Son Dakika


Erdoğan’dan BM Kürsüsünde Tarihi Çıkış: 190 Ülkenin Kaderi 5 Ülkenin İki Dudağına Bırakılamaz!
Mevsimlerin Döngüsünde İlahi Ölçü: 23 Eylül Sonbahar Ekinoksu ve Allah’ın Kusursuz Sanatı
Türk Dostluğu mu, Beyhude Düşmanlık mı? | El Atıyla Yola Çıkan Yolda Kalır!
Beşiktaş’tan UEFA Avrupa Ligi’ne Muhteşem Başlangıç | Beşiktaş Marsilya’yı Dörtledi!
FED, Temmuz 2023’ten Bu Yana İlk Kez Faiz Artırdı
Marmara Üniversitesi ve Kılıç Taekwondo Spor Kulübü’nün Gururu Eylül Sezgin Avrupa 3.’sü Oldu
Fatiha suresinin ilk kelimesi bugün hepimiz tarafından “Rahman” olarak okunur ve bilinir. Ancak Türk’ün İslamiyet’le buluştuğu dönemin en kıymetli el yazmalarından biri olan TİEM 73 nüshasında bu kelime çok daha derin, sarsıcı ve köklü bir ifadeyle karşımıza çıkar: Esirgeyüçi.
Peki, neden “esirgeyen” değil de “esirgeyüçi”?
Çünkü bu kelime Türkçede sonradan üretilmiş yapay bir kavram değildir; kökleri tarihin en derin katmanlarına uzanır. Dilbilimciler Uygurca esirke-, Kazakça esirke-, Çağatayca esirge- kelimelerinde hep aynı izi sürmüştür. Clauson, Bang ve Gabain gibi önemli isimlerin ortaklaştığı kök bilgisi son derece nettir:
* Kök: Es = Bellek, akıl, hatırda tutmak.
* Ek: +irke = Sürekli yapan.
Yani esirgeyüçi kelimesinin asıl karşılığı “hatırdan çıkarmayan, aklında tutan, koruyan” demektir.
Arapçadaki “Rahman” kelimesinin sözlük anlamı merhamet eden iken, Türkçedeki bu kadim karşılık “unutmayan” anlamını taşır. Aradaki bu ince ama devasa fark, inanç dünyamızın köklerindeki zihniyet buluşmasını gözler önüne serer.
Anu Bağlantısı ve Gök Belleği
İşte asıl büyük köprü burada kuruluyor. Sümer tabletlerinde gök tanrısının adı An’dır, yaygın kullanımıyla Anu. An, sadece fiziksel göğün ta kendisi değildir; göğün aklı, göğün belleğidir. Her şeyi üstten gören, kaydeden ve asla unutmayan bir iradedir. Sibirya’dan Mezopotamya’ya kadar bütün Gök Tanrı inançlarında aynı kozmik kod hâkimdir: Tengri unutursa insan düşer, hatırlarsa kurtulur.
Fatiha’da Allah kendini “Rahman ve Rahim” diye tanıttığında, Karahanlı coğrafyasındaki Türk bunu muazzam bir sezgiyle “esirgeyüçi esirgegen” diye karşılamıştır:
* Esirgeyüçi: Anu gibi, gökten gözleyen ve kullarını bir an olsun hatırından çıkarmayan.
* Esirgegen: O hatırda tutma halinin fiile dönüşmüş biçimi, yani merhametin ta kendisi.
Bugünkü modern Türkçede “esirgemek” kelimesi genellikle cimrilik veya sakınma anlamıyla karıştırılır. Oysa Eski Türkçede tam tersi bir anlam yüküne sahiptir. Esirgemek; kıymet verdiğin için sakınmak, korumak demektir. Tıpkı bir annenin evladını üstüne titreyerek esirgemesi gibi…
12 Bin Yıllık Aynı Dua
Bu perspektiften bakıldığında Çatı Dil perspektifinin ne kadar muktedir olduğu açıkça görülmektedir. Anu’nun gök belleği, Tengri’nin kutu ve Allah’ın rahmeti aynı çatı altında birleşmektedir.
Atalarımız bin yıllardır aynı duayı etmiş, aynı yakarışta bulunmuştur. İsmi zamanla değişmiştir: Kimi zaman An denilmiş, kimi zaman Tengri, kimi zaman Tanrı. Ancak o yüce sıfat ve bu sıfatın taşıdığı öz hiç değişmemiştir: Esirgeyüçi.
Taşlar tek başına konuşmaz; taşı konuşturan dildir. Anu bir coğrafi şehir ya da sadece fiziksel bir tapınak değil; bir medeniyet kodudur. Ve bu kod, doğrudan dilde saklıdır. Sümer’de An gök anlamına gelirken, Eski Türkçede an hatır, bellek ve akıldır. Anu’nun tanrısı unutmaz, Tengri esirger. Yıllardır aranan o büyük köprü, tek kelimenin potansiyelinde yeniden hayat bulmaktadır: Esirgeyüçi.
Necati YÜZÜAK
Etiketler: anu » çatı dil » dil ve tarih » esirgeyüçi » eski türk inancı » Eski Türkçe » Etimoloji » Fatiha Suresi » gök tanrı » kelime kökeni » Necati Yüzüak » rahman anlamı » sümer tanrısı an » tengri » tiem 73 » Türk tarihiYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
23 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
21 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler
20 Eylül 2026 Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Tüm Manşetler
20 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler