Son Dakika


Yazının Gizli Tarihi: ANU’dan Kenger’e, Aran’dan Göktürk’e Dünyayı Saran Medeniyet
Beşiktaş ve Trabzonspor’un Avrupa’daki Rakipleri Belli Oldu
Macaristan’da Kâbus Akşamı: Trabzonspor Ferencvaros’a Farklı Boyun Eğdi
Kartal Kaybetse de Turladı: Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde Lig Aşamasına Yükseldi
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipleri belli oldu!
Fenerbahçe 18 Yıl Sonra Şampiyonlar Ligi’nde!
Bugün bitirdiğim uzun bir çalışma sonrası hep aynı soruyu sordum: Neden?
Çalışmam; Osmanlı’nın maliyesi ile bankacılık ve borsa gibi ekonomik süreçlerin son yüz elli yılını kapsayan, yabancı yazarların eserlerinin derlenmesiyle oluşturulmuş, resmi kayıtlara dayalı araştırma ve incelemelerle ilgili. Tabii burada “hamaset” sahiplerine bir hatırlatma yapayım: O diziler üzerinden inşa ettiğiniz Sultan ve avanesi hiç de masum görünmüyor. Ben yine de bu konuyu burada bırakıp asıl maksadıma gelmek istiyorum.
Biz bu cendereden nasıl çıktık? Nasıl oldu da bu büyük borç ve yıkım sonrası Türk milleti, bulduğu bir lider ile bu büyük değişimi başardı? Önce bu büyük değişimin fikri ve ahlaki altyapısını düşündüm ve karşıma çıkan ilk kişi Ziya Gökalp oldu.
Gökalp, 1911 yılında Genç Kalemler dergisinde yayınladığı bir makalesinde inkılap mefhumunu ikiye ayırmıştır: Birincisi hükumeti değiştirmek, ikincisi ise kalpleri kazanmaktır (sindirmektir). Devamında der ki: 1908 İkinci Meşrutiyet devriminin zorlayıcılığı, 13 Nisan 1909’da (31 Mart Vakası) geri tepmesine zemin hazırlamıştır. Yeni bir askeri müdahale ile bastırılan bu ayaklanma, hürriyet uğruna girişilmiş bir teşebbüsü ne yazık ki sıkıyönetim rejimine götürmüştür.
Gökalp bundan dolayı der ki: “Bir inkılap ancak gerçek değerler üzerine inşa edilebilir.” Bu ise toplumda potansiyel enerji mahiyetindeki değerlerin mevcut olması veya keşfedilmesi ile mümkündür. Bu değerler; ahlaki, iktisadi, hukuki, dini, teknik, estetik ve fikri olmak üzere çeşitlidir. Dil de bu temel değerlerden biridir.
Peki, bugün “aydın” dediğimiz zümre ile halk, bu değerler açısından acaba aynı yöne mi bakmakta? Yoksa bugünkü iktidarın aydın sınıfı halk ile aynı dili mi kullanmakta? Bu durum hayati önemdedir. Eğer farklı bakılmıyor olsaydı; yönetici sınıfın ikaz ve uyarı niteliğindeki her söze veya yazıya tepkisi hapis cezası olmazdı.
Okunan kitaplar, yazıldıkları devir ve çevre ile ilgili diyelim; peki ya zihniyet? O zaman “güzide” seçkin sınıf (iktidar ve yakınları), aydın sınıf ve halk denklemi ne durumda?
Buradaki en önemli iki zümre şunlardır:
1. Hissiselim: Yani halk (sağduyu).
2. Akliselim: Yani aydın sınıfı.
Demek ki öncelikli olarak sağduyu sahibi halk ile akliselimin temsilcisi olan aydınlar aynı dili kullanmak zorundadır. Bu gerçekleştiği takdirde, seçkin sınıf her türlü itirazı ve uyarıyı dikkate alarak hareket etmek zorunda kalır. Bu uyum sağlanamadığı içindir ki iktidar uzun zamandır aynı söz ve davranışlarını sürdürebiliyor.
Kapitalizmin belki de bu ülkede yaptığı en büyük kötülük; “hissiselim”den, yani sağduyu sahibi dediğimiz halktan koparak kendilerini seçkin sınıfın yanında konumlandırmaya hazır “aydın” tipinin yaratılması ve gerçek aydın sınıfının yok edilişidir.
Yani biz neyi kaybetmişiz? Aklıselim’i.
Oysa Osmanlı Devleti’nin yıkıma en yakın yıllarında bile gerçek aydın ve münevver insanlar yetişebilirken, bugün bu oran yok seviyesindedir. Tabii benim “aydın” dediğim kişiler; fikri, ahlaki, sosyal ve psikolojik olarak seçkin sınıfa karşı hakikati konuşabilen ve yazabilenlerdir.
Son olarak bir noktaya daha değinmek istiyorum: Sağduyu dediğimiz halk da önce kendini bir sorgulamalıdır. Toplumdaki gayriahlaki olayları ve sonuçlarını, bir kez de kendi özelinde muhakeme etmelidir.
Tüm toplumlar layık oldukları idareciler ile yönetilirler; bu, Allah’ın (c.c.) Sünnetullah yasaları gereğince biz insanlara verdiği bir mesajdır.
Necati YÜZÜAK
Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
04 Eylül 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Siyaset, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
01 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler