Son Dakika


Yazının Gizli Tarihi: ANU’dan Kenger’e, Aran’dan Göktürk’e Dünyayı Saran Medeniyet
Beşiktaş ve Trabzonspor’un Avrupa’daki Rakipleri Belli Oldu
Macaristan’da Kâbus Akşamı: Trabzonspor Ferencvaros’a Farklı Boyun Eğdi
Kartal Kaybetse de Turladı: Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde Lig Aşamasına Yükseldi
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipleri belli oldu!
Fenerbahçe 18 Yıl Sonra Şampiyonlar Ligi’nde!
Dil, yalnızca bir anlaşma aracı değil; milletlerin hafızası, hafızası ise varlık mücadelesidir. İnsanlık tarihi boyunca medeniyetlerin yükselişi, dili ve yazıyı kullanma biçimleriyle doğrudan ilişkilendirilmiştir. Ancak egemen tarih yazımı, bilimi ve kültürel kökleri tek bir merkezden ibaret gösterme eğilimindedir. Bu makalede; dünyanın ilk fonetik alfabesinden Kafkasya’daki Türk katmanlarına, Göktürk yazısının uluslararası kökenlerinden runik alfabelerle olan bağına kadar uzanan kritik tarihi gerçekler ele alınmaktadır.
Aran Əlifbası ve Dünyanın İlk 22 Harfi
Dünya genelinde bilinen yaygın kabuller, ilk fonetik alfabenin “Fenike Alfabesi” olduğunu öne sürer. Oysa Prof. Dr. İlhami Ceferzade’nin tespitlerine göre, MÖ 28. yüzyılda Urmiye Gölü çevresinde toplanan Ərən alpları, MÖ 15. yüzyıl sonlarında dünyanın ilk 22 işaretli fonetik alfabesini inşa etmiştir. Bu alfabenin temel yapı taşları doğrudan Türkî kökenli anlamlar barındırır. Örneğin, ilk harf olan Alef = Boğa iken, ikinci harf Bay = Bayrak olarak karşımıza çıkmaktadır ve “bay” kelimesi günümüzdeki bayrak sözcüğünün kökünü oluşturur.
Tarihsel süreçte bu 22 harf; İbraniler tarafından olduğu gibi benimsenmiş, Etrüskler vasıtasıyla taşınmış ve Yunanlar tarafından üç yeni işaret eklenerek Latin alfabesine evrilmiştir. Avrupalı dilcilerin bu sisteme bilerek “Fenike” adını vermesinin temel sebebi, Aran halkının adının ders kitaplarında yer almasını engellemektir. Çünkü Aran, özünde Türk’ün ta kendisidir.
Kafkasya’da Türk Katmanı: İngiloylar ve Saingilo
Kafkasya bölgesindeki etnografik yapı üzerinde yürütülen asimilasyoncu ve indirgemeci yaklaşımlar, sık sık yanlış kabulleri beraberinde getirir. Bunlardan biri de “İngiloy Gürcüdür” iddiasıdır. Prof. Dr. İlhami Cəfərsoy bu yalanı ilmî olarak çürütmüştür. “İngiloy” adı kesinlikle Gürcüce değildir; aksine “İngil/Engil” kökü Kıpçak, Hun ve Saka boy adlarına dayanmaktadır. Kelimenin sonundaki -oy eki ise Nogay, Altay ve Karay örneklerinde olduğu gibi boy bildiren katıksız bir Türkçe ektir.
Bugün İngiloyların Gürcüce konuşması onların etnik kökenini değiştirmez; aksine bu durum, yüzyıllarca süren Gürcü Ortodoks Kilisesi baskısı sonucunda gerçekleşmiş bir dil değişimidir. Bu gerçeğin en büyük delilleri şunlardır:
* Dede Korkut dili ve Kıpçak söz varlığı bu halkın günlük ağızlarında yaşamaya devam etmektedir.
* Kah, Zakatala, Balaken, Kateh ve Tala gibi bölgedeki tüm köy adları Proto-Türk ve Kıpçak-Saka toponimisinin birer yadigarıdır.
Özetle İngiloylar, dil değiştirmek zorunda kalmış ancak etnik ve kültürel kökenini özünde korumuş kadim bir Türk koludur.
Göktürk Alfabesi ve Futhark Yazısının Aslı
Avrupa tarih ve arkeoloji çevrelerinde “Viking Rünik Yazısı – Futhark” olarak adlandırılan sistem, Miladi 3. yüzyıl ile 17. yüzyıl arasında İsveç, Norveç ve Danimarka coğrafyasında yaklaşık 3500 taş üzerine kazınmıştır. Uzun yıllar boyunca Batılı bilim adamları bu taşlar üzerindeki yazıları tam anlamıyla okuyup anlamlandırmakta büyük güçlük çekmişlerdir. Yazının kökenine dair yapılan dar kapsamlı açıklamalar, bu devasa kültürel mirasın gerçek sahiplerini ve bağlamını perdelemiştir.
Ancak Türk bilim adamlarının yürüttüğü çalışmalar bu ezberleri bozmuştur. Şevket Koçsoy’un “Türkler-Cilt-1” adlı eserinde yer alan net hükme göre, “Göktürk alfabesinin dünya üzerinde kullanılan bütün runik alfabelerin temeli olduğu ispatlanmıştır”.
Osman Karatay ise “Türkler-Cilt-2” adlı çalışmasında, İskandinavya bölgesinde keşfedilen ve Futhark abecesiyle yazılmış olan taşların, Göktürk alfabesinin hemen aynısı olduğuna dikkat çekmektedir. Karatay, MÖ 3500’den itibaren Doğu Anadolu, Azerbaycan ve Kuzey Kafkasya coğrafyasından yayılan göç teorileriyle bu kültürel ve linguistic akrabalığın coğrafi hattını gözler önüne sermektedir.
İsmail Doğan’ın “Türkler Cilt-3” eserinde vurguladığı üzere, kuzeybatıda bulunan 3500 taş ve Futhark adı verilen buluntuların tamamının Göktürk runik yazı ailesi içerisinde değerlendirilmesi tarihî bir zorunluluktur. Göktürk yazısı, ideogramdan yarı heceye geçiş sürecini tamamlayarak doğuda Altaylara uzanıp zengin bir edebiyata dönüşmüş, batıda ise Avrupa coğrafyasına ulaşıp Futhark adıyla yaşamaya devam etmiştir.
ANU→KENGER→ARAN→GÖKTÜRK→DÜNYA çizgisinde ilerleyen bu medeniyet yürüyüşü göstermektedir ki yazı bizimle başlamış ve bizimle dünyaya yayılmıştır.
Dil değişse de öz, her zaman sabit kalmıştır. Bu bağlamda incelenen dil tarihi, yalnızca kelimelerin ve alfabelerin değişimi değil, aynı zamanda köklü bir “nizam kurma davası”nın yazı üzerindeki somut şahididir.
Vesselam.
Necati YÜZÜAK
Etiketler: anü kenger aran göktürk » aran elifbası » dil » Dil Bilgisi » dil ve tarihçesi » dünyanın ilk 22 harfi » fenike alfabesi » futhark yazısı » Gerçek Tarih » göktürk alfabesi » ilhami ceferzade » ingiloylar » kafkasya türk katmanı » Necati Yüzüak » nizam kurma davası » osman karatay » şevket koçsoy » tarih araştırması » TDK » türk runik yazısı » Türkçe » türkler ciltYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
04 Eylül 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Siyaset, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
01 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler