Son Dakika


Filenin Sultanları Tarih Yazdı: Milletler Ligi’nde ŞAMPİYON TÜRKİYE
Yeni Nesil Savaş Stratejisi
Filenin Sultanları Adını Finale Yazdırdı: Çin’i Set Vermeden Geçen Türkiye, Brezilya’nın Rakibi Oldu!
Batı Şeria’da Meşru Direniş: İşgalci Baskınına Karşı Halk Onurunu Savundu
Siyah-Beyazlılar Avrupa’ya Avantajla Başladı: Beşiktaş 1-0 Midtjylland
Başakşehir Rövanş İçin Umutlu: Inter Turku Engeli İstanbul’da Aşılamadı
Bireysel hataların telafisi mümkün olabilir ancak kurumlar eliyle yapılan hatalı işlemler, koca bir sistemin ruhunu ve o sisteme hayat veren insanları yaralar. Bugün merkezi yönetim anlayışının en büyük çıkmazlarından biri; sahadaki gerçekliği, öğretmenin sınıfındaki iklimi ve evindeki huzuru hesaba katmadan, “herkese tek tip reçete” sunan bir yaklaşımla hareket etmesidir.
Norm kadro fazlası öğretmenlerin -re’sen atama dahil- tüm atama süreçlerinde, “kamu yararı” adı altında tek tip uygulamalara gidilmesi, ne yazık ki sahada büyük gönül kırgınlıklarına ve sosyal mağduriyetlere yol açmaktadır. Eğer bugün eğitim çalışanlarının sesi olan tüm sendikalar aynı haklı kaygıda buluşuyorsa, bu sese kulak vermek adaletin gereğidir.
İbrahim Tenekeci’nin, “Eleştiri, bize tutulan aynadır. Dışarıdan nasıl göründüğümüzü söyler. Her eleştiri sahibini ötekileştirmek bizi daha doğru yapmaz. En yıkıcı yalnızlık, çevremizde yanlışımızı söyleyecek kimsenin kalmamasıdır.” tespitine bu gerçekliğin ışığında bakıldığında; eğitim öğretim yılının tam ortasında, düzenini kurmuş bir öğretmeni re’sen atama ile yerinden etmek, sadece bir yer değişikliği değildir. Bu; sosyal maliyeti çok ağır olan, aile bütünlüğünü ve çalışma barışını sarsan bir uygulama olarak kayıtlara geçecektir.
Öğretmene bir tercih hakkı sunup ardından “tercihlerin ilçe dışında” diyerek bu talepleri yok saymak, hakkaniyetle örtüşmeyen bir tenakuz (çelişki) değil midir?
Birkaç ay sonra kendi isteğiyle tayin isteyebilecek bir öğretmeni, bugün mecburiyetler kıskacına almak hangi vicdana sığar?
Daha bir yıl önce “norm fazlası” olarak atanan bir meslektaşımızın, bugün yine aynı belirsizliğe mahkûm edilmesi, sistemin yükünü sadece öğretmenin omuzlarına yüklemek değil midir?
Aynı mağduriyet, mazeret grubu (özür grubu) bekleyen öğretmenlerimiz için de bir sarmala dönüşmüştür. SGK gün şartındaki kısıtlamalar ve ilçe grupları, ailesine kavuşmak isteyen bir öğretmen için maalesef birer “prangaya” dönüşmüş durumdadır.
Şimdi, bu sorunu bizzat yaşayan binlerce meslektaşımızın sesi olarak soruyoruz: Yıllarca kurumların kendi planlama hataları veya görevlendirmeler nedeniyle oluşan norm fazlalığının bedeli, neden haksız yere re’sen atanan öğretmene ödetilmektedir?
“Aile Yılı” olarak nitelendirdiğimiz bir dönemde, çocuklarından ve eşinden ayrı düşen öğretmenlerin önüne örülen bu mevzuat duvarları neye hizmet etmektedir?
İdris ŞEKERCİ
Etiketler: Aile Bütünlüğü » çalışma barışı » eğitim » eğitim sendikaları » eğitimde liyakat » İdris Şekerci » kamu yararı » mazeret tayini » mevzuat mağduriyeti » Milli Eğitim Bakanlığı » norm fazlası öğretmenler » Norm kadro » öğretmen » öğretmen atama yönetmeliği » öğretmen hakları » öğretmenlerin sesi » okul planlama hataları » özür grubu tayinleri » Resen Atama » sosyal mağduriyetlerYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Teknoloji, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Bilim ve Teknoloji, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Teknoloji, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler