Son Dakika


Filenin Sultanları Tarih Yazdı: Milletler Ligi’nde ŞAMPİYON TÜRKİYE
Yeni Nesil Savaş Stratejisi
Filenin Sultanları Adını Finale Yazdırdı: Çin’i Set Vermeden Geçen Türkiye, Brezilya’nın Rakibi Oldu!
Batı Şeria’da Meşru Direniş: İşgalci Baskınına Karşı Halk Onurunu Savundu
Siyah-Beyazlılar Avrupa’ya Avantajla Başladı: Beşiktaş 1-0 Midtjylland
Başakşehir Rövanş İçin Umutlu: Inter Turku Engeli İstanbul’da Aşılamadı
Şair ve yazar İsmet Özel, o sarsıcı ve ödün vermez üslubuyla ‘Yaşıyor olmak, savaşıyor olmaktan başka bir şey değildir’ derken, aslında hayatın trajik dokusuna neşter vurur. Bu ifade; yalnızca fiziksel bir kavgayı değil, insanın nefsiyle, zamanın ruhuyla ve eşyanın tabiatıyla olan o kesintisiz mücadelesini simgeler. Ne var ki modern zaman Müslümanı, bu kadim ‘savaşçı’ kimliğini terk ederek dünyayı bir ‘dinlenme tesisi’ ya da inşa edilmesi gereken bir ‘mini cennet’ olarak görme yanılgısına düşmüştür.
Bu dünyada her şey eksiktir, her şey yarımdır. İnsanın bu dünyadaki temel yanılgısı, mükemmeli (tam olanı) kusurlu olanda aramasıdır.
Bizler Müslümanlar olarak, ahirete dair olan vaatleri bu dünyaya tahvil etmeye çalışıyoruz. Dünyamızı cennet haline getirmeye çalıştıkça, dünyanın doğasındaki “meşakkat” gerçeğiyle çarpışıyor ve her seferinde daha büyük bir hayal kırıklığı yaşıyoruz. Halbuki dünya, tadilatı asla bitmeyecek eski bir ev gibidir; bir tarafını onarırken diğer tarafı mutlaka dökülecektir.
Modern dünya bize konforu, hızı ve acısız bir hayatı vadetti. Atalarımızın çektiği büyük kıtlıklar, kitlesel salgınlar veya cepheden cepheye koştukları fiziksel yıkımlar bugün çoğumuzun uzağında. Karnımız tok, sırtımız pek; teknoloji sayesinde imkansız görünen her şeye erişebiliyoruz. Ancak bu maddi doyum, beraberinde korkunç bir ruhi açlığı getirdi.
Eskilerin acısı somuttu: açlıktı, yaraydı, ölümdü. Bizim acımız ise soyut ve daha sinsi: anlamsızlık, yabancılaşma ve varoluşsal sancı. Maddi refah arttıkça insanın içindeki boşluk büyüyor. Modern Müslüman, lüksün ve konforun içinde “evinde hissetmeme” duygusuyla kıvranıyor. Bu durum, atalarımızın çektiği bedensel acılardan çok daha ağır bir yük olabilir; çünkü fiziksel acı bir şekilde dindiğinde insan huzur bulabilirken, ruhun acısı tüm konforu zehirlemeye yetiyor.
Eğer yaşamak savaşmaksa, bugünün Müslümanı için savaş meydanı artık meydanlar değil, kendi iç dünyasıdır. Modernite bizi sadece dışarıdan değil, içeriden işgal etti. Arzularımızı, beğenilerimizi ve hayattan beklentilerimizi yeniden şekillendirdi.
Bizden öncekiler “nasıl hayatta kalırım?” diye savaşırken, biz “bu anlamsızlık içinde nasıl Müslüman kalırım?” savaşını veriyoruz.
Dünyada cenneti kurma hayali, bir serabın peşinden koşmaktır. Müslüman için dünya, içinde rahat edilecek bir saray değil, bir sefer halidir. Acının ve eksikliğin kaçınılmaz olduğunu kabul etmek, modern dünyanın vaat ettiği o sahte “mutluluk” illüzyonundan kurtulmanın ilk adımıdır.
Kurtuluş, karnımızın tokluğunda değil, ruhumuzun o soylu sızısını yeniden keşfetmekte yatmaktadır.
Vesselam.
Ayetullah COŞKUN
Etiketler: cennet arayışı » dindarlık ve konfor » dünya imtihanı » gelenek ve modernite » Hayatın Gerçekleri » içsel mücadele » insan ve anlam » İsmet Özel » manevi boşluk » metafizik gerilim » modern çağın çıkmazı » modern dünya eleştirisi » modernizm ve din » Müslüman kimliği » ruhsal acı » ruhun gurbeti » sabır ve şükür » varlık muhasebesi » varoluşsal sancı » yaşama savaşıYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Teknoloji, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Bilim ve Teknoloji, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Teknoloji, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler