Son Dakika


Çin ve Asya Medyasından Gündem Sarsan Analiz: Türkiye İki Satranç Tahtasında Aynı Anda Hamle Yapıyor
UEFA Uluslar Ligi Başladı: Millilerden Dirençli Başlangıç ve Tüm Maçların Analizi
Yeni Güç Mücadelesinde Hibrit Anlatı ve Hibrit Diplomasi
Erdoğan’dan BM Kürsüsünde Tarihi Çıkış: 190 Ülkenin Kaderi 5 Ülkenin İki Dudağına Bırakılamaz!
Mevsimlerin Döngüsünde İlahi Ölçü: 23 Eylül Sonbahar Ekinoksu ve Allah’ın Kusursuz Sanatı
Türk Dostluğu mu, Beyhude Düşmanlık mı? | El Atıyla Yola Çıkan Yolda Kalır!
Geçen haftaki yazımızda Türk’ün İlk Mushafı TİEM 73’ü anlatmış ve 900 yıl önce Karahanlı aliminin Rahman kelimesini Arapça bırakmayıp “Esirgeyüçi” olarak karşıladığını belirtmiştik. Bu yazı üzerine akademisyen, diplomat ve teolog bir kardeşimden çok çarpıcı bir not geldi: “Seven hatırdan çıkarmayandır. Anladığım kadarıyla Anu kelimesi, Arapçadaki Dehr sözcüğüne karşılık geliyor, müthiş.” Tek cümle, 12 bin yıllık meselenin özetidir.
Bu derin tespiti açmak gerekirse; birinci olarak Anu, Sümer tabletlerinde göğün en eski adıdır. Zamanı başlatan, kaderi tayin eden ve gökten de öte zamanın kendisini temsil eden ulu bir mefhumdur.
İkinci olarak Dehr, aynı hakikatin Arapçadaki karşılığıdır. Kur’an-ı Kerim’de İnsan Suresi 1.ayette “İnsanın üzerinden Dehr’den uzun bir süre geçmedi mi?” şeklinde geçer. Hadis-i Kudsi’de ise Allah buyurur: “Dehr’e sövmeyin, Dehr Ben’im.” Demek ki Dehr, zamanı yaratan ve zaman boyunca baki olan ilahi iradedir.
Üçüncü ve en mühim nokta ise Karahanlı’nın dehasının tecelli ettiği Esirgeyüçi’dir. Rahman kelimesi sadece “acıyan” diye geçiştirilmemiş, Türk töresindeki en derin kavram seçilmiştir. Eski Türkçede esirgemek acımak, korumak ve en önemlisi hatırdan çıkarmamak, vefa göstermek manalarına gelir. Yani Esirgeyüçi, seven ve hatırdan çıkarmayandır; Dehr boyunca kulunu unutmayandır.
Anu’dan Sümer’e, Tengri’den Göktürk’e ve oradan Esirgeyüçi’ye uzanan çizgi aynı fıtrat üzerindedir. 12 bin yıldır isimler değişmiş, hakikat baki kalmıştır.
Batı düşüncesinde Dehr mefhumu yoktur; onlarda zaman lineerdir (çizgisel) ve tanrı göktedir. Bizim köklerimizde ve Türk töresinde ise zamanın sahibi zaten Tengri’nin kendisidir. Bu yüzden bizim dilimizde ve kültürümüzde “Köni Yol” yani dosdoğru yol vardır.
Fatiha suresindeki Sırat-ı Müstakim’in karşılığı olarak Karahanlı aliminin Köni Yol ifadesini seçmesi asla tesadüf değildir. Bugün birileri ısrarla bizi köklerimizden koparmak istemektedir ancak TİEM 73 bütün ihtişamıyla 902 sayfalık Türkçe bir Kur’an abidesi olarak ortadadır.
Köni Yol, dün olduğu gibi bugün de Esirgeyüçi’nin, yani seveni hatırdan çıkarmayanın yoludur.
Vesselam.
Necati YÜZÜAK
Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
28 Eylül 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler
28 Eylül 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Sivil Toplum, Siyaset, Tüm Manşetler
27 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tarih, Tüm Manşetler
26 Eylül 2026 Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler