Son Dakika


Kafkas Üniversitesinde Rektörlüğün En Güçlü Adaylarından Prof. Dr. Elnur Hasan Mikail Ankara’ya Davet Edildi
Fed Faiz Kararını Açıkladı
Avrupa’da Türk Fırtınası: Gurur Dolu Bir Haftanın Analizi
BU YÜZYIL AF DİLEME YÜZYILIDIR
Ümmetin Yiğit Evladı Aliya İzzetbegoviç’i Vefatının 23. Yılında Rahmetle Anıyoruz
Bizim de Suçumuz Var
Dilin yalnızca bir iletişim aracı değil, bir milletin aklını ve zihniyetini okuma anahtarı olduğuna inanmışımdır. Yıllardır kaleme aldığım çalışmalarımda, Türkçenin derinliklerine indikçe bu dilin sıradan bir tesadüfle oluşamayacağını, aksine arkasında kusursuz bir mühendislik ve akıl barındırdığını gördüm. Zaten bunu dile getirenler de yalnız ben değilim; ömürlerini dile vermiş, dünyanın dört bir yanından yabancı dil bilimciler de aynı gerçeğe hayranlıkla tanıklık ediyorlar.
Yıllar önce bu konuyu düşündüğümde zihnime kazınan ilk isimlerden biri Prof. David Cuthell olmuştu. Bildiği nice dilin arasında Türkçeyi apayrı bir yere koyar Cuthell ve şöyle der: “Birçok yabancı dil biliyorum. Bu diller arasında Türkçe öyle farklı bir dil ki, sanki yüz yüksek matematik profesörü bir araya gelip Türkçeyi yaratmış. Bir kökten bir düzine kelime üretiliyor.
Türkçe öyle bir dil ki, başlı başına duygu, düşünce, mantık ve felsefe dilidir.” Gerçekten de dikkati çektiği o kök sistemi şaşmaz bir formüle dayanır; kural bozulmaz, bir kökten onlarca anlam doğar.
Aynı hayranlığı Alman dilbilimci Max Müller’in The Science of Language adlı eserinde de okuruz. Müller, Türkçenin gramerini okumanın büyük bir zevk olduğunu belirtirken şu çarpıcı benzetmeyi yapar: “Sanki bir arı kovanında kristal hücrelerin oluşumunu izler gibi, dilin iç işleyişini görebiliriz.” Hatta bir şarkiyatçının aktardığı gibi, Türkçe sanki bir ilim adamları topluluğunun müzakerelerinin sonucu gibi karşımızda durur; şeffaf ve pırıl pırıldır.
50 dil bilen Belçikalı dilbilimci Prof. Dr. Johan Vandewalle’yi dinlediğinizde bu hakikat daha da pekişir. Öğrendiği onca dilden sonra en çok hayran kaldığı, en mantıklı ve en matematiksel bulduğu dilin Türkçe olduğunu söyler Vandewalle. Türkçenin çok kısa sürede öğrenilebilmesinin sırrı da buradadır; çünkü o, istisnalarla değil, kusursuz bir kuralla işler.
İşin köklerine indiğimizde, merhum Kazım Mirşan Hoca’nın kulaklarımda çınlayan sözlerini hatırlarım. Mirşan Hoca, Latin alfabesinin aslında bir Ön-Türk alfabesi olduğunu savunur ve zinciri şöyle kurardı: Ön-Türk Tamgaları, Etrüskler ve Latin. Roma’dan önce İtalya’da yaşayan Etrüsklerin Türk olduğunu, yazıtlarını Orhun’daki tamgalarla karşılaştırarak okumuştu. Ona göre tüm dünya alfabelerinin kökeninde Türk alfabesinin izleri vardı.
Bütün bu dört ayrı hocanın, dört ayrı asırda vardığı hüküm aynıdır: Türkçe konuşulmamış, sanki tasarlanmıştır. Duyguyu da, düşünceyi de, mantığı da ve felsefeyi de aynı formül içinde taşıyan bir dil matematiğidir.
Nasıl ki yassa nasıl bir töre matematiği ise, Türkçe de işte tam manasıyla bir dil matematiğidir. Ve ben bu hakikati kaleme almaktan bir an olsun yorulmayacağım.
Necati YÜZÜAK
Etiketler: David Cuthell Türkçe görüşü » dilbilim ve Türkçe felsefesi » dilbilimcilerin gözünden Türkçe » Etrüskler ve Ön Türkler » Johan Vandewalle Türkçe analizi » Kazım Mirşan Ön Türk alfabesi » Max Müller The Science of Language » Necati Yüzüak yazıları » tasarlanmış dil Türkçe » Türkçe dil matematiği » Türkçe: Tasarlanmış Bir Aklın Matematiği » Türkçenin gramer yapısı » Türkçenin kök sistemi » Türkçenin kökeni araştırmaları » Türkçenin matematiksel yapısıYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
06 Kasım 2026 Eğitim, Ekonomi, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler
05 Kasım 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Tarih, Tüm Manşetler
05 Kasım 2026 Aile, Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Sivil Toplum, Teknoloji, Tüm Manşetler
03 Kasım 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Tüm Manşetler