsilya’yı Dörtledi!
FED, Temmuz 2023’ten Bu Yana İlk Kez Faiz Artırdı
Marmara Üniversitesi ve Kılıç Taekwondo Spor Kulübü’nün Gururu Eylül Sezgin Avrupa 3.’sü Oldu
Türkler 900’lerden sonra İslam’ı kitleler halinde kabul ettiğinde önlerinde iki yol vardı: Ya Arapça öğrenecekler ya da Kur’an’ı kendi dillerine çevireceklerdi. İlk yol imkansızdı, ikincisi için ise bir devlet lazımdı. O devlet, ilk Türk-İslam devleti olan Karahanlılardı. İslam resmi din ilan edilince, yıllardır beklenen ihtiyaç için düğmeye basıldı ve bugün elimizde kalan en bütün ve en okunaklı nüsha olan TİEM 73 ortaya çıktı.
İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde 73 numarada kayıtlı olan bu eser, Hicri 734 / Miladi 1333-1334 yıllarında Muhammed bin el-Hâc Devletşah eş-Şîrazî tarafından kopyalanmıştır. 902 sayfalık bu devasa eser, esas olarak Karahanlı Türkçesiyle kaleme alınmış, yer yer Harezm Türkçesi izleri taşıyan Kutadgu Bilig’in ve Divanü Lügati’t-Türk’ün kardeşidir. Sayfada üstte büyük harfle Arapça ayet durur, hemen altında kelime kelime değil, ruhu vererek yapılan Türkçe karşılığı yer alır. Suat Ünlü’nün transkripsiyonuna göre Fatiha Suresi’nin TİEM 73’teki açılımı şöyledir:
Bismillahirrahmanirrahim -> Esirgeyüçi esirgegen Teŋri atı birle (Esirgeyen, bağışlayan Tanrı adı ile)
Elhamdülillahi Rabbil alemin -> Ögdi Teŋrike ‘alemler igisine (Övgü, alemlerin sahibi Tanrı’ya)
Errahmanirrahim -> Esirgeyüçi esirgegendür (O esirgeyen, bağışlayandır)
Maliki yevmiddin -> Din künin iḍisidür (Din gününün sahibidir)
İyyake na’budu ve iyyake nestain -> Saŋa tapınur biz daġı seningdin yardım tileyür biz (Sana taparız ve senden yardım dileriz)
İhdina’s-sırata’l-müstakim -> Köni yolġa ilet bizni (Bizi doğru yola ilet)
Sırata’llezine… -> Ol yolġa kim ni’met berding anlarġa, ġażab ḳılınmışlarnıng ve azmışlarnıng yolı ermes (Nimet verdiklerinin yoluna, gazaba uğrayan ve sapmışların yoluna değil)
Bu metin, atalarımızın Fatiha’yı Arapçadan Türkçeye çevirmekle kalmayıp töreyle tefsir ettiğini gösterir. Burada dikkat çeken üç kelime adeta birer manşettir: “Allah” yerine “Teŋri” denilerek Gök Tanrı inancı ile İslam’ın inancı aynı çatı altında birleşmiştir; “Hamd” kelimesi övmek yerine hem övmek hem anmak anlamına gelen “ögdi” ile karşılanmıştır; Sırat-ı müstakim ise “doğru yol” yerine hem hakkaniyetli hem de töreye uygun olan “köni yol” olarak aktarılmıştır. Bu durum, Türk’ün bin yıldır tanrısına kendi diliyle yakardığını ve ibadet dilinde Türkçe’nin çatı dil olduğunu kanıtlar.
Bundan 1200 yıl önce Tanrı buyruğunu kendi diliyle okumaya başlayan Türklerin bu hamlesi, insanlık tarihi açısından eşsiz bir ilk aydınlanma dersidir. Batı dünyası, 1500’lerde kilisenin elindeki İncil’i Martin Luther’in Almanca tercümesiyle, ardından Fransızca ve İngilizce çevirilerle kendi aydınlanma çerağını yakmıştır. Oysa Türkler bu aydınlanma ateşini batıdan altı yüz yıl evvel yakarak dünyaya medeniyeti taşıyan bir kavim olmuştur. Zaten Amerikalı bir tarihçi ve arkeoloğun eserlerinde de vurgulandığı üzere, dünya medeniyetinin ve ilimin merkezindeki “Kayıp Aydınlanma” Türkistan’dadır.
Ancak bu büyük medeniyet hamlesinin ardından Müslüman coğrafyası için karanlık bir çağ başlamıştır. Karahanlı Devleti’nin açtığı bu akıl ve medeniyet yolunun ekmeğini önce Selçuklu, ardından Osmanlı devleti yemiştir. Ne var ki bu iki büyük devleti de içeriden çökerten, tarikatlar ve cemaatler eliyle yayılan cehalet ve karanlık olmuştur. Tarihsel köklerimizdeki bu aydınlanma meşalesi, cumhuriyet döneminde Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile yeniden yakılmıştır. Bugün ise bu aydınlanma, ne yazık ki yine cemaatler ve tarikatlar eliyle söndürülmek istenmektedir. Aklın, bilimin ve vicdanın egemen kılınması gereken bu kritik eşikte, geçmişin acı tecrübelerinden ders çıkararak akıl ve bilimin yolundan ayrılmamak tarihe karşı en büyük sorumluluğumuzdur.
Necati YÜZÜAK
Etiketler: eski türk dilleri » fatiha suresi türkçe » Karahanlı Türkçesi » kayıp aydınlanma » köni yol » Kültür ve Medeniyet » mizanpaj » Necati Yüzüak » tarih analiz » tatarça kuran çevirisi » teŋri inancı » tiem 73 » Türk İslam tarihi. » türk medeniyet tarihi » türk'ün ilk mushafı » Türkistan tarihiYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
23 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
21 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler
20 Eylül 2026 Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Tüm Manşetler
20 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler