Son Dakika


Filenin Sultanları Tarih Yazdı: Milletler Ligi’nde ŞAMPİYON TÜRKİYE
Yeni Nesil Savaş Stratejisi
Filenin Sultanları Adını Finale Yazdırdı: Çin’i Set Vermeden Geçen Türkiye, Brezilya’nın Rakibi Oldu!
Batı Şeria’da Meşru Direniş: İşgalci Baskınına Karşı Halk Onurunu Savundu
Siyah-Beyazlılar Avrupa’ya Avantajla Başladı: Beşiktaş 1-0 Midtjylland
Başakşehir Rövanş İçin Umutlu: Inter Turku Engeli İstanbul’da Aşılamadı
Uzun zamandır açıkça söylenmeyen ama bir şekilde kendi içlerinde zikrettikleri; uzun iktidarın verdiği güç ve kibirle artık ilan edilmiş bir İttihad-ı İslâm ideolojisini, “Yeni Osmanlılar” adı altında servis eden siyaset erkine, geçmişten hatırlatmalar yaparak dikkat çekmek istiyorum.
Tabii bu plan ve isteğin gerçek sahiplerini de bilen ve dikkatlice takip eden bir kişi olarak bu makaleyi yazıyorum. Bu satırları kaleme almadan kısa bir süre önce okuduğum bir kitaptan bazı alıntılarla cevap vermek isterim:
19. ve 20. yüzyıl alabildiğince milliyetçilik akımının etkisindeyken, Osmanlı PANİSLAMİZM ile bir güç elde etme peşindeydi. Bakın, İslam yine “dünya işi” için kullanılmaktadır; tıpkı bugünkü gibi. Osmanlı idaresi devlete en büyük desteği Müslüman tebaanın ittihadında (birleşmesinde) ararken; Arapların ayaklanmasıyla İslam ittihadı fikrinin milliyetçilik cereyanını bastıramayacağını ve bir denge unsuru olamayacağını bizzat Arap isyanları ile anladı. Ne garip bir ironi, değil mi?
Bugün de dün yapılan hatanın bedelini sadece koca bir devletin yıkılması ile izah edemeyiz. Yazar, Cumhuriyet öncesi son 50 yıldaki tahmini kaybımızın bir buçuk milyon vatan evladının ölümü ile sonuçlandığını yazıyor. Ölen kim? Adı “köylü” yahut “budala, ahmak” manasında kullanılan Türk insanı idi.
Sonra Türk millî şuurunun ortaya çıkmasıyla, 1883 yılında İsmail Gaspıralı’nın Tercüman Gazetesi Rusya’da yayına başlar. İçeride Ziya Paşa, Şinasi, Ahmet Vefik Paşa, Ahmet Cevdet Paşa ve Şemseddin Sami Bey gibi değerli Türkçü ve Türkçeci aydınlar ile başlayan milliyetçilik hareketi, bizi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanı ile taçlandırdı.
Konu oldukça derin ve önemli. Lakin bunu konuşuyor olmak bile bugünkü Türkiye için bir “hazan”dır. İdareciler durmadan Türkiye’deki birçok kavim ve inanç topluluğunun adını sayarak ne yapmak istiyor olabilirler sizce? Türk milletinin yanına yeni ortaklıklar tesis ederek yarınki bölünmenin altyapısını yapıyor olabilirler mi? Hani Osmanlı “İttihad-ı İslâm” derken ilk isyanlar oralardan çıkmıştı ya; ne kadar da benziyor bugüne, değil mi?
Kürt ve Kürtçülük ile bu arkadaşların hiçbir bilgi ve birikimlerinin olduğuna inanmıyorum. Hatta Apo’nun da Kürt tarihi ve sosyolojisi konusunda bir fikrinin olduğuna inanmıyorum. Bakın, binlerce yıl öncesine gidip Yenisey Yazıtları‘nda “Kürt” adının varlığı size bir şey söylüyor mu? Veya Kuman-Kıpçaklar ile birlikte Macar ovasına bin yıl önce giden Kürtleri nereye koyalım?
Peki, Kürt adı ile ilgili hiçbir Kürt’ten şunu duydunuz mu: Kürt demek, “kar taneleri” demektir. Bunu biliyor musunuz? Sümerler onlara “dağlılar” derken; acaba bugünkü PKK yöneticileri olan o kötü ve iyilik düşmanları neyi ne kadar biliyorlar? İlk Kürtçe sözlüğü yazan kişi, o da Zazaca üzerine, 1760’ta Vatikan’ın gönderdiği rahip Maurizio Garzoni‘dir. 18 yıl sonra geri döner ve bu sözlüğü yazar. Sonra Batı emperyalizmi bu konuyu Türk milletinin aleyhinde kullanmaya başlar.
Binlerce yıl bir arada yaşamış bir toplum acaba hangi dilde anlaşıyordu sizce? Ana dilde! Yani TÜRKÇE‘de! Eeee, ne oldu da bir anda Türkiye’de yeni bir millet ve kavim yaratma işine girdiler?
Lütfen herkes sözünü, lafını tartarak ve düşünerek konuşsun; özellikle siyaset erki. Bu ülke bir Türk yurdudur. Dili Türkçedir. Dini İslam’dır. Medeniyeti ise ta 29 bin yıl öncesine dayanıyor. Tarihte Mu Kıtası Pasifik’te tamamen sulara gömüldü; bu Tanrı’nın bir gazabıydı. İnsanlık ondan sonra Uygurlar üzerinden medeniyet ve insanlık tarihine devam etti. Yani Türkçe ve Türklük tarihi, insanlık tarihinin en önemli köşe taşıdır. Onun için binlerce yıldır Türk düşmanlığı yapılmaktadır.
Bir bilgi notu: Okuduğum kitapların bir yerinde, 8 bin yıl önce Türklerin “Tek Tanrı” inancında olduğu belirtilmektedir. Lafım, sözüm buradakilerin ötesindeki kibirli ve “yarı tanrı” rolünde olanlaradır. Hiçbir şeyinize güvenmeyin; Allah için her şey çok kolaydır. Mu Kıtası, adı üstünde koca bir kıtaydı; bir anda sulara gömüldü.
Yine bir bilgi ile sonlandırayım: Okyanuslara ait bilgimiz halen yok denecek seviyede, %8 civarındadır.
Herkes akıllı olmalıdır.
Necati YÜZÜAK
Etiketler: İsmail Gaspıralı » İttihad-ı İslam » Kürt meselesi » Mu Kıtası » Necati Yüzüak » Ortadoğu Tarihi » Panislamizm » Siyaset analizi » Türk Dili » Türk Milliyetçiliği » Türk tarihi » Türkçülük » Türkiye Cumhuriyeti » Uygurlar » Yeni OsmanlıcılıkYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Teknoloji, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Bilim ve Teknoloji, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Teknoloji, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler