Son Dakika


Filenin Sultanları Tarih Yazdı: Milletler Ligi’nde ŞAMPİYON TÜRKİYE
Yeni Nesil Savaş Stratejisi
Filenin Sultanları Adını Finale Yazdırdı: Çin’i Set Vermeden Geçen Türkiye, Brezilya’nın Rakibi Oldu!
Batı Şeria’da Meşru Direniş: İşgalci Baskınına Karşı Halk Onurunu Savundu
Siyah-Beyazlılar Avrupa’ya Avantajla Başladı: Beşiktaş 1-0 Midtjylland
Başakşehir Rövanş İçin Umutlu: Inter Turku Engeli İstanbul’da Aşılamadı
Hicret… Bugün sadece bir takvim yaprağının dönmesi değil, insanlık tarihinin en köklü dönüşümlerinden birinin, bir medeniyet mefkûresinin miladıdır. Çünkü hicret, coğrafya değiştirmenin çok ötesinde; kokuşmuş bir düzene “dur” deyip yepyeni bir hayatın temellerini atmaktır.
Mekke’nin müşrik düzeni sadece putlardan ibaret değildi. O düzen; güçlünün zayıfı ezdiği, kadının insan sayılmadığı, ticaretin hileyle yürüdüğü, hakkın değil kabilenin üstün tutulduğu haram bir sistemdi. Bu sistem, tevhidi sadece inanç olarak değil, kendi iktidarına bir başkaldırı olarak gördüğü için boğmaya çalışıyordu. İşte hicret, ruhun bu çürümüş bedenden kurtuluşuyla gerçekleşmiştir.
O gecenin sırlı bir kahramanının inancı, bugünün mefkûresinde olunması gereken karakterin timsali olmalıdır. Hz. Ali’nin o gece ölümü göze alarak Resûlullah’ın yatağına yatması, genç bir idealistin sadece bir lidere değil, bir ülküye ve mefkûreye duyduğu sarsılmaz sadakatin ve korkusuzluğun timsalidir. O cesaret, sadece bir canı kurtarmadı; çağları değiştirecek kıvılcımı çaktı.
Hicret yolunda, Sevr Mağarası’nda iki yoldaşın sırrındaki o ufkun mefkûresi neydi peki?
Hz. Ebu Bekir’in endişesi karşısında gelen o kararlılık, “Üzülme, Allah bizimle beraber” ayetinde gizlidir. Hicretin manevi özü fısıldanır bu ayet-i kelamda : Yoldaşlık, sırt sırta verip görünen düşmana değil, içimizdeki ümitsizliğe karşı verilen savaştır.
Bu yoldaşlık, Medine’de bambaşka bir tohumu yeşertecekti: Evs ve Hazrec gibi yıllarca birbirine düşman olmuş kabileleri kardeş yapan, muhacir ile ensarı aynı sofranın etrafında buluşturan, piyasada adaleti gözeten ve bir “site”yi yazılı bir anayasayla (Medine Sözleşmesi) hukukun üstünlüğüne kavuşturan bir ihya hareketine dönüştürecekti. Bir mefkûrenin karakteri ve o mefkûrenin ufku, iki güzel yoldaşın muhabbetiyle Medine’de, çölün ortasında kayıp bir cennet değil, adaletin ve ahlakın sistemleştiği bir medeniyet prototipi oluşturdu.
Peki, günümüzün modern Mekke’leri neresi?
Bugün bize dayatılan haram düzen; putlarını artık taştan değil ekranlardan, tüketim çılgınlığından ve bencilliği kutsayan başarı hırsından inşa ediyor. İnsanı yalnızlaştıran, aileyi atomize eden, komşuluğu unutturan ve vicdanı körelten bu sistemin adına ister geç kapitalizm deyin, ister dijital cahiliye… Sonuç aynı değil mi? Ruhumuz daralıyor. Modern insan, mülteci olmadığı halde evinde gurbet yaşıyor.
İşte tam da burada, yeni bir hicret şuuruna ihtiyacımız zaruri hale gelmektedir. Bugünün hicret idealinde amaç bavul toplayıp yola çıkmak değil; zihnimizi, gönlümüzü ve ahlakımızı bu düzenin kıskacından kurtarmaktır. Hz. Ali’nin cesaretini iş yerinde, kamuda ve her daim inançla doğruyu söylemekte; Ebu Bekir’in sadakatini sözümüzün arkasında durarak ; ensarın cömertliğini ise paylaşmayı yeniden öğreterek göstermeliyiz.
Medine’de kurulan o yeni düzenin sırrı, ümmetin bir “orta ümmet” olarak şahitliğinde saklıydı. Bugün de bize düşen; merhameti, adaleti ve komşusu açken tok yatmama hassasiyetini küresel bir medeniyet mefkûresi olarak yeniden kuşanmaktır. Bunun için önce kendi içimizdeki “Mekke”yi fethetmeliyiz. Nefsimizin müşrik düzenini, hakikati tekelleştiren kibrimizi hicretle tashih etmeliyiz.
Mümin yerinde saymaz; sürekli bir oluş, bir yolculuk halindedir. Hicri yılbaşınız, tıpkı Hz. Peygamber’in Yesrib’i Medine’ye dönüştürmesi gibi, dünyayı daha yaşanır bir kardeşlik şehrine çevirme mefkûresiyle tazelensin. Yeni yıl, hicretin asıl muhacirinin kalbi olduğunu fısıldasın kulağımıza ve “Muhacir, Allah’ın yasakladığı şeyleri terk edendir” hadisinde şekillensin.
Velhasıl hicret, bitmiş bir tarih değil, her an tazelenmesi gereken bir istikamettir. Haydi, bu mübarek günde, çağın haram düzeninden kendi medeniyetimizin ihyasına hicret edelim. Asıl yoldaşlık, çağın karanlığını beraberce göğüsleyenlerin birbirine tutunmasıdır.
“Üzülme, Allah bizimle beraber” yeter ki biz bu mefkûrenin muhaciri olarak inançla olalım.
Vesselam.
Ertürk ERYILMAZ
Etiketler: dijital cahiliye nedir » ERTÜRK ERYILMAZ » Ertürk Eryılmaz » hazreti ali cesareti » hazreti ebu bekir sadakati » hicret ve adalet » hicretin anlamı » hicri yılbaşı anlamı » islamda yoldaşlık » medeniyet ihyası » medeniyet mefkuresi » medine sözleşmesi önemi » modern dünyada hicret » muhacir ve ensar » nefis terbiyesi hicret » orta ümmet şuurub » sevr mağarası sırrıYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Teknoloji, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Bilim ve Teknoloji, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Teknoloji, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler