Son Dakika


Yazının Gizli Tarihi: ANU’dan Kenger’e, Aran’dan Göktürk’e Dünyayı Saran Medeniyet
Beşiktaş ve Trabzonspor’un Avrupa’daki Rakipleri Belli Oldu
Macaristan’da Kâbus Akşamı: Trabzonspor Ferencvaros’a Farklı Boyun Eğdi
Kartal Kaybetse de Turladı: Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde Lig Aşamasına Yükseldi
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipleri belli oldu!
Fenerbahçe 18 Yıl Sonra Şampiyonlar Ligi’nde!
“Sûret söz kanda buldu, söz ıssı kaçan oldu
Sûrete kendi geldi, dil hikmetin yoludur.”
Yunus Emre
İnsanı diğer mahlukattan (yaratılmışlardan) ayıran en önemli unsur dildir. Dil, insanla beraber ortaya çıkmış ve en az insan kadar canlıdır, gelişmeye açıktır ve asla insandan ayrı değildir.
Psikologlara göre düşünme bir dil hareketidir, yani sessiz konuşmadır. “Dil, düşüncenin aynasıdır.” Dil, düşüncenin yuvasıdır. Hatta dil, düşüncenin bizzat kendisidir.
Önceleri iptidai (ilkel) gramer kaidelerinin kesin kurallara ulaşamadığı, pek az kelimeden meydana gelen ve en küçük oymağın bile lehçesinin farklı olduğu dil, yavaş yavaş insanın tekâmülü (gelişimi) ile birlikte kat’i (kesin) kaidelere kavuşmuştur. Kelimeler birleşmiş, kelime ve mana zenginliğine ulaşmıştır. Birçok kavim, bir dilin çatısı altında toplanmaya başlamıştır.
Roma müelliflerinden Plinius’un (M.Ö. 79 – 23) rivayetine göre, eski çağda Anadolu’nun doğusunda, Kafkasya’nın güneyindeki Colchide ülkesinde üç yüzden fazla lehçe vardı. Kuzey Amerika’nın Kızılderili HURON kabileleri arasında müşterek lisan (ortak dil) teşekkül etmemiş ve her köyün kendine mahsus konuşma tarzı vardı.
Dil, ilmin ve kültürün temelini teşkil ederek, cemiyetleri kendi zenginliği nispetinde yükseltmiş, insanlığı bugünkü seviyesine ulaştırmıştır.
Atatürk’ün ilk icraatlarından birinin Türk Dil Kurumunu kurması ne kadar anlamlı, değil mi?
Kavimlerin zengin veya fakir olması bir gerçeği değiştirmez: Nerede insan varsa orada mutlaka bir dil vardır. Dil, insanları bir arada tutan, onları uzlaştıran, cemiyet halinde kalmalarını sağlayan ve onları tekâmülün en üst seviyesine çıkarabilen çok önemli bir unsurdur.
Milletlerin millî kültürlerinin ve ilimlerinin teşekkülü ve yaşamasındaki en önemli unsur dildir. Millet olma şuurunun ilk asli belirtisi ve millî hüviyetin (kimliğin) özü olan dil, sosyal kavimleri bir bütün yapan başlıca faktördür. O hâlde millet, dil ile vardır. İnsanlığın medeniyet tarihi incelendiğinde, büyük medeniyetler ve kuvvetli kültürlerin ancak zengin ve işlenmiş dillerde ortaya çıkmış olduğu görülür.
Şehname’yi bütün İran’ı dolaşarak derleyen Firdevsi, “Bu eserimle ölmüş bir milleti otuz yılda dirilttim” der ve zaman bunu doğruladığı için o kadar haklı çıkar ki…
Yine FİN halkının bir millet olma şuuruna erişmesi, Fince’den toplanan Kalevala adlı destan ile olmuştur. Bu destan, Fin halkının içinden toplanan ağız, deyim ve şiirlerden meydana gelmiş, Lönnrot adlı bir kişinin yazdığı tarihî bir destandır.
Bu örnekler, bazı milletlerin oluşumunda izlediği bir yoldur.
Biz şimdi ne mi yapıyoruz?
Okullara Diyanetten hoca gönderip ne olduğumuzu da unutturmak için bir politika izliyoruz.
Tekrar söylüyorum: Bir millet, önce dil sonra da kimlik kaybı ile imha edilir.
Necati YÜZÜAK
Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
04 Eylül 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Siyaset, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
01 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler