Son Dakika


Yazının Gizli Tarihi: ANU’dan Kenger’e, Aran’dan Göktürk’e Dünyayı Saran Medeniyet
Beşiktaş ve Trabzonspor’un Avrupa’daki Rakipleri Belli Oldu
Macaristan’da Kâbus Akşamı: Trabzonspor Ferencvaros’a Farklı Boyun Eğdi
Kartal Kaybetse de Turladı: Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde Lig Aşamasına Yükseldi
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipleri belli oldu!
Fenerbahçe 18 Yıl Sonra Şampiyonlar Ligi’nde!
Boğaziçi Üniversitesi, uzun on yıllar boyunca Anadolu’nun değerlerine kapalı, kendi milletine yabancılaşmış ve Batı merkezli bir elitizmin kalesi olarak muhafaza edilmiştir. Bugün üniversitede atılan her adım, bu “imtiyazlı azınlığın” kurduğu barikatları yıkmak ve üniversiteyi asıl sahibi olan millete iade etmek amacını taşımaktadır. Rektörlük makamı üzerinden koparılan fırtınalar, aslında statükonun sarsılmasından duyulan bir rahatsızlığın dışavurumudur.
Üniversite içerisinde yıllardır uygulanan “kendin seç, kendin onayla” sistemi, liyakatten ziyade ideolojik bir akraba kayırmacılığına dönüşmüştü. Dışarıya kapalı bu yapı, Türkiye’nin yerli ve milli vizyonuyla barışık akademisyenlerin sisteme girmesini engelliyor, adeta bir “akademik getto” oluşturuyordu. Gerçekleştirilen idari müdahaleler ve fakülte bazlı yapılandırmalar, bu tıkanıklığı açmış ve üniversiteyi Türkiye’nin 2053 ve 2071 hedeflerine hizmet edecek bir dinamizme kavuşturmuştur.
Üniversitede “özgürlük” maskesi altında eylem yapanların, meseleyi sokağa taşıma gayretleri ve dış dünyadan medet ummaları, aslında kimlerin değirmenine su taşıdıklarını açıkça göstermektedir. Milli bir üniversite, kendi devletine sırtını dönen değil; savunma sanayiinden teknolojiye, yerli diplomasiden manevi kalkınmaya kadar her alanda devletinin yanında duran kurumdur. Boğaziçi’ndeki yeni yönetim anlayışı, üniversiteyi küresel odakların laboratuvarı olmaktan çıkarıp tam bağımsız Türkiye’nin fikir mutfağı haline getirmektedir.
Fakülte isimlerinin değişmesi, yeni akademik birimlerin kurulması ve kadroların zenginleştirilmesi, Boğaziçi’ni geriye değil ileriye taşıyan stratejik ve doğru hamlelerdir. İslami bir perspektifle de bakıldığında ilim, milletin hayrına kullanıldığı ve toplumsal değerlerle çatışmadığı müddetçe kutsaldır. Boğaziçi artık Anadolu çocuklarının kendi inançlarından, kıyafetlerinden veya dünya görüşlerinden dolayı dışlanmadığı; aksine baş tacı edildiği bir yuva olma yolundadır.
Mesele bir koltuk davası değil, bir medeniyet davasıdır. Boğaziçi’nde yaşananlar, Türkiye’nin kendi akademik aklını inşa etme sürecidir. Batı’nın kopyası bir eğitim sistemi yerine, kökü mazide olan bir ati anlayışıyla, yerli ve milli bir üniversite modeli inşa edilmektedir. Bu süreçte sergilenen kararlı duruş, sadece bir üniversitenin değil, Türk eğitim sisteminin prangalarından kurtuluşunun müjdesidir.
Sabırlı olun az kaldı anlayacaksınız!
Ayetullah COŞKUN
Etiketler: akademik özerkliğin gerçek manası » Boğaziçi Üniversitesi dönüşüm süreci » Boğaziçi'nde yapısal reformlar » fildişi kulelerinden milletin sinesine » ideolojik tahakkümün tasfiyesi » kökü mazide bir ati » medeniyet davası ve ilim » milli irade ve akademi » milli teknoloji hamlesi ve üniversiteler » tam bağımsız bilim anlayışı » Türkiye Yüzyılı eğitim hedefleri » üniversitelerde vesayetin sonu » üniversitelerde zihniyet devrimi » yerli ve milli akademik vizyon » yerli ve milli şahlanışYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
04 Eylül 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Siyaset, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
01 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler