Son Dakika


BU YÜZYIL AF DİLEME YÜZYILIDIR
Ümmetin Yiğit Evladı Aliya İzzetbegoviç’i Vefatının 23. Yılında Rahmetle Anıyoruz
Bizim de Suçumuz Var
AZERBAYCAN’DAN TÜRKİYE’YE İNANÇ HÜRRİYETİNİN EVRENSEL SINAVI
Bir Başörtüsünden Fazlası Var, Bilesin Azerbaycan
FIRTINA VE KARTAL’IN AVRUPA ZAFERLERİNDEN PAZARTESİ DERBİSİNE…
Boğaziçi Üniversitesi, uzun on yıllar boyunca Anadolu’nun değerlerine kapalı, kendi milletine yabancılaşmış ve Batı merkezli bir elitizmin kalesi olarak muhafaza edilmiştir. Bugün üniversitede atılan her adım, bu “imtiyazlı azınlığın” kurduğu barikatları yıkmak ve üniversiteyi asıl sahibi olan millete iade etmek amacını taşımaktadır. Rektörlük makamı üzerinden koparılan fırtınalar, aslında statükonun sarsılmasından duyulan bir rahatsızlığın dışavurumudur.
Üniversite içerisinde yıllardır uygulanan “kendin seç, kendin onayla” sistemi, liyakatten ziyade ideolojik bir akraba kayırmacılığına dönüşmüştü. Dışarıya kapalı bu yapı, Türkiye’nin yerli ve milli vizyonuyla barışık akademisyenlerin sisteme girmesini engelliyor, adeta bir “akademik getto” oluşturuyordu. Gerçekleştirilen idari müdahaleler ve fakülte bazlı yapılandırmalar, bu tıkanıklığı açmış ve üniversiteyi Türkiye’nin 2053 ve 2071 hedeflerine hizmet edecek bir dinamizme kavuşturmuştur.
Üniversitede “özgürlük” maskesi altında eylem yapanların, meseleyi sokağa taşıma gayretleri ve dış dünyadan medet ummaları, aslında kimlerin değirmenine su taşıdıklarını açıkça göstermektedir. Milli bir üniversite, kendi devletine sırtını dönen değil; savunma sanayiinden teknolojiye, yerli diplomasiden manevi kalkınmaya kadar her alanda devletinin yanında duran kurumdur. Boğaziçi’ndeki yeni yönetim anlayışı, üniversiteyi küresel odakların laboratuvarı olmaktan çıkarıp tam bağımsız Türkiye’nin fikir mutfağı haline getirmektedir.
Fakülte isimlerinin değişmesi, yeni akademik birimlerin kurulması ve kadroların zenginleştirilmesi, Boğaziçi’ni geriye değil ileriye taşıyan stratejik ve doğru hamlelerdir. İslami bir perspektifle de bakıldığında ilim, milletin hayrına kullanıldığı ve toplumsal değerlerle çatışmadığı müddetçe kutsaldır. Boğaziçi artık Anadolu çocuklarının kendi inançlarından, kıyafetlerinden veya dünya görüşlerinden dolayı dışlanmadığı; aksine baş tacı edildiği bir yuva olma yolundadır.
Mesele bir koltuk davası değil, bir medeniyet davasıdır. Boğaziçi’nde yaşananlar, Türkiye’nin kendi akademik aklını inşa etme sürecidir. Batı’nın kopyası bir eğitim sistemi yerine, kökü mazide olan bir ati anlayışıyla, yerli ve milli bir üniversite modeli inşa edilmektedir. Bu süreçte sergilenen kararlı duruş, sadece bir üniversitenin değil, Türk eğitim sisteminin prangalarından kurtuluşunun müjdesidir.
Sabırlı olun az kaldı anlayacaksınız!
Ayetullah COŞKUN
Etiketler: akademik özerkliğin gerçek manası » Boğaziçi Üniversitesi dönüşüm süreci » Boğaziçi'nde yapısal reformlar » fildişi kulelerinden milletin sinesine » ideolojik tahakkümün tasfiyesi » kökü mazide bir ati » medeniyet davası ve ilim » milli irade ve akademi » milli teknoloji hamlesi ve üniversiteler » tam bağımsız bilim anlayışı » Türkiye Yüzyılı eğitim hedefleri » üniversitelerde vesayetin sonu » üniversitelerde zihniyet devrimi » yerli ve milli akademik vizyon » yerli ve milli şahlanışYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
20 Ekim 2026 Bilim ve Teknoloji, Din ve Yaşam, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tarih, Tüm Manşetler
19 Ekim 2026 Din ve Yaşam, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler
19 Ekim 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Sivil Toplum, Siyaset, Tüm Manşetler
17 Ekim 2026 Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Siyaset, Tüm Manşetler