Son Dakika


Fazla bir şey değil, “İnandım dedikten sonra dosdoğru” olmasını ister din insandan.
Din, insandan bir inkılâba evrilmesini ister.
Din, insandan hesâbi olmasını değil sâdece hasbi olmasını ister, yâni essah inanmışlık (gerçeklik) ister başka değil.
Din insandan, kudretinde, takdir ve tasarrufunda bir, tek ve gerçek sahip olan İlâh’tan gayrı, dikili taşlara (put) fal oklarına, güç sahibi insanlara ve iktidarlarına, evrenin görülen görülmeyen, bilinen bilinmeyen başka bütün nesnelerine inanıp kul olmayın ister.
Din insandan, önceki tüm kötü, çirkin, yalan, yanlış kabüllerinden ayrılarak ve arınarak; anlayış, fikir, görüş adet, alışkanlık, iş ve işlemlerin tamamını terk ederek yeni doğmuş bir bebek gibi yepyeni bir insan olmasını ister.
Din insandan, hiçbir gerekçeyle ve hiçbir zaman merhametin, ahlâkın ve adâletin sınırlarını geçmeyin ister.
Din insandan, hakkınız ve helâliniz olmayana sahip olmak için yetimin, öksüzün, güçsüzün, sahipsizin, yolda kalmışın hakkına dokunmayın ister.
Din insandan, gücünüzü ve gününüzü haksızlıkların fırsatı ve ganimeti olarak görmeyin ister.
Din insandan, birbirinizi küçümseyip itibardan düşürmek için kimseleri alaya almayın, karalamayın, kınamayın, kırmayın, birbirinizi çirkin lakaplarla da anmayın ister.
Belki de, alaya aldığınız, karaladığınız, kınadığınız, kırdığınız ve çirkin lakaplarla andıklarınız sizden daha değerlidir bilin ister.
İnandım, arındım dedikten sonra eski çirkin adet ve alışkanlıklarını, durum ve duruşlarını devam ettirenden daha zalim kim olabilir?
Din insandan, önceki toplulukların başlarına gelenlerden ve mezarlıklardan, dersler alın ister.
Din insandan “desinler” diye iki yüzlü olmayı, eğilip bükülmeyi değil imanı essah insan olmayı ister.
Düşünmez mi insan?
Akledenlere selâm olsun.
Abdulkadir TÜRK
Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER