Son Dakika


Avrupa’da Türk Fırtınası: Gurur Dolu Bir Haftanın Analizi
BU YÜZYIL AF DİLEME YÜZYILIDIR
Ümmetin Yiğit Evladı Aliya İzzetbegoviç’i Vefatının 23. Yılında Rahmetle Anıyoruz
Bizim de Suçumuz Var
AZERBAYCAN’DAN TÜRKİYE’YE İNANÇ HÜRRİYETİNİN EVRENSEL SINAVI
Bir Başörtüsünden Fazlası Var, Bilesin Azerbaycan
Bireysel hataların telafisi mümkün olabilir ancak kurumlar eliyle yapılan hatalı işlemler, koca bir sistemin ruhunu ve o sisteme hayat veren insanları yaralar. Bugün merkezi yönetim anlayışının en büyük çıkmazlarından biri; sahadaki gerçekliği, öğretmenin sınıfındaki iklimi ve evindeki huzuru hesaba katmadan, “herkese tek tip reçete” sunan bir yaklaşımla hareket etmesidir.
Norm kadro fazlası öğretmenlerin -re’sen atama dahil- tüm atama süreçlerinde, “kamu yararı” adı altında tek tip uygulamalara gidilmesi, ne yazık ki sahada büyük gönül kırgınlıklarına ve sosyal mağduriyetlere yol açmaktadır. Eğer bugün eğitim çalışanlarının sesi olan tüm sendikalar aynı haklı kaygıda buluşuyorsa, bu sese kulak vermek adaletin gereğidir.
İbrahim Tenekeci’nin, “Eleştiri, bize tutulan aynadır. Dışarıdan nasıl göründüğümüzü söyler. Her eleştiri sahibini ötekileştirmek bizi daha doğru yapmaz. En yıkıcı yalnızlık, çevremizde yanlışımızı söyleyecek kimsenin kalmamasıdır.” tespitine bu gerçekliğin ışığında bakıldığında; eğitim öğretim yılının tam ortasında, düzenini kurmuş bir öğretmeni re’sen atama ile yerinden etmek, sadece bir yer değişikliği değildir. Bu; sosyal maliyeti çok ağır olan, aile bütünlüğünü ve çalışma barışını sarsan bir uygulama olarak kayıtlara geçecektir.
Öğretmene bir tercih hakkı sunup ardından “tercihlerin ilçe dışında” diyerek bu talepleri yok saymak, hakkaniyetle örtüşmeyen bir tenakuz (çelişki) değil midir?
Birkaç ay sonra kendi isteğiyle tayin isteyebilecek bir öğretmeni, bugün mecburiyetler kıskacına almak hangi vicdana sığar?
Daha bir yıl önce “norm fazlası” olarak atanan bir meslektaşımızın, bugün yine aynı belirsizliğe mahkûm edilmesi, sistemin yükünü sadece öğretmenin omuzlarına yüklemek değil midir?
Aynı mağduriyet, mazeret grubu (özür grubu) bekleyen öğretmenlerimiz için de bir sarmala dönüşmüştür. SGK gün şartındaki kısıtlamalar ve ilçe grupları, ailesine kavuşmak isteyen bir öğretmen için maalesef birer “prangaya” dönüşmüş durumdadır.
Şimdi, bu sorunu bizzat yaşayan binlerce meslektaşımızın sesi olarak soruyoruz: Yıllarca kurumların kendi planlama hataları veya görevlendirmeler nedeniyle oluşan norm fazlalığının bedeli, neden haksız yere re’sen atanan öğretmene ödetilmektedir?
“Aile Yılı” olarak nitelendirdiğimiz bir dönemde, çocuklarından ve eşinden ayrı düşen öğretmenlerin önüne örülen bu mevzuat duvarları neye hizmet etmektedir?
İdris ŞEKERCİ
Etiketler: Aile Bütünlüğü » çalışma barışı » eğitim » eğitim sendikaları » eğitimde liyakat » İdris Şekerci » kamu yararı » mazeret tayini » mevzuat mağduriyeti » Milli Eğitim Bakanlığı » norm fazlası öğretmenler » Norm kadro » öğretmen » öğretmen atama yönetmeliği » öğretmen hakları » öğretmenlerin sesi » okul planlama hataları » özür grubu tayinleri » Resen Atama » sosyal mağduriyetlerYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
23 Ekim 2026 Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler
20 Ekim 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler
20 Ekim 2026 Bilim ve Teknoloji, Din ve Yaşam, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tarih, Tüm Manşetler
19 Ekim 2026 Din ve Yaşam, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler