Son Dakika


Filenin Sultanları Tarih Yazdı: Milletler Ligi’nde ŞAMPİYON TÜRKİYE
Yeni Nesil Savaş Stratejisi
Filenin Sultanları Adını Finale Yazdırdı: Çin’i Set Vermeden Geçen Türkiye, Brezilya’nın Rakibi Oldu!
Batı Şeria’da Meşru Direniş: İşgalci Baskınına Karşı Halk Onurunu Savundu
Siyah-Beyazlılar Avrupa’ya Avantajla Başladı: Beşiktaş 1-0 Midtjylland
Başakşehir Rövanş İçin Umutlu: Inter Turku Engeli İstanbul’da Aşılamadı
İslam akidesi, insan zihninin noksan yetenekleri, tarihsel süreçteki kelami münakaşalar veya mistik tecrübelerle şekillendirilemeyecek kadar saf bir ilahi bildirim üzerine bina edilmiştir.
Mümin için gerçeklik, somut ve soyut tüm boyutlarıyla vahyin sunduğu “mutlak gerçek” çerçevesinde anlam kazanır. Bu bağlamda, ahiret hayatı gibi tamamen gaybi bir alanın mahiyetini beşerî rasyonalizmle veya “zan” niteliğindeki yorumlarla sınırlandırmaya çalışmak, ilahi hakikati tahrif etme riskini taşır.
Kur’an-ı Kerim, bu konuda net bir sınır çizerek şöyle buyurur: “Hakkında bilgin olmayan şeyin peşine düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur” (İsra, 36).
Cehennem tasavvuru, Hinduizm’den Yahudiliğe kadar pek çok eski kültürde yer bulmuş olsa da, bu inançların çoğunda cehennem bir “arınma” veya “geçici ceza” yeri olarak kodlanmıştır. Günümüzde ise bazı ilahiyatçılar ve hocalar, cehennemi bir “hastane” veya “rehabilitasyon merkezi” olarak niteleyerek, azabın ebediyetini reddetme eğilimindedir. Ancak bu tür yaklaşımlar, Kur’an’ın sunduğu dehşet verici ve kesin azap tasvirlerini görmezden gelen, gaybı taşlamaktan öteye geçmeyen zanni iddialardır.
Allah’u Teala, bu tür tevil arayışında olanları şu ayetle uyarır: “Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu (kendi anlayışlarına göre) tevil etmek için ondaki müteşabihlerin peşine düşerler” (Ali İmran, 7).
Kur’an-ı Kerim, cehennemi sadece bir mekan ismi olarak değil; “Cahim” (yakıcı ateş), “Haviye” (derin uçurum), “Hutame” (parçalayıp ufalayan) ve “Sakar” (deriyi kavuran) gibi farklı dehşet boyutlarını içeren terimlerle tarif eder. Bu tasvirler, azabın sadece bir “ıslah” süreci olmadığını, bilakis inkar ve zulme verilmiş adil bir karşılık olduğunu gösterir. Özellikle cehennemdeki yiyecek ve içeceklerin (zakkum ve hamim) niteliği, beşerî idrakin ötesinde bir acı boyutuna işaret eder: “Şüphesiz o zakkum ağacı, günahkarların yiyeceğidir. Erimiş maden gibidir; karınlarda kaynar, tıpkı kaynar suyun kaynaması gibi” (Duhan, 43-46).
İslam düşünce tarihinde bazı isimler, ilahi rahmetin genişliğinden hareketle azabın bir gün sona ereceğini veya cehennem ehlinin ateşe alışarak acı duymayacağını iddia etmişlerdir. Fakat Kur’an, “huld” ve “ebediyet” kavramlarını hem cennet hem de cehennem için aynı kesinlikle kullanır. Azabın sürekliliği, suçun büyüklüğü (şirk ve küfür) ile doğrudan ilintilidir.
Bu gerçeği vurgulayan pek çok ayetten biri şöyledir: “Onlar oradan çıkmak isterler ama oradan çıkacak değillerdir. Onlar için kalıcı bir azap vardır” (Maide, 37). Ayrıca Bakara Suresi 167. ayette de şöyle buyurulur: “Böylece Allah onlara, amellerini pişmanlıklar halinde gösterecektir. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir”
Bazı çağdaş yazarların “tekamül” adı altında savunduğu reenkarnasyon (tenasüh) iddiaları, Kur’ani hakikatlerle temelden çelişir. İnsanın dünyaya bir kez geldiği ve bu imtihanın sonucunda ebedi yurduna gideceği gerçeği, İslam inancının omurgasıdır. Kafirlerin ölüm anında tekrar dünyaya dönüp salih amel işleme istekleri Kur’an’da kesin bir dille reddedilir: “Nihayet onlardan birine ölüm geldiği vakit der ki: ‘Rabbim, beni geri gönder. Belki terk ettiğim dünyada salih bir amel işlerim.’ Hayır! Bu, onun söylediği (boş) bir sözden ibarettir” (Müminun, 99-100).
İslam akidesini modern ve geleneksel “yaban otlarından” arındırmak, sadece Allah’a teslim olan müminlerin görevidir. Cehennemi geçici bir menzil veya bir rehabilitasyon merkezi gibi sunmaya çalışmak, ilahi adaletin ve uyarının sarsıcılığını zayıflatmaktadır.
Sahih İslam düşüncesi, gaybi alanlarda sadece ilahi bildirime (nassa) itibar etmeyi ve aklın noksan yorumlarını vahyin önüne geçirmemeyi gerektirir.
Unutulmamalıdır ki: “Ateş halkı ile cennet halkı bir olmaz. Kurtulanlar ancak cennet halkıdır” (Haşr, 20).
İlahi adaletin dehşet verici sahneleri, aslında kulu nefsî bir savrulmadan kurtarıp güvenli bir limana sığınmaya davet eder. İslam akidesi, azabın kesinliği kadar, henüz nefes alıp verirken yönelinen samimi bir tevbenin her şeyi değiştirebileceğini de müjdeler. Zira mülkün sahibi olan Allah, sadece adil değil, aynı zamanda kullarına karşı son derece şefkatli ve bağışlayıcıdır.
Nitekim Kur’an-ı Kerim, en büyük günahların dahi içten bir yönelişle silinebileceğini şöyle beyan eder: “Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” (Zümer, 53)
Bu ilahi çağrı, kişinin geçmişindeki hataları birer “ıslah” vesilesine dönüştürebileceğinin en büyük delilidir. Ancak bu dönüşün, zanni bir teselli değil, hakikate tam bir teslimiyetle yapılması gerekir. Furkan Suresi’nde belirtildiği üzere, tevbe eden ve salih amel işleyenler için müjde büyüktür: “Ancak tevbe edip inanan ve salih amel işleyenler başkadır; Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir” (Furkan, 70)
Sonuç olarak; cehennemin varlığı ve ebediyeti nasıl sarsılmaz bir hakikatse, samimi bir tevbe ile o ateşten uzaklaşmak ve Allah’ın geniş rahmetine sığınmak da bir o kadar mümkündür. Mümin için asıl kurtuluş, gaybın dehşetinden kaçıp vahyin aydınlığında Rabbine rücu etmektir.
Öyleyse gelin, henüz vakit varken ve hakikatin kapıları ardına kadar açıkken, nefislerimizin hatalarından arınıp Rabbimize rücu edelim. Kalplerimizi nifaktan, zihinlerimizi zanni yorumlardan temizleyerek, O’nun sonsuz merhametine iltica edelim. Gelin, hep beraber samimiyetle tevbe edelim ve ebedi kurtuluşun anahtarı olan o saf teslimiyette buluşalım.
Ayetullah COŞKUN
Etiketler: ahiret hayatı » ayetullah coşkun » azabın ebediyeti » cehennem tasavvuru » ebedi yurt » gaybi hakikatler » ilahi adalet » İslam akidesi » islami eskatoloji » kurani nasslar » modern tevil eleştirisi » şirkin cezası » tenasüh reddi » vahiy ve akıl » yakini bilgi » zakkum ve hamimYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Teknoloji, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Bilim ve Teknoloji, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Teknoloji, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler