Son Dakika


İstanbul’un tarihi dokusunun merkezinde, Süleymaniye’de gerçekleşen USPUM Sohbetlerinde oldukça çarpıcı bir konu olan “Coğrafya mı kaderdir sosyoloji mi?” sorusunu ele alındı. Star Gazetesi Yazarı Mustafa Sabri Beşer konuşmacı olarak yer alarak, toplumların kaderini belirleyen faktörleri hem coğrafi hem de sosyolojik açıdan geniş bir perspektifle inceledi.
Manipülatif Bir Algı Operasyonu Olarak “Coğrafya Kaderdir”
Etkinlikte, günümüzde sıklıkla dile getirilen “coğrafya kaderdir” ifadesinin etimolojik ve tarihsel kökeni üzerine çarpıcı iddialar gündeme geldi. Mustafa Sabri Beşer, bu sözün literatüre tam olarak kim tarafından sokulduğuna dair net bir bilgi olmadığını vurgularken, oldukça dikkat çekici bir iddiayı paylaştı. Konuşmacıya göre “coğrafya kaderdir” mottosu, 1917 yılında İngilizler tarafından kurgulanmış ve özellikle Müslüman coğrafyaya zerk edilmiş sistematik bir algı yönetimi stratejisidir. Gazze Savaşı süreciyle bu durumun daha net anlaşıldığını belirten Beşer, bu sloganın toplumsal direnci kırmak amacıyla kullanıldığını savundu. Ayrıca, coğrafi determinizm fikrinin Antik Yunan tarihçisi Herodot’a kadar uzanan kökleri olsa da, bu modern ifadenin tarihsel bir manipülasyon aracı olduğu vurgulandı.

İbn-i Haldun’a Atfedilen Tarihsel Yanılgı
Sohbetin bir diğer dikkat çeken kısmı, sözün İbn-i Haldun ile kurulan ilişkisi üzerineydi. Beşer, bu ifadenin günümüzde İbn-i Haldun ile özdeşleştirilmesine rağmen, onun eserlerinde birebir böyle bir ifadenin yer almadığının altını çizdi. İbn-i Haldun’un, “coğrafi koşulların toplumun gelişmişlik düzeyini, kültürünü ve ahlakını etkilediği” yönündeki görüşlerinin, zamanla sadeleştirilerek bu popüler sözle özetlendiği ifade edildi. Konuşmacı, bu durumun akademik bir bilginin, belirli bir ajanda doğrultusunda nasıl bir slogana dönüştürüldüğüne dair tipik bir örnek olduğunu değerlendirdi.
“Çaresizlik Algısı” ve Sosyolojinin Dönüştürücü Gücü
Sohbetin merkezinde, bu tür ifadelerin toplumsal psikoloji üzerindeki pasifize edici etkisi yer aldı. Beşer, “Coğrafya kaderdir sözünü algılara yerleştirdiğinizde, insanlar da, toplumlarda, bireylerde doğal olarak ‘ne yapalım yani işte, bu bizim kaderimiz’ kanaati beliriyor” diyerek, bu anlayışın toplumları kendi geleceklerini şekillendirme iradesinden uzaklaştırarak teslimiyetçi bir yapıya büründürdüğünü belirtti. Bunun aksine, İbn-i Haldun’un “Mukaddime” eserinde vurguladığı “asabiyet” yani sosyal dayanışma, siyaset ve ekonomi gibi faktörlerin, insanın coğrafi sınırları aşabileceğini kanıtladığını ifade etti. Sosyolojik dinamikler, coğrafi determinizmin ötesine geçebilecek iradeyi temsil ediyordu.
Tarihi Mekânda Düşünsel Bir Buluşma ve Farkındalık Çağrısı
Süleymaniye’nin entelektüel atmosferinde gerçekleşen oturum, katılımcılara kaderin tek boyutlu olmadığını, insanın kendi iradesiyle coğrafyayı aşabileceğini hatırlattı. Mustafa Sabri Beşer’in rehberliğinde gerçekleşen bu fikir alışverişi, “Coğrafya mı kaderdir sosyoloji mi?” sorusuna verilecek cevabın, kadercilik tuzağına düşmemekle ilgili olduğunu ortaya koydu.
Hasbahçe Gazetesi / Haber Merkezi
Etiketler: asabiyet teorisi » coğrafi determinizm » Coğrafya Kaderdir » düşünce söyleşileri » fatih kültür sanat » fikir dünyası » güncel tartışmalar » ibn-i haldun görüşleri » istanbul etkinlikleri » medeniyet ve coğrafya » mustafa sabri beşer » sosyoloji nedir » Star Gazetesi Yazarı Mustafa Sabri Beşer » tarih ve sosyoloji » Toplumsal değişim » USPUM » USPUM sohbetleriYorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER