Son Dakika


Küresel Güç Mücadelesi ve Türkiye’nin Stratejik Hamleleri: USPUM Başkanı Gergerlioğlu’ndan Çarpıcı Açıklamalar
SONDAKİKA: İSRAİL’DE HÜKÜMETİ KURMA YETKİSİ EİSENKOT’A VERİLDİ
İstanbul’un 1600 Yıllık Mirası Londra’da: Bir Şehir, İki İmparatorluk
Türkçe Sadece Konuşulmadı, Dünyaya Kelime Verdi
ABD’de Güç Dengesi Değişti: Demokratlar Kongre’yi Ele Geçirdi, Küresel Piyasalar Dalgalandı
Avrupa Gecelerinin Ardından: İki Galibiyet, İki Hüzün
İnsan; kâinatın en mutena, en seçkin köşesinde, en ağır ve en şerefli sorumlulukla var edilmiş eşsiz bir muammadır. Hayatın o yorucu gürültüsü içinde kaybolmamak, geçici heveslerin peşinde ömür tüketmemek ve ruhu hakiki bir nizamla buluşturmak için varoluşun en derin sırrını çözmek, kulun bu fani âlemdeki en büyük vazifesidir.
Gerçek manada “yaşamak” sadece nefes alıp vermek değildir; bilginin ağır sorumluluğunu omuzlamak, cahil cesaretinden sıyrılmak ve kâinatın satır aralarındaki ilahi hikmeti idrak etmektir. “Bilen adam yaşayan adamdır; cahil adam cesur adamdır.” Sırrı bu hakikati fısıldar. Kâinattaki diğer mahlûkat içgüdüleriyle yaşayıp giderken, insana düşen bir akıl, hakkı batıldan ayıran bir vicdan ve tercih hakkı sunulan bir irade verilmiştir. İşte bu yüzden Allah’ın muhatabı insandır. Dağların ve taşların yüklenmekten korktuğu o ağır emanet, idrak sahibi olan insanın omuzlarındadır. “Sen hayvanda olmayıp sende olanı bul” buyruğu, insanın kendi içindeki o ilahi cevheri keşfetmesini emreder.
İnsanın en hakiki yolculuğu, dış dünyaya değil; kendi iç âlemine, kalbinin derinliklerine yaptığı seyahattir. Hakikat aynasında kendini seyretmeyi öğrenmek; kibrin, gururun ve nefsânî perdelerin arkasındaki hakikati görmek demektir. Bu özün gıdası maddiyat değil, manadır. Mana ile büyüyen varlığa insan denir. Beden sadece geçici bir hane, bir kılıftır; insanı insan kılan ise kalbindeki idrak, ruhundaki sızı ve hakikate duyduğu derin özlemdir. İnsanın bu olgunlaşma sürecinden geçerek piştiği yer ise sıradan bir mekân değil; ilahi hikmetin, edep ve irfanın talim edildiği kâinat mektebidir: “İnsanın geldiği mektebin adına okul denir.”
Her mümin, Yaratıcı’nın ilmiyle ve lütfuyla donatılmıştır. Kul, cehaletin karanlığına mahkûm değildir; yeter ki kalbinin kapılarını ilahi hikmete açmayı bilsin. Bu yolda atılacak en mübarek adım, Yaratıcı’nın kelamına sarılmaktır. Kur’an meali okumak; Allah’ın insanla nasıl konuştuğunu, neyi emredip neden nehyettiğini, ruhun hangi iklimde şifa bulacağını doğrudan ilahi muhataplık bilinciyle idrak etmektir. Kelamullah’ın manasına nüfuz eden kul, yolunu şaşırmaz. Bu hikmet pınarlarından su içmek, gönül erlerinin yazdığı divanları ve hikmetli kelamları okumakla da pekişir; çünkü o divanlar, hak erlerinin gözyaşı ve aşkla yazdığı manevi haritalardır.
Dil ile “Allah” demek kolaydır; lakin o ismin ağırlığını taşımanın, o kapıda durmanın bir bedeli vardır. “Allah” demenin bir bedeli var; Allah’a hizmet edeceksin. Zahmet çekilmeden, nefs terbiye edilmeden rahmet sağanakları yağmaz; zira bedel ödemediğin bir şeyin sana mükafatı gelmez, zahmetsiz rahmet olmaz. İnsan acelecidir, her şeyin hemen olmasını ister; oysa ilahi zamanlama ne zaman lazımsa o vakit tecelli eder: “Lazımsa başta verilir, lazım değilse sonda verilir.” Kur’an-ı Kerim’de buyurulduğu üzere, “Velem yekün lehû veliyyün mine’z-züll” (O, acizlikten dolayı bir veliye, bir yardımcıya da muhtaç değildir); insan Yaratıcısına sığınmadığı sürece acizdir. Bu yüzden kul, darda kaldığında dahi ümidini asla kesmemelidir: “Allah’tan bir şey isterken ümidinizi kesip istemeyin!”
İnsanın en büyük aldanışı, bu geçici dünyayı kalıcı sanmasıdır. Oysa kâinatın sahibi bizlere hatırlatır: “Dünya’da seninle beraberken sen neredeydin? Sana iki göz verip yarattıklarımı seyrettirmedim mi? Bu dünya oyun ve eğlenceden ibarettir demedim mi?…”
İnsan kritik bir yol ayrımındadır; fani bir hayalin mi yoksa değişmeyen hakikatin mi peşinden koşacağını seçmelidir.
Mümin, yeryüzünde Allah’ın gölgesidir; onu gören, O’nun merhametini ve adaletini hatırlamalıdır: “Biz Allah’ın yeryüzündeki gölgesiyiz. Bizi gören Allah’ı hatırlar.” İnsan, taşıdığı kellenin kıymetini bilmelidir. Tasavvufi bir latife olan Beyazıd-ı Bestami Hazretlerinin “pazarda üç kurban kellesini satması” hikayesinde olduğu gibi; nefsinin peşinde koşanların değeri beleştir, dünyevi kaygılarla yaşayanların bir bedeli vardır, fakat hakikati kuşanan bir kul paha biçilemez bir değere sahiptir.
Bu kutlu yolda insan asla yalnız değildir: “Hepimizde Allah’ın nuru var. Bu nurlar bir araya gelirse güç oluruz. Çoğalmak, güçlenmek hepimizin üstüne farzdır. Gün gelir ararsınız.” Hakikat erenlerinin nurları bir araya geldiğinde karanlıkları boğan sarsılmaz bir güce dönüşür. Bu birliğin ve huzurun teminatı ise şeriatın getirdiği nizam ve en ince edeptir; zira edep, insanın hududunu bilmesidir: “Şeriat insanı nizamda tutar. Her şeyin bir edebi var.” Tevhid nuruyla kalpteki tüm sahte putlar yıkılır ve kul “La ilahe illAllah” diyerek varlığın yegâne sahibine teslim olur.
Ve işte insanın ruhunu Hak’la buluşturan, o fani dünyadan kopup sonsuzluğa kanat açtığı en tesirli an, gece yatağına uzandığı sükûnet vaktidir. Gece yatağına yattığında “Ya Rabbi beni çok sev” de; bunu kalbinin en derin sızısıyla, gözyaşı gelene kadar söylemeye devam et. Ne zaman göz yaşı geldi, cevap geldi demektir. O gözyaşı, ruhun kirden arınma banyosu, ilahi rahmetin en berrak sağanağıdır.
Dünya geçici bir imtihandır ve yarın herkes hakiki sahibine hesap verecektir: “Yarın biz Allah’a hesap vereceğiz.” Lakin unutulmasın ki; Allah sevdiğine hesap sorar. Bu hesap, bir azap değil; kulunu arındırma, kemale erdirme ve O’na en yakın makama hazırlama lütfudur.
Hakikat aynasında kendini bulan, Kur’an mealiyle manaya eren, mana ile büyüyen, bedel ödeyen, tevhidin nuruyla aydınlanan ve gecenin sükûnetinde gözyaşıyla Rabbine yönelen insan, fani dünyanın tüm aldatıcı oyunlarından sıyrılarak hakiki huzura, selleşmiş bir kalbe ve ebedi kurtuluşa erer.
Vesselam.
Ayetullah COŞKUN
Etiketler: Allah sevgisi » ayetullah coşkun » Ayetullah Coşkun makale » fani dünya imtihanı » Gazete Hasbahçe » Gazete Kağıthane » gözyaşı duası » hakikat aynası » Hakikat Aynasında İnsan » hasbahçe gazetesi » ilahi aşk yolculuğu » insan ne demek » İslam ve tasavvuf » kadiri ne demek » Kur'an Meali » Kur'an meali okumak » mana ve ilim » manevi gelişim » maneviyat yazıları » neden inanıyoruz » Tasavvuf nedir? » tasavvufi yazı » tevhid ve nizamYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
07 Kasım 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Sivil Toplum, Tüm Manşetler
06 Kasım 2026 Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler
06 Kasım 2026 Eğitim, Ekonomi, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler
06 Kasım 2026 Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler