Son Dakika


Filenin Sultanları Adını Finale Yazdırdı: Çin’i Set Vermeden Geçen Türkiye, Brezilya’nın Rakibi Oldu!
Batı Şeria’da Meşru Direniş: İşgalci Baskınına Karşı Halk Onurunu Savundu
Siyah-Beyazlılar Avrupa’ya Avantajla Başladı: Beşiktaş 1-0 Midtjylland
Başakşehir Rövanş İçin Umutlu: Inter Turku Engeli İstanbul’da Aşılamadı
Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi Yolunda Avantajı Kaptı
Bill Gates’ten Yapay Zeka ve İklim Krizi Çıkışı: “Gelecekte İnsan Gücüne Gerek Kalmayacak”
İslam, kelime anlamı itibarıyla teslimiyet, barış ve esenlik demektir. Bu teslimiyet, insanın yeryüzündeki varoluş amacının anahtarıdır. Müslüman, sadece dilde değil, tüm varlığıyla Mutlak Varlık olan Allah’ın iradesine boyun eğen ve O’nun koyduğu nizamda huzuru bulan kişidir. Zira yaratılmış her şey, Güneş’in doğuşundan yerçekimi kanunlarına kadar, zaten zorunlu bir teslimiyet (İslam) içindedir; insan ise bu teslimiyeti özgür iradesiyle seçmekle yükümlüdür. Bu bilinçli teslimiyet, kalbe sükûnet, ruha dinginlik getirir ve kişiyi dünya telaşının getirdiği karmaşadan kurtarır. Gerçek anlamda Allah’a yönelen bir kul, maddi kaygıları değil, O’nun rızasını merkeze alır ve böylece fani olanın peşinde koşmaktan kurtularak ebedi olanı kazanma yolunda ilerler.
İnsanın en önemli görevi, sadece ibadetleri yerine getirmekten ibaret değildir; aynı zamanda yeryüzünde ahlak ve adalet numunesi olmaktır. İslam, bireyden başlayıp toplumu kuşatan bir ahlak sistemi önerir. Komşuya iyilik etmekten, dürüst ticaret yapmaya, yoksulun hakkını gözetmekten, çevreye merhamet göstermeye kadar hayatın her anı ibadet sayılabilir. Zira Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) buyurduğu gibi, “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” Bu bağlamda, Müslüman’ın karakteri, inancının en belirgin yansımasıdır. Gösterişten uzak, samimi bir İhlas ile yapılan her güzel davranış, kişinin sadece kendine değil, tüm insanlığa karşı sorumluluğunu yerine getirmesi demektir. Bu bütüncül ahlak anlayışı, İslam medeniyetlerinin yüzyıllarca süren kültürel ve ilmi başarılarının temelini oluşturmuştur.
Nihayetinde, İslam inancının odağında Allah’a olan koşulsuz sevgi ve bağlılık yatar. İman, kuru bir bilgi yığını değil, kalpte kök salan ve tüm hayatı aydınlatan bir nurdur. Namaz, oruç, zekât gibi ibadetler, bu manevi bağı güçlendiren, ruhu besleyen ve nefsi terbiye eden araçlardır. Her zorluk ve sıkıntı anında sabra, her nimet karşısında şükre sarılmak, bu derin bağlılığın pratik tezahürleridir. Kul, Allah ile olan bu sürekli iletişim ve zikir hali sayesinde, nefsini arındırır ve Marifetullah (Allah’ı tanıma) yolunda ilerler.
İşte bu bilinçle yaşayan bir mümin için dünya, bir imtihan ve hazırlık yurdu; ahiret ise bu teslimiyetin nihai karşılığını bulacağı ebedi huzur diyarıdır.
Ayetullah COŞKUN
Etiketler: ahiret » ahlak » Allah » aşk » Cehennem » Cennet » din » Fenafillah » İnsan » Ma'rifetullah » Tasavvuf » Tecelli » Vahdet-i Vücûd » Varlık » YaratılışYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
25 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler
20 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Spor, Tüm Manşetler
19 Temmuz 2026 Bilim ve Teknoloji, Eğitim, Ekonomi, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Teknoloji, Tüm Manşetler
16 Temmuz 2026 Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler