Son Dakika


MU’DAN ANU’YA VE ASYA’DAN AMERİKA’YA: 20.000 YILLIK TÜRK KÖKÜ VE 6 SOMUT DELİL
FİLENİN SULTANLARI ÜST ÜSTE 2. KEZ AVRUPA ŞAMPİYONU OLDU
Kağıthane’den Milli Takım’a: Keskinler Spor Kulübü’nün Gururu Habil Kenesarı Türkiye Kick Boks Şampiyonu Oldu!
MU’DAN DÜNYAYA: KAYIP YAZININ VE 4 KOL TÜRK GÖÇÜNÜN GERÇEK SAHİPLERİ
Filenin Sultanları Sırbistan’ı Geçerek Avrupa Şampiyonası’nda Finale Yükseldi
Yazının Gizli Tarihi: ANU’dan Kenger’e, Aran’dan Göktürk’e Dünyayı Saran Medeniyet
Gerçeğin yerini sanalın, olgunun yerini algının aldığı günden beri her şey ters yüz oldu. Ne mahremiyet kaldı ne de kutsala saygı. “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” sözünü baş tacı eden; bilgiye ve öğretmene hürmet eden talebe bilinci, yerini öğretmeni adeta bakıcı konumuna indiren duyarsızlığa ve devamsızlık baskısı ile sıraya mahkûm edilmiş bir öğrencilik anlayışına bıraktı.
Nasıl ki mertlik silah ortaya çıkınca bozulduysa, mahremiyet de sosyal medya ile birlikte tükendi. En özel günlerinde birlikte yemeğe çıkan ancak cep telefonlarıyla meşgul olmaktan birbirleriyle tek kelime konuşamayan ebeveynlerin ilgisizliğiyle, mini ekranların başında büyüyen çocuklar; büyüdüklerinde sosyal medyanın karanlık dehlizlerinde kaybolan, beğeni bağımlısı bir gençliğe dönüştü.
Başta ifade ettiğimiz gibi; gerçeğin yerini sanalın aldığı günde, ne mahremiyet kaldı ne de kutsala saygı. Son günlerde bunun acı bir örneğini yaşıyoruz. Bir zamanlar Ramazan ayında oruç tutan komşularına saygısından dolayı kamusal alanda/sokakta yemek yemekten kaçınan gayrimüslim hassasiyetinin bulunduğu erdemli bir toplumdan; bugün, adı Ayşe-Fatma, Hasan-Hüseyin olan gençlerin, yalnızca birkaç “beğeni” uğruna dinin direği namazla alay eden paylaşımlar yapabildiği bir noktaya geldik.
Bu nedenle bize düşen; sükûnetimizi muhafaza ederek, bu paylaşımları daha görünür kılmanın “şüyuu vukuundan beterdir” sözünde ifadesini bulan bir yanlışa dönüşeceğini görüp meseleyi doğru yerden ele almaktır.
Ortada ne ideolojik bir tavır ne de bilinçli bir din karşıtlığı bulunmaktadır. Karşımızdaki durum; gerçek dünyadan koparak sanal âleme bağımlı hale gelen, davranış sorunları yaşayan patolojik bir sürecin sonucudur.
Bunun çözümü ne yalnızca adli yöntemlerle ne de güvenlik tedbirleriyle mümkündür. Asıl mesele; nesilleri ifsat eden, masumiyeti zedeleyen ve mahremiyeti tüketen sanal dünyanın ayartıcı etkisine karşı kalıcı, bilinçlendirici ve değer temelli çözümler üretebilmektir.
İdris ŞEKERCİ
Etiketler: Ahlaki yozlaşma » Aile ve Toplum » Algı yönetimi » Beğeni bağımlılığı » Bilgi ve hürmet » Davranış bozukluğu » Değer temelli çözüm » değerler eğitimi » dijital dünya » Dijital mahremiyet » Dijitalleşme » Eğitim Sistemi » farkındalık » Gençlik sorunları » İnternet etiği » Kültürel erozyon » Kutsala saygı » Mahremiyet » Nesil ifsadı » Patolojik süreçler » Sanal dünya » Sanal gerçeklik » Sosyal medya » Teknoloji bağımlılığı » Toplumsal değişimYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
09 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Tarih, Tüm Manşetler
07 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler
07 Eylül 2026 Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tarih, Tüm Manşetler
07 Eylül 2026 Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Sivil Toplum, Tüm Manşetler