logo

Bu İmtihanda, Senin Meylin Ne Tarafa?

Mine GÜLŞEN

Mine GÜLŞEN
mine_2763@hotmail.com
Bu İmtihanda, Senin Meylin Ne Tarafa?

İnsanla, eşyayla, zamanla, umutla, hüzünle,
Öfkeyle, sevinçle, ayrılıkla, yollarla, karanlıkla,
cesaretle, korkularla, kimi zaman varlıkla,
Çoğu zaman yoklukla, bazen çoklukla,
Bazen yalnızlıkla sınanacağız elbet.

Ve üstelik bunu kendi seçimlerimizle, kendi kendimize yapacağız.
Yolumuza çıkan, dokunduğumuz, uzağında kaldığımız
Ve özlediğimiz her şey bunun bahanesi ve bir parçası olacak sadece. 

Ve bir gün geriye baktığımızda
Eskiyen çoğu şeye sarılmak isteyeceğiz yine de.
Çünkü insan ne yaşarsa yaşasın
Bildiği ve tanıdığı acıları arıyor zaman zaman.
Bu kayıp, ama unutulamayan, can yaksa da sevilen,
Tüketmesen de hafif bir sarhoşluk veren acının adına hatıra deniyor.

Bilirsin bir gün herkes gider mutlaka.
Eğer ölü, eğer diri
Bir gün mutlaka insan yerini boş koyar.
Geriye ise sadece acı hatıralar kalır.
Keşke unutmak denen şey;
Yemek içmek, uyumak gibi bir şey olsa.

Sen diyar diyar, köşe bucak huzuru ararsın,
Adlandıramadığın bir şey kaybetmişsindir.
Yüreğinin içinde mi,
Yoksa dış dünyanda, etrafında mı?
Nerde ne kaybettiğini bilmediğin bir şey!
Velev ki aramaya çıktın bulmak ümidi ile
Nereye gidersen git, kaybettiğin ve bulamadığın o şey huzurdur.
Sen nereye gidersen git, huzur insanın içindedir.
Nerde ararsan ara, kendi içine bakmazsan bulamazsın.
Kaybettiklerinde, arayıp bulduklarında, 
Arasan da hiç rastlamadıklarında, bunların hepsi imtihanın bir parçasıdır.

Sana düşen,
Hiç vazgeçmeden ümit etmek olsun.
Emin ol bulursun.
Sen neye meyledersen onun ile rızıklandırılacaksın.
Şüphe etme, bu böyledir.

Mine GÜLŞEN

Etiketler: » » » » » » »

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • NİHAYET

    26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Teknoloji, Tüm Manşetler

    Amerikan Psikiyatri Cemiyeti birkaç yıl önce "selfitis" adıyla yeni bir ruhsal rahatsızlık tanımlamıştı. Gün içinde altı ve daha fazla sayıda selfie (özçekim) çekilerek bunların sosyal medyada paylaşılmasını bir hastalık belirtisi olarak kabul eden bu tanım, aslında dijital çağın insanoğlunu sürüklediği yeni bağımlılık alanlarını gözler önüne seriyor. Acaba bu durumun ülkemizdeki yansıması nasıldır? Allah muhafaza, bugün Türkiye’de bu hastalık, hasta sayısının çok ötesine geçerek adeta ulusal bir alışkanlık haline gelmiş durumda; hatta ...
  • Bir Diriliş Ruhu: İslam Medeniyet Tasavvuru Ontolojisi

    26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Tüm Manşetler

    Medeniyetler önce şehirlerde değil, kalplerde doğar. Çünkü insanın iç dünyası, dış dünyanın aynasıdır. O ayna bulanıksa ne şehirler huzur verir ne saraylar adalet dağıtır. Kalp, medeniyetin mihrabıdır derler; orada yankılanan her hakikat, zamanla sokakların ahengine, çarşıların helal dengesine, mahkeme duvarlarının adalet sesine dönüşür. Bir milletin yükselişi de çöküşü de önce inanç dünyasında başlar. Kılıçlar kırılmadan önce fikirler kırılır; surlar yıkılmadan önce ahlak çöker, devletler dağılmadan önce insanlar istikametini kaybeder. Bu yüz...
  • Yeni Nesil Savaş Stratejisi

    26 Temmuz 2026 Bilim ve Teknoloji, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Teknoloji, Tüm Manşetler

    Dünyanın hızla değiştiği hepimizin malumu. Teknolojinin baş döndürücü şekilde hayatımızın her aşamasına hükmetmeye devam ediyor. Bir taraftan tüm gücüyle mücadele eden bir yapı ilmik ilmik işleme yaparak insanın her santimetresinde dokumalar yapmaya devam ediyor. Yapay zeka hayatımızın hızla merkezi haline geldi. Bir tanrı algısıyla yeni nesil neredeyse her şeyi yapay zekaya sorar hale geldi. İçinde her şeyi barındıran bilgi bankası önünüze her şeyi saniyeler içerisinde sunduğunda afallayıp kalıyorsunuz. Bunu yaşı kırkın üzerinde olan...
  • Neden Kitap Okumuyoruz?

    26 Temmuz 2026 Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler

    Bu kadar dijital ortamın, bu kadar kolaylığın, bu kadar teknolojinin, bu kadar bilginin, bu kadar görselliğin, bu kadar yoğunluğun olduğu bir dönemde kitap okumak da neyin nesi? Bu kadar koşuşturmanın olduğu bir ortamda kitap mı okunur? Kitap okumak cahil insanların işi. Nasıl olsa herkes her şeyi biliyor, her konuda ahkâm kesebiliyor. Kitap okumaya ne gerek var? Niye vaktinizi kitapla geçiresiniz? Cep telefonunda, internette ve sosyal medyada o kadar dolaşılacak yerler varken kum kuşu gibi kitabın sayfalarına mı gömüleceksiniz? İroniyi bir...