logo

Ölenle Ölünmez

Mine GÜLŞEN

Mine GÜLŞEN
mine_2763@hotmail.com
Ölenle Ölünmez

İnsan, içinde çiçekler yetiştiriyor.
Kimi umut der adına, kimi yaşama sevinci.
Fakat insanın gönlündeki hiçbir çiçek, ekildiği gibi yetişmiyor.
Toprak değil ki bu, attığın tohum cinsi gibi çıksın.

Bazen gafil oluyor insan, bir boşlukta asılı kalıyor benliğin.
Cismin de kalbin de çile çekiyor.

Bilirsin, mevsimlerden bahar da var, yaz da.
Mevsim dört ama sen sadece kışı yaşıyor,
Baharı bilmiyorsun.

Sabahın bir huzuru, sükûnu, mutluluğu vardır.
Ama sen hep geceyi yaşıyor,
Sabah ışığını görmüyorsun.

Neden?
Çünkü kendi gailenle boğuşuyorsun.

Gülmek diyorum.
Haram sanki yüzümüze.
Azıcık gülsek sonra başka bir kederle ödüyoruz,
Mutluluğun diyetini.

Aldığın her nefes bazen ciğerlerine yetmez,
Bazı solukların, bazen nefes olmaktan çıkar,
Kalbine ızdırap verir.

Yaşamak, bazı durumlarda insanın benliğini aşar,
Gücünün üstüne çıkar, zorlar.
Direnebilen yürüyüp gider,
Yürüyemeyen yarı yolda kalır.

Kalbin bebek misali masum ve tertemizdir.
Ama insan elinde kirlenir, tahrip olur.

Duygular insana mahsus olsa da,
Buruşuk bir elbise gibi askıda asılı kalır çoğu zaman.

İnsanı, insandan kalma bir hüzün silip süpürüyor.
Koca bir boşluk var sanki! 

İçinde, yalnızca sen var gibisin.
Konuşan sen, duyan sen, yalnız başına çırpınan sen.

Derinlerde boğuluyorsun, kimse görmüyor.
Ölüyorsun, kimse bilmiyor.

Can veriyorsun, 
Vurdumduymazların haberi yok,
Sesin gelmesin diye üstünü örtüyorlar.
Dinlemiyor, anlamıyorlar.

Ne bileyim, dünya işte.
Her şey yalan, geçici.
Her şey emaneten; ha var, ha yok.

Ha doğmuş yaşamışsın,
Ya da hiç geçmemişsin bile dünya yurdundan.

Dünya insanın yurdu idi ama
İnsan insana ne yer verdi ne yurt.

Her şey mi vefasız olur? 
Herkes mi vefasız olur?
Oluyor işte!

Sevdiklerin ölünce en çok sen ağlarsın.
Ama bir zaman geçtikten sonra, 
O en sevdiğinin hatıralarını bile
Gülerek anlatan insanlar gördü gözlerim.

Ölenle ölünmez dedikleri bu olsa gerek.

Öyle işte!

Mine GÜLŞEN

Etiketler: » » » »

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • NİHAYET

    26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Teknoloji, Tüm Manşetler

    Amerikan Psikiyatri Cemiyeti birkaç yıl önce "selfitis" adıyla yeni bir ruhsal rahatsızlık tanımlamıştı. Gün içinde altı ve daha fazla sayıda selfie (özçekim) çekilerek bunların sosyal medyada paylaşılmasını bir hastalık belirtisi olarak kabul eden bu tanım, aslında dijital çağın insanoğlunu sürüklediği yeni bağımlılık alanlarını gözler önüne seriyor. Acaba bu durumun ülkemizdeki yansıması nasıldır? Allah muhafaza, bugün Türkiye’de bu hastalık, hasta sayısının çok ötesine geçerek adeta ulusal bir alışkanlık haline gelmiş durumda; hatta ...
  • Bir Diriliş Ruhu: İslam Medeniyet Tasavvuru Ontolojisi

    26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Tüm Manşetler

    Medeniyetler önce şehirlerde değil, kalplerde doğar. Çünkü insanın iç dünyası, dış dünyanın aynasıdır. O ayna bulanıksa ne şehirler huzur verir ne saraylar adalet dağıtır. Kalp, medeniyetin mihrabıdır derler; orada yankılanan her hakikat, zamanla sokakların ahengine, çarşıların helal dengesine, mahkeme duvarlarının adalet sesine dönüşür. Bir milletin yükselişi de çöküşü de önce inanç dünyasında başlar. Kılıçlar kırılmadan önce fikirler kırılır; surlar yıkılmadan önce ahlak çöker, devletler dağılmadan önce insanlar istikametini kaybeder. Bu yüz...
  • Yeni Nesil Savaş Stratejisi

    26 Temmuz 2026 Bilim ve Teknoloji, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Teknoloji, Tüm Manşetler

    Dünyanın hızla değiştiği hepimizin malumu. Teknolojinin baş döndürücü şekilde hayatımızın her aşamasına hükmetmeye devam ediyor. Bir taraftan tüm gücüyle mücadele eden bir yapı ilmik ilmik işleme yaparak insanın her santimetresinde dokumalar yapmaya devam ediyor. Yapay zeka hayatımızın hızla merkezi haline geldi. Bir tanrı algısıyla yeni nesil neredeyse her şeyi yapay zekaya sorar hale geldi. İçinde her şeyi barındıran bilgi bankası önünüze her şeyi saniyeler içerisinde sunduğunda afallayıp kalıyorsunuz. Bunu yaşı kırkın üzerinde olan...
  • Neden Kitap Okumuyoruz?

    26 Temmuz 2026 Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler

    Bu kadar dijital ortamın, bu kadar kolaylığın, bu kadar teknolojinin, bu kadar bilginin, bu kadar görselliğin, bu kadar yoğunluğun olduğu bir dönemde kitap okumak da neyin nesi? Bu kadar koşuşturmanın olduğu bir ortamda kitap mı okunur? Kitap okumak cahil insanların işi. Nasıl olsa herkes her şeyi biliyor, her konuda ahkâm kesebiliyor. Kitap okumaya ne gerek var? Niye vaktinizi kitapla geçiresiniz? Cep telefonunda, internette ve sosyal medyada o kadar dolaşılacak yerler varken kum kuşu gibi kitabın sayfalarına mı gömüleceksiniz? İroniyi bir...