Son Dakika


Tarihsel Adalet Bilinci ve Günümüz Ekonomik Tehditleri
Avrupa’da İlki Başardık: Fenerbahçe arsaVev Adını Son 16’ya Yazdırdı!
Konya’daki Tarihi Maç 89. Dakikada “Filistin Özgür Olana Kadar” Ertelendi
Bursa’da Büyük Hayal Kırıklığı: İtalya’ya Boyun Eğdik
Çin ve Asya Medyasından Gündem Sarsan Analiz: Türkiye İki Satranç Tahtasında Aynı Anda Hamle Yapıyor
UEFA Uluslar Ligi Başladı: Millilerden Dirençli Başlangıç ve Tüm Maçların Analizi
Zaman değişse de adalet her zaman aynıdır. Hz. Ömer henüz İslamiyet’i seçmeden önce tüccarlık yapmakta imiş. Yanında Ebu Vakkas ile beraber o sırada Sasani İmparatorluğu’na, yani İran’a gitmiş. Gece uyuyunca sabah bakmış ki develeri ve altınları çalınmış. Oranın halkı gidip derdini hükümdara anlatmasını, buranın hükümdarının “ruş-i revan-ı adil” olduğunu ve meselesini çözeceğini söylemişler. Hükümdara giderek Hz. Ömer durumu anlatmış, hükümdar sorar: “Neden uyudunuz?”
Ömer der ki: “Biz uyusak da ruş-i revan uyanıktır.” Bunun üzerine hükümdar Ömer’e bir şey demez ve “Yarın sen ülkenin bir kapısından, arkadaşın da diğer kapıdan çıkış yapın” der. Ömer çıkarken bir kapıdan hükümdarın oğlunun cezası verilmiş olduğunu, diğer kapıdan da hancının cezasının verilmiş olduğunu görürler. Hem çalınan malları iade edilerek ülkeyi terk ederler. Bu olay Hz. Ömer’e örnek olmuştur. Ömer bin Abdülaziz dönemi Emeviler zamanında ve sadece 2,5 yıl kadar iktidar sürmüştür. Bu dönemde haksız kazancın önüne geçilmiştir. Devletin zengin ve fakir arasındaki uçurumu kapattığı bir dönem yaşanmıştır. Haksızlıklara karşı son derece duyarlı bir yönetim sergilenmiştir. Bizzat kendisi halktan birisi gibi yaşamıştır. Beytülmalin yani devletin mallarını kesinlikle belirli bir zümrenin eline bırakmayıp fakir fukarayı gözetmiştir. Hatta o dönemde zekat verecek kimsenin bulunmadığı bir zaman dilimi yaşanmıştır.
Ülkemizde yaşanan fon krizi gerçekten insanlarımızda derin bir iz bırakmıştır. Daha önce Ecevit hükümeti döneminde bir döviz krizi yaşanmıştı. Sonra Tansu Çiller’in başbakanlığı yıllarında benzer bir ekonomik kriz yaşandı. Geçen yıllarda önce bir döviz krizi ve kur farkından vurgun yapanlar, bu sırada batanlar ve kaybedenler olmuştu. Sonra Kur Korumalı Mevduat hesabı gibi ileride tüm vergilerin arttığı fakat kur korumalı hesaba para yatıranların kazandığı bir dönem yaşamıştık. Neyse ki 1 yıl gibi bir süre sonra o yanlıştan dönülerek sistem sonlandırıldı. Fakat vergiler maalesef orta gelirli için artmaya devam ediyor, emekliler hakeza sıkıntı karşısında eziliyor.
Şimdi 1 yıldan beri dikkat çekilen fakat benim kanımca geç kalınan bir süreç yaşadık:
1. Belki her şeyimizin kontrol edildiği bir dönemde gereken titizlik gösterilseydi bu akıbet olmayacaktı.
2. Finans yönetiminin başındaki şahsiyetler yeterli tedbirleri alsaydı mağdur sayısı az veya hiç olmayacaktı.
3. İsviçre veya başka bankalara paralar aktarılırken hesabı sorulamaz mıydı, sorulmuşsa da bilmiyoruz.
4. 21 veya 25 milyar dolarlık zarar -neredeyse 850 milyar TL- söylenirken çok basit bir aritmetik tablo olarak görülmemeli, kuruşu kuruşuna milletin öz varlığı olarak değerlendirilmeli.
5. Dışarıdaki fon akışı olan bankalar ile anlaşmamızın olup olmadığını bilmiyoruz ama ABD resmi kurumlarının İsviçre’deki banka ile anlaşmasının olduğu ve istendiğinde hesap bilgilerini almak için çalışma yaptığı duyulmaktadır.
6. Bizim fon piyasasına ne tür yatırımcıların girdiği herhalde bilinmekte ve takip edilmektedir.
Mağdur sayısının belirtilen 450-500 bin kişi olarak etkilendiği sosyal medyada yer almakta, bu insanların aileleri de dikkate alındığında rakamın etkisinin 1,5-2 milyon insanı etkilediği düşünülmektedir. En önemlisi borsaya güvenin zedelenecek olmasıdır. Birçok hisse genel durumdan etkilenerek 1/4, 1/3 veya 1/2 değerine düşmüştür. Sonuç olarak azaltan bir etki yaratarak güveni sarsmıştır.
Şimdi akla şöyle bir soru gelebilir: Örnek olarak zaten piyasa ciddi etkilenmiştir, takip etmemiz gereken konu; 25.000 TL değerindeki hisse 1/4 değerine düşerse ve bu hisseyi hisse sahibi firma fiilen veya gizliden toplar ise ya da yabancı sermaye bu hisseleri kelepir fiyattan tamamını alır ise sonra da 5-10 kat artınca satar ise bu da ayrıca bir vurgun olmaz mı? Yeni vurgunun veya vurgunların kim veya nasıl yapıldığının takibini yapıyordur diye düşünmeliyiz. Önceki fon krizine sebep olanlar ve parayı götürenler zaten hesabını bir şekilde vereceklerdir. Adaletin önünden kimse kaçamayacaktır.
Sermaye piyasasına tekrar güven nasıl tesis edilecektir? Belki de bu yıllar alacaktır. Bundan sonra gerek bu piyasaya girenler gerekse borsada işlem yapanlar daha sıkı takip edilmeli ve korunmalıdır. Diğer konu ise bu fon krizi eğer dış destekli ise bunu da çok iyi araştırarak açıklanmasında fayda vardır. Çünkü artık savaşlar hepimizin bildiği klasik metotlarla yapılmamaktadır.
Dünyada gördüğümüz üzere:
1. Bazı ülkelerde lider kaçırılarak -2013 yılından beri devlet başkanı olan Venezuela devlet başkanı gibi- ABD tarafından kaçırılmıştı. Sonra hem petrolüne hem altınlarına el konulmuştur.
2. Bazı ülkelerde toprakları başka ülke -İngiltere- desteğiyle 1948’den beri ellerinden alınan Filistin gibi.
3. Afganistan ve Irak’taki gibi hem ABD hem Rusya işbirliği ile ele geçirilen kıymetli maden ve petrolü alınan ülkeler gibi.
4. Doğalgaz vb. nedenlerle el konulan Myanmar gibi.
5. Yabancı ülkelerde parasına el konulan ülkeler gibi -ABD’nin yaptığı Suudi Arabistan, Libya gibi.-
6. Psikolojik savaşlar vb. metotlar ile bazı ülkelerde insanları hazırlamak gibi.
7. Korona vb. aşı sistemleri ile dünya nüfusunu azaltma tehdidi yapan topraksız devlet hegemonyası gibi.
8. Dünya milyarderlerinin veya uzantılarının değişik ülkelere sıcak para giriş çıkışı ile ülkeleri manipüle etmeleri, hatta siyasetini değiştirmeye kalkışmaları gibi.
9. Hükümetleri değiştirmek için ekonomik baskılar ve değişik finans oyunları ile insanları zor durumda bırakarak siyasete baskı yapmaları gibi.
10. Bazı ülkelerde FETÖ benzeri oluşumlar ile ülkeyi bölmek -Türkiye, Irak, Pakistan’da olduğu gibi-.
11. Ekonomik yaptırımlar ile ülkeyi zor duruma düşürmek için baskılar yapmak -İran’da olduğu gibi-.
12. 2030 yılını göstererek yapay zeka ile artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı, tamamen insanlığın yaşamını değiştirmek için uğraşanların var olduğu gibi.
13. Teknolojinin sadece insanlık için olması gerektiği fakat bunu insanlığın zararına yönlendirmek için çalışanların fazla olduğu bir dönemden geçtiğimiz gibi.
Bütün bunlar ve daha fazlası her manipülasyonda, her olağanüstü hal döneminde dikkatten kaçmamalıdır. Eskilerde Firavun, Nemrut, Tapınak Şövalyeleri, Stalin, Hitler veya bir başkası vardı. Her şeyi ben yaparım, herkes benim dediğimi yapacak düşüncesindeydiler. 21. yüzyılda da tüm dünya nüfusunu kafalarındaki rakama indirmek isteyenler, 2030 yılına kadar teknolojik üstünlük ile dünyayı yönetmek isteyenler, aydan veya başka gezegenden silahlarla dünyamızı tehdit edenler, metaverse’ler ile gölge dünya idaresine soyunanlar, topraksız devlet anlayışıyla dünyayı idare etmeye çalışan şirket veya kendini tanrının yerine koymaya çalışan grup ya da şahıslar, Gazze vb. ülkelerdeki insanları böcek gibi görenler türemiş durumdadırlar.
Her şeyimize gerekenden daha fazla önem vererek vatanımıza, milletimize, bayrağımıza, ezanımıza ve ekonomimize sahip çıkmak bir vatanseverlik borcudur.
Sağlık ve iyi günler dileğiyle.
Fethullah FAKIOĞLU
Etiketler: adalet bilinci » borsa güveni » borsa vurgunu » dış politika » Ekonomi Gündemi » ekonomik kriz » fethullah fakioğlu » finansal güvenlik » fon krizi » köşe yazısı » Küresel güçler » küresel manipülasyon » Küresel sistem » sermaye piyasası » Tarihsel AdaletYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
06 Ekim 2026 Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Soru/Yorum, Tüm Manşetler
06 Ekim 2026 Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Sivil Toplum, Tüm Manşetler
04 Ekim 2026 Dünya, Ekonomi, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler
04 Ekim 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler