Son Dakika


Ümmetin Yiğit Evladı Aliya İzzetbegoviç’i Vefatının 23. Yılında Rahmetle Anıyoruz
Bizim de Suçumuz Var
AZERBAYCAN’DAN TÜRKİYE’YE İNANÇ HÜRRİYETİNİN EVRENSEL SINAVI
Bir Başörtüsünden Fazlası Var, Bilesin Azerbaycan
FIRTINA VE KARTAL’IN AVRUPA ZAFERLERİNDEN PAZARTESİ DERBİSİNE…
Almanya’da Tren İstasyonlarında Yeni Dönem: Alkol Tüketimi Yasaklandı
Bir medeniyetin dirilişi önce insanın dirilişidir. İnsan zihnini, kalbini ve hayatını hangi hakikat etrafında kurarsa meydana getireceği toplum da o hakikatin izlerini taşır. Bu sebeple bugün yeniden bir “Diriliş Nesli”nden söz edeceksek işe siyasetten, iktisattan veya iktidardan önce akaidden başlamamız gerekir. Çünkü yönünü kaybetmiş bir nesle güç vermek onu diriltmez. Önce kıblesini göstermek gerekir. Bu kıblenin adı Tevhid’dir. Tevhid yalnızca Allah’ın birliğine inanmak değil; hayatın bütün alanlarını Allah’ın hükmü, adalet anlayışı ve kulluk şuuru etrafında yeniden anlamlandırmaktır. Müslümanın inancı başka, ticareti başka; ahlâkı başka, siyaseti başka olamaz. Diriliş insanı parçalanmış insan değil, merkezi olan insandır.
Bu merkezin ardından Ahit gelir. Allah’a ve Resûlü’ne verilen söz; Allah’ın emir ve hükümlerini hayatımızda ölçü kabul etmek, Resûlullah’ın sünnetini ahlâkımızda, ilişkilerimizde ve mücadelemizde rehber edinmektir. Bu ahit bizi sürekli aynı soruya döndürür: “Niçin yola çıktık?” Makam için mi, güç için mi, şöhret için mi, yoksa Hakk’ın rızasını aramak ve adaleti temsil etmek için mi? Diriliş hareketlerinin istikametini koruyacak olan esas, bu sorunun cevabıdır. Üçüncü sütun İlim’dir. Yeni nesil yalnızca geçmişi bilen değil, çağını da okuyabilen bir nesil olmak zorundadır. Kur’ân’ı bilirken ekonomiyi, hadisi bilirken sosyolojiyi, fıkhı bilirken teknolojiyi, tarihi bilirken geleceği okuyabilmelidir. Laboratuvar ile medreseyi, akıl ile hikmeti, bilim ile ahlâkı birbirine düşman görmemelidir. Bizim ihtiyacımız bilgili fakat kibirsiz, entelektüel fakat fıtratından kopmamış bir insan tipidir. Burada “ümmîliğin saf karakteri” cehalet değil, hakikat karşısındaki berraklıktır. Zihni dünyanın ilimleriyle donanmış, kalbi ise hâlâ hakikat karşısında teslimiyetini muhafaza eden insan; diriliş neslinin ilim adamı ve devlet adamı böyle olmalıdır.
Dördüncü sütun Meşveret’tir. Çünkü tek tek yetişmiş insanlar yetmez; bu insanların bilgisini ortak akla dönüştürecek bir şûra düzeni gerekir. Mahalleden şehre, şehirden bölgeye, bölgeden ülkenin merkezine uzanan büyük bir bilgi ağı, bir ağacın kökleri gibi toplumun en temel meselelerini aşağıdan yukarıya taşıyan ve yukarıdaki stratejik aklı tekrar topluma ulaştıran bir sistem düşünelim. Bu yapıda âlim de olacaktır, arif de, mühendis de, sosyolog da, hekim de, ekonomist de, güvenlik uzmanı da. Çünkü gerçek şûra herkesin her konuda konuşması değil, ehil olanın ait olduğu meselede sorumluluk almasıdır. Bunun iki şartı vardır: Ehliyet ve emanet, yani işi bilmek ve emanete sadık olmak. İşte böyle bir anlayış, İslâm şûra geleneğini çağın uzmanlık ve teknokratik kapasitesiyle buluşturabilirse diriliş yeni bir direnişe dönüşür ve bu direnişi eylemsel dönüşümünde amel edinirsek devrim gerçekleşir.
Tüm bu kavramsal sütunların ana birleşim merkezinde tek bir kavram bulunmaktadır: Amel. Çünkü yaşanmayan tevhid teoriye, tutulmayan ahit slogana, hayata dokunmayan ilim malumata, karara dönüşmeyen meşveret ise sohbete dönüşür. Amel bütün bunların imtihanıdır: Bir öğretmenin öğrencisini hakkıyla yetiştirmesi, bir tüccarın haramdan sakınması, bir mühendisin sağlam bina yapması, bir devlet adamının emanete ihanet etmemesi, bir âlimin hakikati iktidara veya menfaate satmaması bunların tamamı diriliştir. Çünkü medeniyet yalnızca büyük nutuklarla kurulmaz; medeniyet, milyonlarca doğru amelin zamanla kuruma ve kültüre dönüşmesidir. Bugünün Diriliş Nesli’nin yolu bu sebeple açıktır: Tevhid ile inanacak, ahit ile bağlanacak, ilim ile anlayacak, meşveret ile ortak aklı kuracak. Bu dört temel ayak ile dirilişi kurarken direnişi keşfedecek, amel ile hayatı değiştirecektir. Diriliş bir slogandan bir direniş perspektifine kavuşacak ve bir şahsiyet inşasını oluşturacaktır. Ve şahsiyet ayağa kalktığında, medeniyet de yeniden ayağa kalkmaya başlayacaktır.
Ertürk ERYILMAZ
Etiketler: ahit ve sünnet » ahlâk ve adalet » akaid ve tevhid » amel ve şahsiyet » bilinçli nesil » direniş perspektifi » Diriliş Nesli » Ertürk Eryılmaz » ertürk eryılmaz köşe yazıları » fikir ve eylem » islam ilimi » islami hareket » kültürel diriliş » medeniyetin dirilişi » ortak akıl meşveret » stratejik akıl » şûra düzeniYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
19 Ekim 2026 Din ve Yaşam, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler
19 Ekim 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Sivil Toplum, Siyaset, Tüm Manşetler
17 Ekim 2026 Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Siyaset, Tüm Manşetler
16 Ekim 2026 Bilim ve Teknoloji, Ekonomi, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Tüm Manşetler