Son Dakika


Avrupa’da Türk Fırtınası: Gurur Dolu Bir Haftanın Analizi
BU YÜZYIL AF DİLEME YÜZYILIDIR
Ümmetin Yiğit Evladı Aliya İzzetbegoviç’i Vefatının 23. Yılında Rahmetle Anıyoruz
Bizim de Suçumuz Var
AZERBAYCAN’DAN TÜRKİYE’YE İNANÇ HÜRRİYETİNİN EVRENSEL SINAVI
Bir Başörtüsünden Fazlası Var, Bilesin Azerbaycan
İnsanın varlık sahnesine çıktığı ilk günden itibaren en büyük imtiyazı, düşünmesi ve bunu çok güzel aktarabilme yetisidir. Bunu kullanabilmesi için ona bir elmanın yarısı gibi eşlik edecek bir vesileden, yani dilimizden bahsetmek istiyorum.
Dil; fıtratında ihsan hamuru ile yoğrulmuş, Rasul sofrası ile ikram olunmuş, ezelden gelen kararla sinelere işlenen ilahi bir icaz emanetidir. O kadar gizli saklı bir hazine ki; ağzı olan konuşmasın diye önce dudakla tutsaklanan, yetmediği gibi dişlerle parmaklıklar arasına hapsedilen tek kişilik bir orkestra, bir başyapıt…
Ne yazık ki dilin afetleri bu ihtişamı gölgede bırakıyor; ahsen-i takvîm olan o kemiksiz et parçasının toplumsal erozyona maruz kalarak esfel-i sâfilîn enkazı altında kalmasına bizi seyirci bırakıyor.
Yine, kudretiyle bizi kuşatan yüce Rabbimiz, “Ey iman edenler!” diyerek sonsuz rahmetiyle bizi yalnız bırakmıyor ve reçeteyi önümüze sunuyor: “Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin”, “Yalanı ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur”, “Daima kusur arayıp kınayan, durmadan laf getirip götüren kimselere boyun eğme!” İşte bu ilahi beyanlar, ilahi dizeler; sinsice içimize işlenen tohumun, cismi küçük cürmü büyük olan dilimizin geldiği son noktayı gözler önüne sermektedir.
Ölmüş kardeşimizin etini yemekten vazgeçelim, kusur ve açıkları elimizin tersiyle itelim; bilmekteyiz ki bir şeyin tamamı yapılamıyorsa tamamı da bırakılmaz. Hiç yoksa, affeder ümidiyle en aza indirelim. Tırnaklarımızı kanata kanata bu manevi enkazı istiğfar ile kaldıralım. Bize düşen en büyük görev; amel terazimizde sevabımızın ağır gelmesini istiyorsak İslam ahlakını ameliyat narkozundan uyandırmaktır. Gayretimiz bu yönde olmalı. Kader de gayrete aşıktır; yanacaksak bu dünyada yanalım, dilimizin ateşini bu uğurda serinletelim. Yoksa unutmayalım ki mezarlıklar, dilin açtığı yaraların hesabını vermekte olan insanlarla taptaze.
Etiketler: Ahlaki yozlaşma » dil » dil emaneti » dil yarası » dilin afetleri » dilin önemi » dilsiz şeytan » dini makale » gıybet ve yalan » güzel konuşma » harun taşkıran » insanın imtiyazı » islam ahlakı » islamda dil ahlakı » manevi enkaz » sözün gücü » zan ve gıybetYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
23 Ekim 2026 Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler
20 Ekim 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler
20 Ekim 2026 Bilim ve Teknoloji, Din ve Yaşam, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tarih, Tüm Manşetler
19 Ekim 2026 Din ve Yaşam, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler