logo

reklam

Büyüklere Sorulan Sorular ve Alınan Cevaplar

Büyüklere Sorulan Sorular ve Alınan Cevaplar

* Resulullah (s.a.v.)’in alıp azat ettiği kölelerden biri olan Sevban (r.a.) bir gün Resulullah Efendimize gelerek; Ya Resulallah: Allah katında en makbul amel nedir? Diye sormuştu. Resulullah (s.a.v.) de ona şöyle cevap vermişti: “Ya Sevban, Allah katında en üstün, en faziletli amel, Allah Teâla’ya çok secde etmektir. Eğer sen Allah için saygı ve ibadet niyetiyle bir secde edersen, onun sayesinde Allah’u Teâla, senin bir dereceni yükseltir. Yaptığın bir secde sayesinde bir günahını indirir, affeder” buyurdu. Çünkü kulun Allah’a en yakın olduğu an secde anıdır.

* Yine Resulullah Efendimize bir zat gelerek: Ya Resulallah, bana öyle bir amel öğret ki, onu yaptığımda hem Allah’u Teâla beni sevsin, hem de insanlar sevsin” dedi. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz ona “Dünyaya kıymet verme, kalbini ona bağlama (fakat ondan yararlanmasını bil) çünkü dünya ahiretin tarlasıdır. O zaman Allah’u Teâla seni sever. İnsanların elindekine göz dikme, mallarına düşkün olma, kem gözle bakma. O zaman da insanlar seni sever” buyurdu.

* Zunnûn El-Mısri’ye sordular: Kötülüklerden belalardan kendini en çok koruyan kimdir? Şöyle cevap verdi: Diline en çok hâkim olandır.

* Behlül Dane hazretlerinin parası çalınmış. O da gidip mezarlıkta bekliyormuş. Ne yapıyorsun burada demişler. O da; “Param çalındı, çalanı bekliyorum. Nasıl olsa en sonunda buraya gelecek. Ben de yakalayıp, yakasına yapışacağım ve paramı alacağım” demiş.

* Ramazan ayında diliyle hem cömertlikten söz edip, eliyle hiç cömertlik yapamayan, cimri bir adam; meşhur ve veli İbrahim bin Ethem hazretlerine “Herkese nasihat ediyorsun, bana da bir nasihat et” der. Büyük veli, bu cimri adama tek cümlelik nasihatini “Açığı kapa, kapalıyı aç, sana yeter” diye yapar. Bundan bir şey anlamayan adam; “Açık nedir ki onu kapayayım, kapalı nedir ki onu açayım? Der ve şu cevabı alır: Açık olan, hep cömertlikten söz eden ağzındır, onu kapa. Kapalı olan da yoksula hiç açmadığın kesendir, onu aç” der. Yani cömertliği telkin eder.

* Büyük şair ve edip Yahya Kemal Beyatlı’ya sorarlar: İstanbul elimizden çıkar mı? Şöyle iki madde ile cevap verir: 1- Topkapı Sarayı Mukaddes Emanetler Dairesinde Yavuz Sultan Selim’den beri, gece-gündüz kırk hafız hatim okuyor. Bu devam ettiği müddetçe. 2- Ayasofya’da (camiye çevrildiği günden beri) okunan ezan sesleri, tüm camilerimizde devam ettiği sürece, bizi İstanbul’dan kimse çıkaramaz. Çünkü Ayasofya Camii aynı zamanda Fatih Sultan Mehmed’in vakfiyesidir ve fetih sembolüdür.

* Soru soran talebelerine, rahmetli Prof. Dr. Nihat Keklik, “Meselelerin içinde dikiş iğnesi gibi kaybolmayın. Daima toplu iğne gibi başınız yukarıda olsun, dik durun” derdi. Meyveli ağaçların dallarını eğdiği gibi, tevazuu ve alçak gönüllülüğü nasihat eder. Kibirden, gösterişten uzak olmayı tembihlerdi.

* Prof. Dr. Muhammed Hamidullah’a öğrencileri sordu: “Hocam, İslam’a nasıl daha iyi hizmet edebiliriz? Hoca cevap verdi: Şimdi daha iyi öğrenci olacaksınız, sonra da ne yapacaksanız onu en iyi şekilde yapacaksınız. O zaman İslam’a iyi hizmet etmiş olursunuz” demiş. Onun için büyüklerimiz; “Tepede bir ağaç ol, olamıyorsan derede bir çalı ol ama çalılar içinde en iyisi sen ol!” demiştir.

* Lokman Hekim’e “İnsanların en zelili (aşağısı) kimdir? Diye sormuşlar. Şöyle cevap vermiş: “İşlediği günahları hatırlayınca, pişmanlık duymayan adamdır” cevabını vermiş.

* İran Kisra’sının memleketi düzenli ve müreffeh bir halde idi. Bunu işiten Rum Kayser, Kisra’ya bir mektup yazarak; idaresi altındaki ülkede, işlerin nasıl düzenli olarak yürütüldüğünü ve herkesin nasıl refah içinde olduğunu  sordu. İran Kisra’sı Kayser’e şöyle cevap gönderdi: Ülkemi şu sekiz şeyle ayakta tutmaktayım ve yönetmekteyim; 1- Ciddi söylerken de, şaka yaparken de, yalan söylemem. 2- Vaat ettiğim iyiliğin ve yaptığım tehdidin yerine getirilmesinden asla vazgeçmem. İyilik vaad ettimse sözümde dururum, ceza vereceğimi söylemiş isem bunu da uygularım. 3- İşleri yürütürken güçlüklerden yılmam, oyun ve eğlenceye dalmam. 4- Hiç kimseye hiddet ve kızgınlığımın etkisiyle, hissî ceza vermem. Her suçluyu terbiye için hak ettiği cezayı veririm. Bu cezayı da ihmal etmem. 5- Halka şiddet ve zulüm göstermeyerek kendimi sevdiririm. 6- Kin ve öfkenin hiç bir etkisi olmaksızın idarem altındakilere devlet yönetimine karşı saygılı olmalarını aşılarım. 7- Kendilerine ancak yetecek kadar sınırlı olan ihtiyaçlarını mutlaka karşılar, daha müreffeh bir seviyeye ulaşmaları için  de halkıma hizmet ederim. 8- Gereksiz harcamalardan -israf etmekten-, birbirlerinin hakkını yemekten halkımı men ederim. Ve onları bu hal üzere eğitir ve korurum.

Adamın biri geliyor, Hz. Ali (r.a.) efendimize, “Allah bu kadar insanı nasıl hesaba çekecek?” diye soruyor. Hazretin cevabı çok manidar; “Allah bunca insanlığı nasıl rızıklandırıyorsa, öylece de hesaba çeker. Onun için zorluk yoktur” diyor.

Selam Hüda’ya tabi olanların üzerine olsun.

Muzaffer Coşkun

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
194 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

hasbahcegazetesi.com page title ... ... ... ... ... ...