Son Dakika


Filenin Sultanları Tarih Yazdı: Milletler Ligi’nde ŞAMPİYON TÜRKİYE
Yeni Nesil Savaş Stratejisi
Filenin Sultanları Adını Finale Yazdırdı: Çin’i Set Vermeden Geçen Türkiye, Brezilya’nın Rakibi Oldu!
Batı Şeria’da Meşru Direniş: İşgalci Baskınına Karşı Halk Onurunu Savundu
Siyah-Beyazlılar Avrupa’ya Avantajla Başladı: Beşiktaş 1-0 Midtjylland
Başakşehir Rövanş İçin Umutlu: Inter Turku Engeli İstanbul’da Aşılamadı
Eleştiri, özü itibariyle bir inşa ve ihya faaliyetidir; bir eksikliği tamamlamayı, bir hatayı onarmayı ve hakikate bir adım daha yaklaşmayı amaçladığı müddetçe insani ve fikri bir değer taşır. Bu süreçte niyet, bir pusula vazifesi görür. Eğer bir tenkit, muhatabına yeni bir perspektif kazandırma gayesiyle yapılıyorsa, yıkıcılığından arınarak dönüştürücü bir güce, dolayısıyla toplumsal gelişimin en temel yakıtına dönüşür.
Ancak eleştiri, kendi ahlaki sınırlarını aşarak bir amaç olmaktan çıkıp karanlık ajandaların “aracı” haline dönüştüğünde, o asil değerini süratle yitirir. Bu savrulma hali, hakikati arama çabasının yerini bir tahakküm kurma ve itibarsızlaştırma operasyonuna bırakmasıdır. Araçsallaşmış bir eleştiri artık bir “değerlendirme” değil, bir “saldırı” formudur. Kendi varlık sebebine ihanet eden bu yaklaşım, yapıcı potansiyelini kaybederek geriye sadece yıkıntı bırakan bir retoriğe mahkûm olur.
Tarihsel Tekerrür ve Operasyonel Tenkit
Bugün bürokrasi ve siyaset zemininde, eleştirinin “hakikati gösteren ayna” misyonundan saptırılarak birer operasyon aparatına dönüştürüldüğüne şahitlik ediyoruz.
“Ailem” dizisi üzerinden Milli Eğitim Bakanlığı ve özellikle Sayın Yusuf Tekin’in hedef tahtasına oturtulması, bu durumun somut bir örneğidir. Kuşkusuz, bizler de söz konusu dizinin yapım süreci ve ortaya çıkan fotoğraf üzerinden Sayın Bakan’a yönelik yapıcı eleştirilerimizi sunduk. Lakin mesele, dizideki özensizlik konusunu çoktan aşmış; doğrudan Sayın Bakan’ı itibarsızlaştırmayı amaçlayan tehlikeli bir sürece evrilmiştir.
Bu manzara bizlere, geçmiş dönem Milli Eğitim Bakanlarımızdan Ömer Dinçer dönemini hatırlatmaktadır. Sayın Dinçer döneminde, Milli Güvenlik derslerinin kaldırılması ve “Andımız” gibi statükonun topluma hiza vermek için kullandığı ritüellerin sonlandırılması gibi devrim niteliğinde adımlar atılmıştı. Belki çok daha köklü sorunlar çözülecekti; ancak o günlerde iyi niyetle yapılan eleştiriler, ülkeyi esaret altına almak isteyen mahut kesimlerin gizli operasyonlarına zemin teşkil etmişti. Netice ise hepimizin malumudur.
Son bir haftadır yaşananlar, tarihin tekerrür etmekte olduğunu göstermektedir. Sayın Yusuf Tekin’in durduğu yerin yerli ve milli karakteri tartışma götürmez bir gerçektir. Milli eğitimde, “fetret dönemi” sonrası yakalanan bu inşa fırsatının heba edilmemesi elzemdir.
Tenkit ve öneri hakkımızı her daim mahfuz tutmakla birlikte; eleştirinin bir imha silahı olarak kullanılmasına müsaade etmemek, ilkesel bir duruşun gereğidir. Bu nedenle, yerli ve milli eğitim davasının akamete uğramaması adına Sayın Bakan’a sahip çıkmak, bir sorumluluk ahlakı meselesidir.
İdris ŞEKERCİ
Etiketler: 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü açıklaması » akciğer kanseri önleme » ALO 171 destek hattı » Denizli Haberleri » Denizli İl Sağlık Müdürlüğü » Denizli sigara denetimleri » dumansız hava sahası denetimi » kapalı mekan sigara cezaları » sigara bırakma poliklinikleri » sigarayı bırakma günü » tütün ürünlerinin zararları » tütünle mücadele verileri » ücretsiz sigara bırakma ilacı » Uzm. Dr. Berna Öztürk » Yeşil Dedektör uygulamasıYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Teknoloji, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Bilim ve Teknoloji, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Teknoloji, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler