Son Dakika


Yazının Gizli Tarihi: ANU’dan Kenger’e, Aran’dan Göktürk’e Dünyayı Saran Medeniyet
Beşiktaş ve Trabzonspor’un Avrupa’daki Rakipleri Belli Oldu
Macaristan’da Kâbus Akşamı: Trabzonspor Ferencvaros’a Farklı Boyun Eğdi
Kartal Kaybetse de Turladı: Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde Lig Aşamasına Yükseldi
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipleri belli oldu!
Fenerbahçe 18 Yıl Sonra Şampiyonlar Ligi’nde!
Fıtrat olarak her insanın beklediği bir gün vardır.
O gün gelecek her şey düzelecek, ne bu dertler kalacak, ne ise beklenen mutlaka gelecek, dert olan, eza veren her ne ise gidecek, o araba, o ev alınacak, onunla evlenilecek veya yolunda olmayan her şey yerine oturacaktır.
Beklenen ama hiç gelmeyen o güne ben “Altın gün” diyorum.
Ve şuna inanıyorum, öyle bir gün olsa bile o gün “şüyuu vukuundan beter olacaktır.”
Beklediğiniz hiçbir şey, düşündüğünüz zaman gelmez, bazense hiç olmaz inanın..
Erteledikleriniz ve hatta önemsemedikleriniz bir gün “artık mümkün olmayanlar” listesine girer..
Ayrılık var, yaşlılık var, hepsinden alâ ölüm var.
Peki senin tüm bunlardan haberin var mıydı?
İnsan hayatına dönüp bakınca yazık diyor geçen zamana, tükenen ömrüne.
İçime batıyor bazı ayrılıklar, hem olanlar, hem olmayanlar. İçimi parçalıyor bazı kaçınılmaz sonlar.
Keşke bazı insanlarla yolumuz katiyen kesişmese, ve dahi bazı insanlar da ölümsüz olsa, hep bizim olsa, hep yanımızda olsalardı.
Keşke biri yüreğimi söküp alsa ve ben bu kadar acı çekip incinmesem, dilerim kimsede incinmesin benden.
Bir mübareğin dediği gibi; incitmemek kolaydır,
Lâkin incinmemek neredeyse imkânsızdır.
Acı vermemek kolay, acı duymamak kaçınılmazdır.
Bir diğer imkânsızda zamanın geri sarmasıdır,
Zaman geri gelmiyor ve bazı hatalar ne yazık ki telafi olmuyor.
Yoksa bende bilirdim çoğu şeyi görmezden gelmeyi, duymamak için kulaklarımı sağır etmeyi, hatta dile gelmemek için lâl olmayı.
Nereden bilebilirdim, ömrün su gibi geçip gideceğini, güzel zamanlar görmeyi beklerken sayılı günün biteceğini, kömür karası saçlarımın kar beyaz olacağını!
Kim derdi ki; koşup yetişmeye çalışırken hâlden düşüp, takatimin tükeneceğini.
Kaç defa yaşadım ki bu hayatı, hayatın tecrübesi olsun bende.
Kimin ne tecrübesi vardı ki şu alemde.
Herkes, her yaşın, her halin acemisi değil midir?
Bende acemiydim siz gibi, siz de sessiz sedasız geçip gittiniz ben gibi.
Paldır küldür, düşe kalka heba ettik her günü.
Bu günün ameli dünden fazla olmalı iken, eksik oldu gün günden.
Velhasıl kelâm herkes kalbinin ederi kadar nasibini aldı bu dünyadan..
Ama yüreği hassas terazi olanlar yanarak ayrıldı bu diyardan.
Ne ise bölüp paylaşmadığınız, ne size yâr oldu, ne elinden gasp ettiklerinize yaradı.
Payı paydasından büyük günahlar, kan çanağı gibi gözyaşı, bir sürü vebal ve sonsuz pişmanlık oldu sermayemiz.
Kendi şartlarında düşündü herkes, bu nedenle kimse kimseyi anlayamadı.
Mine GÜLŞEN
Etiketler: Altın Gün » ayrılık acısı » bekleyiş » dünya hali » farkındalık » geç kalmışlık » hassas terazi » hayat tecrübesi » hayatın acemiliği. mine gülşen » incinmek » insan psikolojisi » kader » kalp kırıklığı » ömür » pişmanlık » ruhsal derinlik » Şair Yazar » telafisi olmayan hatalar » VEDA » yaşlılık » zamanın akışıYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
04 Eylül 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Siyaset, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
01 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler