Son Dakika


Yazının Gizli Tarihi: ANU’dan Kenger’e, Aran’dan Göktürk’e Dünyayı Saran Medeniyet
Beşiktaş ve Trabzonspor’un Avrupa’daki Rakipleri Belli Oldu
Macaristan’da Kâbus Akşamı: Trabzonspor Ferencvaros’a Farklı Boyun Eğdi
Kartal Kaybetse de Turladı: Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde Lig Aşamasına Yükseldi
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipleri belli oldu!
Fenerbahçe 18 Yıl Sonra Şampiyonlar Ligi’nde!
Yazılı ve sözlü kurallar hayatı idame ettirme ve sosyal bilinç açısından önemlidir fakat hangi bilincin ürünü olduğunu bilmediğimiz örf ve adetlerimizin de bir kısmına yazılı kanun gibi sıkı sıkıya bağlanmanın ne denli doğru olduğunu düşünmekte fayda var.
Birkaç örnekle açıklamak gerekirse;
– Yaklaşık 20 yıl öncesine kadar, yuva kuran genç kızlarımıza uygulanan tarife; Gelinliğinle gidiyorsun, kefeninle çık. Kocadır döver de sever de (başkasını da sevebilir) sen kocana sahip çık, yuvayı dişi kuş yapar.
– Eve misafir geldiğinde el öpme zorunluluğu; Özellikle akraba zorbalığı (fiziksel, sözlü ya da cinsel taciz) yaşayan ve bunu açıklamayan çocukların örf ve adetlere uyması adına, sakındığı kişilerin elini öpmeye mecbur bırakılması.
– Eve gelen misafirlere ısrarla ikramda bulunulması.
– Kendi yakınımızın yaptığı haksızlığı -akrabadır ayıp olmasın, aramız bozulmasın mantığı ile- görmezden gelmek.
– Düğüne hediyesini hediye değil borç olarak verip aynıyla karşılığının beklenmesi.
– Evlenen kızlarımızın çeyiz-düğün adı altında damadı boğazına kadar borca sokması.
– Büyüğün yanında konuşulmaz diye diye kendi hakkını savunmayı bilmeyen gençler yetiştirmek.
Her örf ve adete bağlı kalmanın iyi insan olmak anlamına gelmediği aşikâr ve her iyiliğin aslında iyilik olmadığı…
Allah ne der bilincine erişemeyip el alem ne der bilinciyle hareket etmenin acısını çekiyoruz. Elalem ne der diye yaşarsanız Allah’ın rızasını kaybedersiniz. Din, ailede yaşanır…
Kendi hayatına çeki düzen veremeyen el alemin -biz babadan böyle gördük kafasıyla- bizim hayatımızı çekip çevirmesine müsaade ediyoruz.
Taş her zaman uzaktan gelmiyor ve bunu ancak kafamız yarılınca anlıyoruz.
Hatice Derin SİLAHLI
Etiketler: El alem ne der » El alem ne der diye yaşamak » Elalem ne der diye düşünce » elalem ne der diye evlenmek » Elalem ne der diye korkma » Elalem ne der diye yaşayanlar » Elalem ne der ne demek » Hatice Derin Silahlı » İBRETLİK BİR EVLİLİK HİKAYESİ » köşe yazısı » sosyologYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
04 Eylül 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Siyaset, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
01 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler