Son Dakika


Filenin Sultanları Tarih Yazdı: Milletler Ligi’nde ŞAMPİYON TÜRKİYE
Yeni Nesil Savaş Stratejisi
Filenin Sultanları Adını Finale Yazdırdı: Çin’i Set Vermeden Geçen Türkiye, Brezilya’nın Rakibi Oldu!
Batı Şeria’da Meşru Direniş: İşgalci Baskınına Karşı Halk Onurunu Savundu
Siyah-Beyazlılar Avrupa’ya Avantajla Başladı: Beşiktaş 1-0 Midtjylland
Başakşehir Rövanş İçin Umutlu: Inter Turku Engeli İstanbul’da Aşılamadı
1917 Bolşevik İhtilali sonrası dogmatik bir inanç maddesine çevrilen Marksizm; tarih ve kültürün, iktisadi ideoloji çerçevesinde uydurularak tahrif edilmesine alet edilmiştir. Sovyet rejimine tabi Türk zümrelerinde genç nesiller, din aleyhtarı propaganda ile manevi çöküşe zorlanmışlardır. Dini medeniyet tesisi için Arap alfabesi birinci şart durumunda iken Ruslar, ilk önce bu alana saldırıda bulunmuştur.
Rus idaresi; “Alfabe Latin alfabesidir, mutlaka bunu kullanmalısınız” diyerek zorla ve cebren dayatma yapmıştır. Alfabe davası; Sovyet rejimi için Türk dil ve kültürünün tarihi ve fiili tesanüdünü (dayanışmasını) parçalamak davası adına radikal bir tedbir yerine geçmiştir. Sovyetler, kendilerine mahsus metotlarla alfabe inkılabına gösterilen mukavemeti kırarak, mahkûm Türklere Latin harflerini kabul ettirmişlerdir.
Böylece Türkiye Türklüğü ile Türk dünyasının, eski harflere dayandırılmış kültür birliği sarsılmıştır. Yakın tarihimizin en büyük ve kanlı düşmanı; hem eski Sovyet Rusyası hem de komünizm sonrası Rusya olmuştur. Çünkü fiziki şartlar ve kültür açısından en büyük tehdidi onlar oluşturuyordu.
Atatürk’ün 1928’de Latin alfabesine geçme kararı; Türk birliğinin tesisinin ne üzerine mümkün olacağına dair en büyük delildir. Peki, Rusya Atatürk’ün bu hamlesine karşılık ne yaptı? Atatürk’ün vefatı üzerine, 1939 yılında tekrar Kiril alfabesine geri döndüler.
Ben şimdi buradan sormak isterim: Atatürk’e karşı beslenen bu sebepsiz karşıtlığı tarihsel gerçeklerin neresine sığdırabiliriz? Kendi değerlerine sırt çevirenler, ancak başkalarının çizdiği stratejilerin birer parçası olabilirler.
Büyük iddialarla ve ideallerle yola çıkıp, günün sonunda küresel güçlerin politikalarına bağımlı hale gelmek büyük bir çelişkidir. Unutulmamalıdır ki gerçek itibar, başkalarının rüzgarıyla hareket etmekte değil; hem halkın vicdanında hem de Hakk’ın katında doğru bir duruş sergilemektedir.
Bu alfabe konusu hakkında çok daha önce de yazmıştım. Lakin bugün okuduğum 50’li yılların kitaplarındaki bilgiler, beni yine bu konuyu yazmaya itti. 50’li yıllardan bu zamana hiç mi mesafe katetmediniz? Varsa yoksa Cumhuriyet ve Atatürk ile kavga ederken elinize ne geçti? Ben söyleyeyim: Türk ve İslam düşmanlarının ekmeğine yağ sürdünüz.
Ben her sözümün ve yazımın ahirette sorulacağının bilinci ve imanı ile konuşuyorum. Birileri gibi değil!
Necati YÜZÜAK
Etiketler: 1928 Harf Devrimi » Alfabe Değişimi » Atatürk ve Alfabe » Bolşevik İhtilali Etkileri » Dil Devrimi » Harf İnkılabı » Jeopolitik Strateji » Kiril Alfabesi » Kültür Savaşları » Kültürel Emperyalizm » Latin alfabesi » Milli Kimlik » Necati Yüzüak. » Orta Asya Türkleri » Rusya ve Türkler » Sovyetler Birliği Tarihi » Türk Dünyası Birliği » Türk Kültür Birliği » Türk tarihi » Türkiye Cumhuriyeti TarihiYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Teknoloji, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Bilim ve Teknoloji, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Teknoloji, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler
25 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler