Son Dakika


Yazının Gizli Tarihi: ANU’dan Kenger’e, Aran’dan Göktürk’e Dünyayı Saran Medeniyet
Beşiktaş ve Trabzonspor’un Avrupa’daki Rakipleri Belli Oldu
Macaristan’da Kâbus Akşamı: Trabzonspor Ferencvaros’a Farklı Boyun Eğdi
Kartal Kaybetse de Turladı: Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde Lig Aşamasına Yükseldi
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipleri belli oldu!
Fenerbahçe 18 Yıl Sonra Şampiyonlar Ligi’nde!
Denizli’de meydana gelen ve biri bebek sekiz vatandaşımızın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan feci otobüs kazası, Türkiye’de trafik güvenliği, sürücü psikolojisi ve hukuki yaptırımların niteliğini yeniden masaya yatırmayı zorunlu kılmaktadır.
Geçmişinde alkollü araç kullanımı da dahil olmak üzere tam 36 kez trafik cezası aldığı ortaya çıkan ve kazada kendisi de hayatını kaybeden otobüs şoförü M. F. M. adlı şahsın, bu sicille tonlarca ağırlıktaki bir yolcu otobüsünü sevk ve idare etmesine izin verilmiş olması, bireysel bir hatadan öte yapısal bir denetim zafiyetine işaret etmektedir.
Kurumsal Sorumluluk ve Topluma Kazandırma
Toplum düzenini korumak ve vatandaşın can güvenliğini teminat altına almak, başta Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı olmak üzere devletin tüm ilgili kademelerinin ve bu kurumlarca yetkilendirilmiş tüm idari birimlerin asli sorumluluğudur. Failin ölümüyle cezai şahsiyet ortadan kalksa dahi, idari ve kurumsal sorumluluk baki kalmaktadır. Ruhi açıdan problem yaşayan, kuralları sistematik olarak ihlal etmeyi alışkanlık haline getirmiş bireylerin henüz sahaya çıkmadan tespit edilerek tedavi edilmesi veya sistem dışına itilmesidir.
Hukuki Sorumluluğun Genişletilmesi: Üst Yönetimin Sorumluluğu
Mevcut sistemde kazayı yapan sürücünün hayatını kaybetmesi, cezai yargılamanın büyük ölçüde akamete uğramasına yol açmaktadır. Oysa 36 kez ceza almış bir kronik ihlalcini direksiyon başına geçiren, bu riski öngörmesi gerektiği halde denetim mekanizmalarını işletmeyen şirket sahipleri ve üst düzey yöneticiler, Türk Ceza Kanunu kapsamında doğrudan sorumlu tutulmalıdır. Sürücünün eylemi “olası kast” niteliği taşırken, bu istihdamı sağlayan idarecilerin de sorumluluğu “taksir” çerçevesinden çıkarılmalı ve kurumsal sorumluluk üzerinden ağır yaptırımlara tabi tutulmalıdır. Bu adım, ölen sürücünün ardından toplumsal vicdanın tatmini ve adaletin tecellisi için elzemdir.
Psikiyatrik Denetim ve Kurumsal Otokontrol
Gerek kamuda gerekse özel sektörde ticari ve lojistik sorumluluk taşıyan, onlarca canı emanet alan sürücülerin mevcut psikoteknik değerlendirme mekanizmaları biçimsel olmaktan öteye geçememektedir. Radikal bir çözüm olarak, bu sürücülerin istisnasız her altı ayda bir tam teşekküllü psikiyatrist heyet raporuna tabi tutulması yasal zorunluluk haline getirilmelidir. Alınacak bu raporların ve sürücülerin takibinin idari sorumluluğu ise doğrudan üst düzey yöneticilere bırakılmalıdır. Böylece kurumsal otokontrol mekanizması devreye girecek, riskli sürücülerin istihdam edilmesinin önüne henüz facia yaşanmadan geçilecektir.
Teknolojik İzleme ve Altyapı Revizyonu
Günümüz teknolojik imkânları, insan hatasından kaynaklanan denetim açıklarını kapatacak düzeydedir. Ana yollar, kör noktalar ve kaza potansiyeli yüksek problemli güzergahlar kesintisiz olarak dronlar ve yapay zeka destekli kameralarla izlenmelidir. Şerit ihlalleri, hız limitleri ve tehlikeli sürüş hareketleri anlık olarak merkeze rapor edilmeli; sürücü hayatını kaybetmeden ya da başkalarının hayatına kastetmeden önce tehlikeli araçlar sahadan çekilmelidir.
Temel Çözüm: Sürücü Kurslarında Radikal Eğitim ve Sınav Reformu
Madalyonun asıl yüzü ise “eğitim, eğitim, eğitim” gerçeğinde saklıdır. Mevcut sürücü belgesi edinme süreci, biçimsel bir prosedür olmaktan çıkarılarak gelişmiş ülkelerdeki standartlara ulaştırılmalıdır. Bu doğrultuda yaklaşık 60 günlük mevcut eğitim süreci, çok daha ciddi teorik ve pratik aşamalarla geliştirilmelidir.
Önerilen yeni sistem yönetmeliğine göre; ilk aşamada 2 ay boyunca uzmanlar tarafından yoğun bir teorik eğitim verilmeli ve bu süreç 2 ayrı yazılı sınavla denetlenmelidir. Bu sınavlarda 100 puan üzerinden en az 80 başarı puanı yakalayan adaylar, ikinci aşama olan en az 2 aylık uygulamalı (direksiyon) eğitime geçmeye hak kazanmalıdır. Uygulamalı eğitimi de en az 80 puanla tamamlayan kursiyerler, nihai olarak bakanlığın merkezi sınavlarına kabul edilmeli ve ancak burada başarı gösterenler sürücü belgesi alabilmelidir.
Eğitim süreçlerinde başarısız olan adaylara, bakanlığın merkezi sınavlarına 3 kere daha katılabilme hakkı tanınmalıdır. Bu hakları kullanmasına rağmen başarısızlığı devam eden bireyler için ise psikiyatrist hekim kontrolü başta olmak üzere, ortopedik ve dahiliye uzmanlarından oluşacak tam teşekküllü bir heyet raporu şartı getirilmelidir.
Bu ağırlaştırılmış prosedürler ilk bakışta bir zorluk ya da bürokratik engel gibi algılanabilir; ancak insan hayatını merkeze alan tüm gelişmiş toplumlarda bu ve benzeri katı kurallar tavizsiz uygulanmaktadır. Bir kişi sürücü olma yetisinden, gerekli psikolojik ve fiziksel donanımdan yoksunsa; hem kendisinin, hem ailesinin, hem de toplumun ortak huzuru adına direksiyon başına geçmesi engellenmelidir. Aksi takdirde, ihmallerin faturasını ağır can kayıplarıyla ödemeye ve acı olayların ardından sadece “ah vah” çekmeye devam ederiz.
Bu vesileyle, özellikle bayram süreçlerinde yollar açılan acılarla sarsılan, trafik kazalarında hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Yüce Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabırlar niyaz ediyor; yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar diliyoruz. Rabbim tüm milletimizi bu tür acılardan muhafaza eylesin. Âmin.
Hasan Nazmi YEKREK
Eğitim Uzmanı
E. İlçe Milli Eğitim Müdürü
Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
04 Eylül 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Siyaset, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
01 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler