Son Dakika


Kafkas Üniversitesinde Rektörlüğün En Güçlü Adaylarından Prof. Dr. Elnur Hasan Mikail Ankara’ya Davet Edildi
Fed Faiz Kararını Açıkladı
Avrupa’da Türk Fırtınası: Gurur Dolu Bir Haftanın Analizi
BU YÜZYIL AF DİLEME YÜZYILIDIR
Ümmetin Yiğit Evladı Aliya İzzetbegoviç’i Vefatının 23. Yılında Rahmetle Anıyoruz
Bizim de Suçumuz Var
“Eski dönemlerin gençliği” ile “günümüz gençliği arasındaki farklar” saymakla bitmez. Kitle iletişimden, cep telefonundan, dijital ortamdan ve teknolojik gelişmelerden sosyal medyaya kadar uzanıyor.
“Eski gençliğin” geçmişindeki çileleri, yoklukları, özverileri, umutlu arayışları, azimle ve sabırla yapılan çalışmaları yeni nesille kıyaslanamaz. Yeni neslin karakteristik yapısı; geleneksel başarı kalıplarının ötesine geçerek dijitalleşme, bireysel özgürlük, hızlı tüketim, kolaycılık ve emeksiz başarı elde etme üzerine kuruludur.
Eski nesiller fakirliğin, işsizliğin, imkânsızlığın ve zorluğun her çeşidini yaşadılar. Hayata atıldıktan sonra hesabını kitabını bilen ve tutumlu olanlar aşağı yukarı aradıklarını buldular. En azından büyük bir çoğunluğunun vasat bir hayatı var.
Onlardan önce yaşayanlar ise fakir doğdular, fakir yaşadılar ve fakir olarak öldüler. Anlatmaya çalıştığımız 50-60 yaş kuşağı ise fakir doğdular ama şimdi zengin yaşıyorlar, en azından vasat bir yaşam seviyeleri var. Yokluğu yaşadıklarından ellerindeki imkânlar için şükretmesini biliyorlar. Bu durum da onları mutlu etmeye yetiyor.
Yeni neslin böyle bir geçmişi yok. Çünkü her şeyi hazır buldular. Anne baba yoklukla büyüdüğü için, “ben çektim çocuklarım çekmesin diye” her şeyi boldan boldan önlerine serdiler. Yeni kuşak, hiçbir şeyin özlemini çekmeden istediğini anında bulabiliyor. Para, elbise, gezi, bilgisayar, teknoloji, yiyecek, içecek ha keza. Al, kullan, tüket. Bitti mi? Yenisi gelsin. Yok mu? Yoksa isyan, başkaldırı. Tam kapitalist, emperyalist sistemin planladığı sistem: “Üreteceksin, tüketeceksin, bitti mi yerine yenisini alacaksın” Bu çark kesintisiz böyle devam edip gidiyor.
Hakikati ifade etmek gerekirse yeni nesil gerçekten çok akıllı ve zeki. Türkiye’de ve dünyada cereyan eden olayların arkasındaki gizli oyunları sezinleyebiliyorlar. Teknolojiyi ve bilgisayarı kullanmada mahirler.
Bu yönleri iyi güzel de hayata bakış açıları olumsuz. İçlerini güvensizlik ve umutsuzluk duygusu sarmış. İnsanlara, idarecilere, okullarına güvenmiyorlar. Daha önemlisi, geleceğe güvenmiyorlar. Bu karamsar tablo çok ürkütücü… Hadi diyelim bunlar değişim çağındaki insanlar, gelecekte değişebilirler. Toplumun geneline baktığımızda aşağı yukarı aynı güvensizliği ve olumsuzluğu görüyoruz.
Aslında bu kadar karamsarlığa gerek yok. Kendimizi dünya devletleriyle mukayese ettiğimizde şanslı bile sayılabiliriz. Yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizi hesaplayacak olursak dünyada iyi konumda olan ülkelerden biriyiz. Bugün işletemiyorsak bile gelecekte işletme umudumuz var. Dünyada en genç nüfusu olan bir ülkeyiz. En önemli hazinemiz geleneksel aile yapımız tüm engellemelere rağmen varlığını sürdürüyor. Hayatın tüm zorluklarına rağmen Türk insanı aile yuvasından maddi ve manevi desteğini almaya devam ediyor.
Dünya devletleriyle mukayese yaptığımızda sosyal dengemizin işlediğini söyleyebiliriz. Değişim ve gelişim ile ilgili gelişmeler hızla devam ediyor, yeni anayasa arayışı umut verici. Normal yaşantının dışında ufak tefek olayları hesaba katmayacak olursak büyük bunalımlar ve sosyal facialar şükürler olsun ülkemizde pek yok. Her şeyin sütliman olduğunu da söylemek istemiyorum. Haksızlıkları, yolsuzlukları, baskıları, yasakları, zulümleri saymakla bitiremeyiz. Ancak dünya kurulduğundan beri bu haksızlıklar zaten var, yarın da mutlaka olacaktır. Hakla batılın çatışması ilahi adaletin bir tecellisidir. Unutmamamız gereken çok önemli bir püf noktası vardır: Her şeye rağmen hayat devam ediyor.
İslami duyarlılığı olan insanların şanslı oldukları çok önemli bir avantajları daha vardır: Başvurabilecekleri ve örnek alabilecekleri bir anayasalarının olmasıdır. Dünyadaki sistemler ve kaynaklar tükenmiştir. Ne komünizm kalmıştır, ne sosyalizm kalmıştır, ne faşizm kalmıştır, ne de liberalizm. Bizim model aldığımız sistem kıyametin sonuna kadar devam edecektir. Yalnız bir şartla: Bu sistemi çağra ve teknolojiye göre yorumlayıp uygulamak şartıyla. (İmani konular bu işin dışındadır.)
İnsanları 1400 sene öncesine götürüp tarihin derinliklerine bırakırsanız, işte o zaman olduğumuz yerde dönüp dururuz.
Mustafa K. TOPALOĞLU
Etiketler: dijital çağ gençliği » Dijitalleşme » Eski nesil » geleneksel aile yapısı » gençlerin karamsarlığı » gençlik ve teknoloji » kuşak çatışması » kuşak farkı » kuşaklar arası farklar » Mustafa K. TOPALOĞLU » mustafa topaloğlu » Mustafa Topaloğlu yazıları » sosyal medya etkileri » teknoloji ve toplumsal değişim » teknolojik gelişmeler » yeni kuşak » yeni nesil beklentileriYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
03 Kasım 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Tüm Manşetler
03 Kasım 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
02 Kasım 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Sağlık, Tüm Manşetler
29 Ekim 2026 Bilim ve Teknoloji, Eğitim, Ekonomi, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Nereye Gitsem, Siyaset, Tarih, Teknoloji, Tüm Manşetler