Son Dakika


Yazının Gizli Tarihi: ANU’dan Kenger’e, Aran’dan Göktürk’e Dünyayı Saran Medeniyet
Beşiktaş ve Trabzonspor’un Avrupa’daki Rakipleri Belli Oldu
Macaristan’da Kâbus Akşamı: Trabzonspor Ferencvaros’a Farklı Boyun Eğdi
Kartal Kaybetse de Turladı: Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde Lig Aşamasına Yükseldi
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipleri belli oldu!
Fenerbahçe 18 Yıl Sonra Şampiyonlar Ligi’nde!
İnsanın karşı cinse ilgi duyması, fıtrattan (yaratılıştan) gelen bir duygudur. Bu duygu, akılla kontrol altına alınıp sevgiyle beslendiği vakit fayda verir. İnsanın en kıymetli hazinesi olan aklını kullanmayıp yalnız duygularla hareket ettiğinde, işte o zaman nefis devreye girer. Egolarının esiri olan insanların ne ihtirasları biter ne de arzularının sonu gelir.
İnsanın egosu, yani nefsi, devamlı ister. “Hak-hukuk” demeden, “helal-haram” ayırmadan her şeyi ister. İstediği olmadığı zaman da, her çeşit gayrimeşru yolu kendine mubah görür. Bu açıdan nefsinin esiri olan insanların gözleri hiç doymaz.
Ülkemizde birçok kavram gibi, duygu kavramı da karmaşık durumdadır. Evlenmeye niyetlenen kadın ve erkekler, birbirlerine karşı olan duygularını belirlemede çoğu zaman yanılmaktadırlar. Duygularını nereye oturtacaklarını bilememektedirler. Neyin aşk, neyin sevgi ve neyin de arzu olduğunu ayırt edememektedirler. Her ilgiyi ve her duyguyu aşk kelimesiyle ifade etmektedirler. Her şeyin istismar edildiği bir dünyada aşk duygusu da istismar edilmekte ve cinselliğe alet edilmektedir. Gazetelerde, TV’lerde, filmlerde, romanlarda, türkülerde ve sanatın her alanında aşk duygusu çeşitli biçimlerde sunulmaktadır.
Her insan elbette âşık olabilir. Ancak âşık olabilecek o insanlar nerede? Gerçek aşk, Mevlana’nın ifadesiyle; ucu bucağı belli olmayan engin bir denizdir. Yunus Emre’nin diliyle de; “Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni” şeklindedir. Aşk kavramı çok farklı bir duygudur. Günümüz insanı bunun adını biliyor ama taşıdığı anlamı bilmiyor. Gerçek aşk, Yaratıcıdan gelen ilhamlarla insanda tezahür eden duygulardır. Bu duygular derin aşkı yansıtmaktadır. Aşkın kaynağı sevgidir. Sevginin kaynağı da insandır.
Günümüzde kadın-erkek ilişkilerinden ortaya çıkan beraberliklere aşk adı veriliyor. Bu ilişkiler öylesine sıradanlaştı ki, bütünüyle cinselliğe dönüştü diyebiliriz. Bunun adı aşk olamaz, sevgi bile olamaz. Olsa olsa arzulama olur. Evlilikte cinsellik amaç değil, araçtır. Amaç, bedensel ve ruhsal tatmindir. Yani insanın iç huzura kavuşmasıdır. Yeni nesil, farkına varmadan ve aynı zamanda çevrenin de etkisinde kalarak aşkı alabildiğine serbest ve ilkesiz kullanmaktadır. Kadın erkek arasındaki beraberliği cinsellik olarak değerlendirmektedir. Cinsel duygular azaldığı vakit de davranışlar değişiyor. Ne sevgi ne de insanlık kalıyor! Bunun sonucunda da, bunalımlar ve mutsuzluklar baş gösteriyor.
Bu konuda Mevlana’nın söylediği söz çok anlamlıdır: “Sen şehvete aşk adını koymuşsun, ikisinin arasında ne kadar uzun yol olduğunu bir bilebilsen…” Fransız düşünürlerden Paul Geraldy’nin tespiti de önemli: “Biz cinselliğe aşk adını verdik. Onu telledik pulladık ve tahta oturttuk. Peki gerçek aşka ne oldu?” sorusuna cevap aramaktadır. Bu açıklamalardan sonra anlatmak istediğimiz konuyu açık ve net olarak ortaya koymalıyız. Günümüzde artık aşk meşk kalmamıştır. Aşkın adı var ama onu yaşayacak insanlar yoktur. Varsa da bilinmemektedir. Eğer gerçek aşklar olsaydı, insanlar bunalımlara düşerler miydi? Eğer gerçek aşklar olsaydı, bu kadar mutsuz insanlar olur muydu? Eğer gerçek aşklar olsaydı, bu kadar boşanmalar olur muydu? Eğer gerçek aşklar olsaydı, insanlar bu kadar çıkarcı ve egoist olurlar mıydı?
Aşk yok ama sevgi her zaman vardır. Allah’ın insanlara bahşettiği en yüce duygu sevgidir. Ahmet Hamdi Tanpınar bunu çok güzel bir cümleyle ifade ediyor: “Gerçek sevgi, karşılık beklemeden verilen sevgidir,” diyor. Nasıl ki, hayvanların kendine özgü doğal kanunu şiddet ise, insanlar arasındaki ilişkilerin doğal kanunu da sevgidir. Görüldüğü gibi sevgi, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar güçlü bir duygudur. İnsanoğlunun elindeki en büyük sermayesidir. Yeter ki onu kullanmasını bilebilsin. Burada anlatmak istediğimiz konu, sevgi kavramını çok iyi belirleyebilmektir. Ülkemiz insanının psikolojisi çok ilginçtir. Kendine göre sezgileri ve anlayışları vardır. Ne zaman ne yapacağı belli olmuyor. Eş seçiminde de çok ilginç olaylara şahit oluyoruz. Gençlerimiz, ilk gördüğü insanı araştırmadan, soruşturmadan hemen bağlanabiliyor. Karanlığa taş atar gibi; “ne olursa olsun” diyerek evlenmeye karar verebiliyor. Evlilik sonrasında sorunlar ortaya çıktığında da iş işten geçmiş oluyor.
Mustafa K.TOPALOĞLU
Araştırmacı-Eğitimci
Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
04 Eylül 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Siyaset, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
01 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler