logo

reklam

Suyun ve Dünyanın Geleceği

Suyun ve Dünyanın Geleceği

Tarihsel olarak devletlerarasında su üzerinden yaşanan gerilimler su paylaşımı anlaşmalarına yol açtı. Şiddet içeren bu gerilimler anlaşmalarla hafifletilmiş oldu.

1820 yılından bu güne kadar dünyada 680’den fazla su anlaşması yapıldı. Bu anlaşmaların yarısından fazlası son elli yılda yapıldı. Bu anlaşmalar genelde çok da adil değildi. Ayrıca en düşman devletler bile, söz konusu su olunca her şeyi bir kenara bırakıp anlaşma yoluna gittiler.

Son 50 yılda Türkiye-Irak ve Türkiye-Suriye arasındaki su sorunu PKK ve türevlerinin Türkiye’ye yarattığı güvenlik ve ekonomik boyutları bugüne yansımıştır.

Yaklaşık yaşı, 3 milyar yıl olduğu tahmin edilen Dicle Nehri’nin Güneydoğu Toroslardan başlayan yolculuğu onlarca derenin katılımı ile Irak’a doğru devam eder. Diyarbakır’da başlayan suyun yolculuğu Türkiye’de Cizre’den çıkar Musul’dan geçer ve Bağdat şehrini ikiye böler. Şattul Arap’ta Fırat’la birleşen Dicle, buradan Basra Körfezine dökülür.

Tevrat’ta Digris, İncil’de Tigris ve Kuran’da Dijle diye geçen bu nehir bu üç din için de kutsal görülür. Dicle nehri üzerine Kralkızı, Dicle, Batman ve Deve Geçidi olmak üzere 4 baraj inşa edilmiştir. Ayrıca sulama kanalları açılmıştır. Şuan son 30 yılın en kurak mevsimlerini ve en düşük su seviyesine gelmiş durumdadır.

Bunları niye mi yazdım? Çünkü bir planımızın olmadığını gördüğüm için yazdım.

ABD’de Su İstihbarat Birimi var. Ya Türkiye de! Ayrıca diğer akıllı ülkeler su ve suyun geleceğini düşünerek yerüstü ve yeraltı su kaynaklarının yönetimi için bir akıl oluşturmuş, zaruretini görmüş ve uygulamaya koymuştur.

2017 yılında Atlantik Konseyi, Asya’da 4 milyar kişinin 2050’de susuz kalabileceğini öngören bir rapor yazdı. Şu anda Asya’da 2 milyar kişi susuzdur.

Giderek zenginleşme ve kentleşme suyun tüketimini çok arttırmıştır. Kırsaldaki tüketim ise son derece azdır. Bugünlerde Çin, Hindistan ve Pakistan’ı bekleyen çok büyük bir açmaz var ki belki de büyük savaşlara sebep olacaktır…

Bugün Pekin’de hızla kurulan kentleşme ve binalar şehrin her yıl 11 santim çökmesine sebep olmaktadır. Çünkü hızlıca tüketilen yeraltı suları sonrası, yapılan ağır tonajlı binalar ile kentler hızlıca çökmektedir. Bunun dünyada onlarca örneği vardır.

Zamanla, güvenli suya erişememe, güvenlik ve sağlık sorunlarına açık hale getirecektir.

Hindistan’daki su mafyasına girmiyorum bile!

Hal böyle olunca, siz Belediye Başkan Adayları lütfen söyleyin! Sizin böyle bir sorundan haberiniz var mı? Var ise lütfen 5, 10, 15 yıllık plan proje ıslah ve alt yapının neler olacağını açıklayın. Ben bugüne kadar hiç duymadım da. Bizi yönetenlerin bunları bilmesi ve tedbirini alması gerekir.

Kentsel dönüşüm için binalar yıkılıp yerine yenisi yapılırken, alt yapı için bir tane iş yapılmadı. Bir sokakta 500 kişi yaşarken aynı sokakta 3.000 kişilik binalar yapıldı…

Türkiye de ivedi olarak yerüstü ve yeraltı su kaynaklarının yönetimi için bir akıl oluşturmalı, zaruretini fark etmeli, tedbirlerini ve çözümlerini uygulamaya koymalıdır!

SU’yu niye mi anlattım?

Çünkü SU yoksa hayat bitmiş demektir.

Su Hayattır.

Necati Yüzüak

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
Share
832 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

hasbahcegazetesi.com page title ... ... ... ... ... ...