Son Dakika


Filenin Sultanları Tarih Yazdı: Milletler Ligi’nde ŞAMPİYON TÜRKİYE
Yeni Nesil Savaş Stratejisi
Filenin Sultanları Adını Finale Yazdırdı: Çin’i Set Vermeden Geçen Türkiye, Brezilya’nın Rakibi Oldu!
Batı Şeria’da Meşru Direniş: İşgalci Baskınına Karşı Halk Onurunu Savundu
Siyah-Beyazlılar Avrupa’ya Avantajla Başladı: Beşiktaş 1-0 Midtjylland
Başakşehir Rövanş İçin Umutlu: Inter Turku Engeli İstanbul’da Aşılamadı
Fransız araştırmacı yazar Frédéric Martel, dört yıl boyunca 1500’e yakın Vatikan görevlisi, din adamı ve piskoposla görüşerek sarsıcı bir çalışmaya imza attı. Kitabında, kilisenin en üst kademesinden en alt birimine kadar, kardinalinden rahibine kadar uzanan dehşet verici bir çocuk istismarı ağını gözler önüne serdi. Bu ifşaatların ardından Papa her ne kadar “Kilisede cinsel istismarla mücadele” başlığı altında zirveler düzenlese de ne çare… Rezillik diz boyu, binlerce dosya sümen altı edilmiş durumda ve dünyanın dört bir yanından yeni ifşa haberleri gelmeye devam ediyor.
Peki, bu küresel çürümeye dair bilgiler durup dururken neden gündemimize geldi?
Çünkü Yüce Allah’ın kesin olarak yasakladığı ve geçmişte bu yüzden bir kavmi helak ettiği eşcinsellik algısı, ne yazık ki ülkemizde de her geçen gün normalleştirilmeye çalışılıyor. “Cinsel kimliksizlik”, “yeni cinsellik” veya “homoseksüellik” gibi farklı kavramların arkasına gizlenen bu eğilimler, kendilerine bir de “sanat” elbisesi giydirerek televizyon ekranlarında ve müzikhollerde boy gösteriyor. Topluma adeta doğal birer vakaymış gibi enjekte edilmek isteniyor.
İşin en garip ve düşündürücü yanı ise kendisini entelektüel sayan bazı ilim cahillerinin ve birtakım medya kuruluşlarının bu gidişata çanak tutmasıdır. “Meseleyi akışına bırakın” diyerek normalleştirme furyasına katılan bu çevreler, müzik adı altında bu günahkâr eğilimlerin ve çirkin kokuların toplumun kılcal damarlarına kadar yayılmasına destek oluyorlar.
Ne kadar acı ve tezat bir durum değil mi?
Yüzde 99’unun Müslüman olduğunu dile getirdiğimiz ülkemizde, müzik kisvesi altında bu tür ahlak dışı yayınlar rahatlıkla yapılabiliyor. Sokakta görsek lanetleyeceğimiz, kabul etmeyeceğimiz bu ahlaksızlığı, televizyon ekranları vasıtasıyla farkında olmadan evlerimize misafir ediyor, çocuklarımızın zihnine buyur ediyoruz.
Bu gidişat karşısında sessiz kalmak mümkün değildir. RTÜK’ün bir an evvel kararlı bir şekilde devreye girmesi, bu tür yayınları titizlikle tahlil ederek hukuki ve idari gereğini yapması şarttır. Unutulmamalıdır ki ailenin ve toplumun sosyal kodlarına zarar veren bu tür yayınlara karşı durmak, geleceğimizi koruma mücadelesidir.
Ahmet AL
Etiketler: Ahmet Al » Ahmet Al yazıları » aile yapısı koruma » cinsel kimliksizlik dayatması » ekranlardaki tehlike » Frédéric Martel kilise raporu » Güncel köşe yazıları » medya ve ahlak » popüler kültür eleştirisi » RTÜK göreve » televizyon dizileri analizi » televizyon yayınları eleştirisi » toplumsal sosyal kodlar » toplumsal yozlaşma » Vatikan çocuk istismarıYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Teknoloji, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Bilim ve Teknoloji, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Teknoloji, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler