logo

Dün Biri Haber Getirdi Senden Bana

Mine GÜLŞEN

Mine GÜLŞEN
mine_2763@hotmail.com
Dün Biri Haber Getirdi Senden Bana

Dün biri haber getirdi senden bana.
Bir yerde görmüş seni, iyiymişsin ama biraz yorgun,
Sanki birazda yılgındı dediler.

Sevindim iyi olmana.

Dar sokakları olan bir şehirde, hüzünle başını önüne eğmiş,
Bir gül gibi yürüyormuşsun.

Haberi getiren kişi;
Saklı sırların, anlatılmaya fırsat bulunamamış sözlerin elçisi gibi koşup geldi bana.
Ne denli önemli bir haber getirdiğini bilmeyen bütün elçiler gibi anlattı seni bana.
Heyecanım karşısında şaşırdı,
Bir suç işlemişçesine korktu önce,
Sonra anlatmış bulundu bir kez seni bana.

Evet, dün biri haber getirdi senden bana.
Bir yerde görmüş seni.
İyiymişsin, lâkin biraz yorgun.
Ama pırlantaları aratmayacak kadar da güzelmişsin halâ.

Haberi getiren kişi gördüklerinin hepsini anlattı bana,
Hem de gözlerimdeki telaşıma bile aldırmadan.
Araya havadan sudan muhabbetler de kattı zihnimi dağıtmak için.
Espriler yaptı yüzümde şekillenen resimleri imha edebilmek için.
Hüznümü nasıl yutkunduğumu o da gördü.

Söyledikleri yetmedi sanki.
Sanki iyi olduğuna ikna olmamış gibiydim.
Tekrar sordum “nasıldı?” diye.
Defalarca, iyi görünüyordu dedi.
Sevindim!

Seninle konuştuklarımızı hatırladım yeniden,
Sana söylediklerimi ve en çok da senin söylediklerini.

Derin bakışların, gözlerin ve en çok da ağır, dingin, kendinden emin hallerin geldi aklıma.

Yaşanamamışları bir kenara bırakıp yaşanacaklara bakman,
Yaşına rağmen en olumsuz ve zor halleri olgunlukla karşılaman,
Aşman, sindirmen, üstesinden gelmen.
Hepsi geçti gözümün önünden.

Sözlerine, yaptıklarına ve yapmadıklarına karşılık sana tüm bildiklerimi,
Duyduklarımı ve gördüklerimi anlatırdım ama;
Ne seni mahcup etmeye ne de kendimi bu denli ezmeye niyetim yok.

Bakma sen, kendim de mahcubum zaten!
Bilemediklerim, üstesinden gelemediklerim, elimde olmayan, gücümün yetmediği Çoklarca hadise yüzünden yüreğim acıyla,
Ellerim kaybettiklerimin boşluğu ile buz kesti. 

Umarım vebalim yormuyordur seni.
Dilerim mutlusundur.
Yapmaya mecbur olduğun şeyler asaletini gölgelemesin.
Sıradan iyilikler, dünyanın o karmaşık ihtişamı kandırmasın seni.
Mutluluk başında, huzur yanında,
Günahın, korkuların ve kuşkuların ayağının altında kalsın.
Yaklaşmasın sana bir keder,
Gölgelenmesin o güzel yüzün,
Değmesin bir deli rüzgâr sana,
Yolların yokuşu  yormasın seni.
Ve dahi incitmesin başını koyduğun kuş tüyü yastığın bile.

Vakit dönüyor yine.
Her şey olacağına varıyor.
Gün ayrılığa, bahar hazana,
Mutluluk hüzne, beden derin sızılara dönüşüyor.

Derler ki;
İki muhabbet kuşundan biri ölünce kısa zamanda diğeri de ölür.

De ki;
İster bir can gittiği için, ister muhabbet bittiği için.
Ama kesin olan o ki, biz mutluluk ve huzur tedariğinden fukara bir illetiz.

İyiymişsin, sevindim.
Hep iyi kal!

Mine GÜLŞEN

Etiketler: » » » »

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • NİHAYET

    26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Teknoloji, Tüm Manşetler

    Amerikan Psikiyatri Cemiyeti birkaç yıl önce "selfitis" adıyla yeni bir ruhsal rahatsızlık tanımlamıştı. Gün içinde altı ve daha fazla sayıda selfie (özçekim) çekilerek bunların sosyal medyada paylaşılmasını bir hastalık belirtisi olarak kabul eden bu tanım, aslında dijital çağın insanoğlunu sürüklediği yeni bağımlılık alanlarını gözler önüne seriyor. Acaba bu durumun ülkemizdeki yansıması nasıldır? Allah muhafaza, bugün Türkiye’de bu hastalık, hasta sayısının çok ötesine geçerek adeta ulusal bir alışkanlık haline gelmiş durumda; hatta ...
  • Bir Diriliş Ruhu: İslam Medeniyet Tasavvuru Ontolojisi

    26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Tüm Manşetler

    Medeniyetler önce şehirlerde değil, kalplerde doğar. Çünkü insanın iç dünyası, dış dünyanın aynasıdır. O ayna bulanıksa ne şehirler huzur verir ne saraylar adalet dağıtır. Kalp, medeniyetin mihrabıdır derler; orada yankılanan her hakikat, zamanla sokakların ahengine, çarşıların helal dengesine, mahkeme duvarlarının adalet sesine dönüşür. Bir milletin yükselişi de çöküşü de önce inanç dünyasında başlar. Kılıçlar kırılmadan önce fikirler kırılır; surlar yıkılmadan önce ahlak çöker, devletler dağılmadan önce insanlar istikametini kaybeder. Bu yüz...
  • Yeni Nesil Savaş Stratejisi

    26 Temmuz 2026 Bilim ve Teknoloji, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Teknoloji, Tüm Manşetler

    Dünyanın hızla değiştiği hepimizin malumu. Teknolojinin baş döndürücü şekilde hayatımızın her aşamasına hükmetmeye devam ediyor. Bir taraftan tüm gücüyle mücadele eden bir yapı ilmik ilmik işleme yaparak insanın her santimetresinde dokumalar yapmaya devam ediyor. Yapay zeka hayatımızın hızla merkezi haline geldi. Bir tanrı algısıyla yeni nesil neredeyse her şeyi yapay zekaya sorar hale geldi. İçinde her şeyi barındıran bilgi bankası önünüze her şeyi saniyeler içerisinde sunduğunda afallayıp kalıyorsunuz. Bunu yaşı kırkın üzerinde olan...
  • Neden Kitap Okumuyoruz?

    26 Temmuz 2026 Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler

    Bu kadar dijital ortamın, bu kadar kolaylığın, bu kadar teknolojinin, bu kadar bilginin, bu kadar görselliğin, bu kadar yoğunluğun olduğu bir dönemde kitap okumak da neyin nesi? Bu kadar koşuşturmanın olduğu bir ortamda kitap mı okunur? Kitap okumak cahil insanların işi. Nasıl olsa herkes her şeyi biliyor, her konuda ahkâm kesebiliyor. Kitap okumaya ne gerek var? Niye vaktinizi kitapla geçiresiniz? Cep telefonunda, internette ve sosyal medyada o kadar dolaşılacak yerler varken kum kuşu gibi kitabın sayfalarına mı gömüleceksiniz? İroniyi bir...