Son Dakika


Orta Doğu’nun kadim jeopolitik satranç tahtasında hamleler artık sadece başkentlerin görünen salonlarında değil, tarihin derinliklerinden gelen kan bağları ve modern istihbaratın görünmez ağları arasında yapılıyor.
Bugünlerde dünya kamuoyunun gözü kulağı, ABD ile İran arasında gerçekleşmesi beklenen ve son ana kadar İstanbul’un ev sahipliği yapacağı öngörülen o kritik nükleer zirveye kilitlenmiş durumda. Ancak Tahran’ın, Türkiye gibi bölgesel bir devin ağırlığı altında ezilmemek adına son bir manevrayla rotayı Maskat’a kırması, aslında dışlanmış bir Türkiye’den ziyade, masanın görünmez ayağını Umman üzerinden kuran bir stratejik dehanın yansımasıdır.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin “Ummanlı kardeşlerimize teşekkür ediyoruz” diyerek Maskat’ı işaret etmesi, ilk bakışta Ankara’ya karşı bir diplomatik mesafe koyma çabası gibi görünse de, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun görüşmelerin Türkiye’de olacağına dair ısrarlı vurgusu, Batı’nın bu süreçte asıl garantör olarak kimi gördüğünün en somut kanıtıdır.
Tahran’ın bu hamlesi, Türkiye’nin sadece bir NATO üyesi değil, aynı zamanda bölgede kendi oyununu kuran, savunma sanayiinden enerji koridorlarına kadar her alanda bağımsızlık ilan eden bir “güç odağı” olmasından duyulan çekincenin bir sonucudur. İran, masada Türkiye gibi bir aktör varken nükleer pazarlığı sadece teknik bir düzlemde tutamayacağını, Ankara’nın Suriye’den Kafkasya’ya uzanan geniş vizyonunun masaya bir gölge gibi düşeceğini biliyor.
Ancak bu noktada İran’ın gözden kaçırdığı veya kabullenmek zorunda kaldığı bir gerçeklik var:
Umman, Türkiye için yabancı bir coğrafya değil, aksine tarihsel ve siyasi genetiğinin bir parçasıdır. 16. yüzyılda Portekiz kuşatmasına karşı Maskat’ı savunan Osmanlı denizcilerinden bugüne uzanan o kadim bağ, bugün Umman’ın en nüfuzlu aileleri olan Al Turki soyadında ve bizzat Sultan Heysem bin Tarık’ın soy ağacında yaşamaya devam etmektedir. Sultan’ın babası Tarık bin Teymur’un İstanbul doğumlu olması ve hanedanın damarlarındaki Türk kanı, Umman’ı bir arabulucu olmanın ötesinde, Türkiye’nin Körfez’deki en doğal ve en derin stratejik müttefiki haline getiriyor.
Bu bağlamda, müzakerelerin İstanbul’dan Maskat’a taşınması Türkiye’nin masadan kalktığı anlamına gelmez; aksine Türkiye’nin masayı “gölgeden yönetme” safhasına geçtiğini gösterir. Son yıllarda MİT ile Umman İstihbarat Servisi (ISS) arasında kurulan ve 2024-2025 yıllarında imzalanan stratejik anlaşmalarla perçinlenen o “sessiz hat”, bugün Maskat’ta konuşulan her cümlenin anlık olarak Ankara’daki karar vericilerin ekranına düşmesini sağlayacak kadar güçlüdür. Umman’ın sınır güvenliğinden siber altyapısına, askeri haberleşme ağlarından kritik tesislerin korunmasına kadar her noktada ASELSAN ve HAVELSAN gibi Türk savunma devlerinin imzasının bulunması, görüşmelerin yapıldığı fiziksel mekanın aslında teknolojik ve stratejik olarak bir Türk güvenli limanı olduğunu tescillemektedir. İran, Türkiye’nin doğrudan müdahalesinden kaçmak için sığındığı Maskat limanında, aslında Türkiye ile en üst düzeyde entegre olmuş bir devlet aygıtının misafiri konumundadır.
Sonuç olarak, Rubio’nun “Türkiye’de olacağını düşünüyorduk” ifadesi, ABD’nin bu süreçteki güven endeksini Ankara’ya sabitlediğini gösterirken; Umman’daki Türk kökenli siyasi elitlerin devlet mekanizmasındaki ağırlığı, Türkiye’nin bu müzakerelerdeki “dolaylı varlığının” en büyük garantisidir. İran masada Türkiye’yi istemese de, Umman’ın tarafsızlık maskesi altında yürüttüğü o ince diplomasinin her notasında Türk stratejik aklının tınısı duyulacaktır. Türkiye, fiziksel olarak koltukta oturmasa bile, istihbarat paylaşımı, teknolojik altyapı ve hanedan düzeyindeki tarihsel dostluğuyla masanın tam ortasında, sürecin hem takipçisi hem de dengeleyicisi olarak yer almaya devam edecektir. Diplomasi, bazen oda dışında kalarak odanın havasını kontrol etme sanatıdır ve Türkiye bugün Umman üzerinden tam olarak bu sanatı icra etmektedir.
Cemal DURUK
Etiketler: Abbas Arakçi Diplomasi Trafiği » ABD İran Nükleer Zirvesi » Al Turki Hanedan Bağları » Ankara’nın Gölge Diplomasisi » ASELSAN ve HAVELSAN Küresel Nüfuzu » İran Nükleer Müzakereleri 2025 » Küresel Nükleer Satranç Tahtası » Marco Rubio ve Türkiye Vurgusu » Maskat Diplomasisi » MİT ve Umman İstihbarat Hattı » Orta Doğu’da Bölgesel Güç Dengesi » Osmanlı’dan Günümüze Umman Bağları » Türk Dış Politikasının Görünmez Gücü » Türk Savunma Sanayii Maskat Etkisi » Türkiye Umman JeopolitiğiYorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER