Son Dakika


Toplum yapısı, aile dinamikleri ve modern yaşam tarzlarının getirdiği sosyolojik sonuçlar, günümüzde uluslararası boyutta tartışılmaya devam ediyor. Özellikle Batı toplumlarında yaşanan kültürel ve ahlaki dönüşümler, birçok sosyolog ve gazetecinin merceği altında. Geçmişten bugüne uzanan süreçte, Batılı aydınların ve gazetecilerin kendi toplumlarına yönelik özeleştirileri, karma yaşam modellerinin aile yapısı üzerindeki etkilerini açıkça ortaya koyuyor.
Batılı Gazetecilerden Çarpıcı Özeleştiriler
Amerikalı gazeteci Hillian Stanbery, Batı dünyasının içine düştüğü ahlaki yozlaşmaya dikkat ederek diğer toplumlara şu tavsiyelerde bulunuyor:
“Size tavsiyem, geleneklerinize ve ahlakınıza sımsıkı sarılmanızdır. Kadınlarla erkeklerin karışık bulunmasını yasaklayın, genç kızların özgürlüğünü sınırlandırın. Hatta tesettür dönemine geri dönün. Bu, Avrupa ve Amerika’nın ahlaksızlığı, sefahati ve yozlaşmasından sizin için daha hayırlıdır. Çünkü biz Amerika’da bunun sıkıntılarını çok çektik. Amerikan toplumu her türlü ahlaksızlığın yayıldığı bir topluma dönüşmüştür. Bu karışık yaşamın kurbanları hapishaneleri doldurmaktadır. Amerika ve Avrupa toplumlarında kadınlarla erkeklerin iç içe yaşaması aileyi tehlikeye atmış, değerleri ve ahlakı zedelemiştir.”
Benzer şekilde İngiliz yazar Anarud da kendi ülkesindeki durumu sert bir dille eleştirerek “İngiltere için bir utançtır ki, kızlarını erkeklerle aşırı ilişki kurmaları sebebiyle ahlaksızlığın örneği hâline getiriyor.” ifadelerini kullanıyor.
İstatistikler Tehlikenin Boyutunu Gösteriyor
Kadın ve erkeğin sınır olmaksızın bir arada bulunmasının getirdiği sosyal tahribat, tıp ve güvenlik literatüründeki araştırmalara da yansıyor. Yaklaşık çeyrek asır önce yayımlanan verilere göre, çeşitli iş kollarında çalışan kadınların büyük bir kısmının ahlaki sınırları aşan durumlarla karşı karşıya kaldığı ve güvenlik sektöründeki kadınların yarısının yöneticileri tarafından cinsel istismara maruz bırakıldığı belirtiliyor.
Eğitim ve aile yapısındaki çöküşü gözler önüne seren en çarpıcı çalışmalardan biri ise Almanya’da yapıldı. Alman tıp dergisi Ärzte Zeitung’un İngiliz araştırmalarına dayandırarak yayımladığı bir istatistik, Almanya’da her yıl doğan en az 7000 çocuğun biyolojik babasının, resmî kayıtlardaki kişilerden farklı olduğunu ortaya koydu. Yıllar önce paylaşılan bu veriler, modern dünyada aile bağlarının ne denli büyük bir yara aldığını gösterirken “Bugün durum ne seviyede?” sorusunu da beraberinde getiriyor.
Çözüm Ölçü ve Dengede
Feminist akımların ve bazı psikologların özgürlük adı altında savunduğu sınırsız yaşam tarzı, birçok kadını içinden çıkılmaz bir sosyal ve psikolojik bunalıma sürüklüyor. Günümüzde birçok gayrimüslimin, İslam toplumlarındaki aile bağlarına ve ahlaki koruyuculuğa imrenerek baktığı ifade ediliyor.
Toplumsal huzurun ne mutlak bir serbestlikle ne de aşırılıkla mümkün olabileceğini belirten uzmanlar, gerçek dengenin ilahi ölçülere sadık kalmaktan geçtiğini vurguluyor. Ölçü kaybolduğunda toplumlar çökerken; iffet, aile ve huzur ancak İslam dininin belirlediği o asil dengeyle korunabiliyor.
Adnan KESİK
Etiketler: adnan kesik » ahlaki değerlerin korunması » ahlaki yozlaşma ve aile » aile bağlarının korunması » aile yapısının çöküşü » batı aydınları islam » batı aydınlarından itiraflar » batı toplumunun eleştirisi » batıda aile krizi » hillian stanbery açıklamaları » islamda aile ve huzur » karma yaşamın zararları » modern dünya ve aile » sosyolojik aile araştırmaları » toplumsal ahlak ve iffet » toplumsal yozlaşmaYorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER