Son Dakika


Yazının Gizli Tarihi: ANU’dan Kenger’e, Aran’dan Göktürk’e Dünyayı Saran Medeniyet
Beşiktaş ve Trabzonspor’un Avrupa’daki Rakipleri Belli Oldu
Macaristan’da Kâbus Akşamı: Trabzonspor Ferencvaros’a Farklı Boyun Eğdi
Kartal Kaybetse de Turladı: Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde Lig Aşamasına Yükseldi
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipleri belli oldu!
Fenerbahçe 18 Yıl Sonra Şampiyonlar Ligi’nde!
İman, yalnızca dilin kuru bir ikrarı olan “Lâ ilâhe illallah” cümlesi midir? Yoksa bu kelimelerin taşıdığı ağırlık, telaffuz edildiği andan itibaren omuzlarımıza koca bir yük, hayatımızın her anına sirayet eden bir sorumluluk mu yükler? Alışkanlığa dönen dini ritüellerle sıradanlaştırdığımız, adeta bir eğilip kalkma rutinine indirgediğimiz inancımızı, Gazze’nin çığlıkları eşliğinde yeniden gözden geçirmemiz gerekmiyor mu?
Kur’an’ın o sarsıcı çağrısı: “Ey iman edenler, yeniden iman edin!” Bize neyi hatırlatır? Bu ayet, sahip olduğumuz “iman” etiketinin altının boşalabileceğini, zamanla körelebileceğini ve eylemsizliğin, korkaklığın ve dünyevileşmenin pasıyla kaplanabileceğini haykırır. İman, statik bir miras değil, sürekli canlı tutulması gereken dinamik bir ateştir.
Peki, zulmü alkışlayan, zulme rıza gösteren, rızık korkusu yüzünden hakikati örten; makam, güç ve zenginlik sahiplerinin karşısında sesini kısan o korkak ve zillet içindeki yığınlar “Lâ ilâhe illallah” dese dahi, gerçek iman ehli olabilirler mi? Emin olamamak, bu çağın vicdanlı insanının en doğal tepkisidir. Zira söz, eylemle tasdik edilmediği sürece havada asılı kalır.
Zulme “Lâ” Demek: İmanın En Büyük Manifestosudur
İmanımızın parametreleri, yalnızca kendi inanç coğrafyamızın sınırları içinde midir? Yirmili yaşlarında, eline aldığı bir megafonla İsrail buldozerlerinin önüne dikilip, “Bu topraklar Filistinlilerin, siz işgalcisiniz!” diyerek canını seve seve veren Rachel Corrie, bizim iman skalalarımızın neresinde duruyor? O, ne bir kelime-i şehadet getirdi, ne de bizim bildiğimiz ritüelleri yerine getirdi. Ancak, zulme karşı duruşu ve canını feda etmesi, imanın en saf ve en somut manifestosu değil midir?
“Zulüm bizdense ben bizden değilim” demek, korkaklığın ve çıkarın zincirlerini kıran bir iman haykırışı, bir baş-kaldırı değil midir? Bu, kelimenin tam anlamıyla zulme LÂ demek, yani “Lâ ilâhe” (Allah’tan başka hiçbir ilah/otorite yoktur) demektir. Can vermek, bu hakikatin bedeli değil de nedir?
İmanı yalnızca “eğilip kalkmak” ve “başörtüsü” gibi ritüellere indirgeyerek, o büyük Lâ İlahe felsefesini içinden boşalttık. Bizi, Ebu Zer’in zalime karşı çıkan dilinden, Bilal’in köleliğe başkaldırışından, Hamza’nın yiğitliğinden kopardınız. İmanı, köşelere çekilmiş, dünyevileşmiş, korkak ve saltanatçı bir ruh haline dönüştürdünüz.
Gazze ve Yeni Lâ İlahe Fısıltıları
Bugün Gazze, sadece bir coğrafya değil; bizim imanımızın kaç okka çektiğini ayan beyan ortaya seren bir turnusol kâğıdıdır. Saltanatçı, çıkarcı ve korkak Müslüman âleminin bu acziyeti, ne yazık ki nesillerdir bize öğretilen Kuran’sız, eylemsiz bir dindarlığın eseridir. Üretilen din, şeyhlerin odalara kapanıp bastonla savaş taktikleri anlatması ya da hesabı çabuk olan (Serî’u’l-Hisâb) Allah’ı bile kandıracak bir kolaycılığa davettir.
Biz, o korkak ve saltanatçı ruhlarla, gerçekten hakkıyla “Lâ ilâhe” diyebilir miyiz? Muaviyeci ruhların, imanı tekelleştirmiş güruhun ve zillet içinde yaşayan milyonlarca Müslümanın, Rachel Corrie kadar bile imanı var mıdır?
Bilal’in sahibine L deyişiyle, bugün uluslararası bir piyanistin milyonların önünde zulme “L” demesi, cezaevine atılmayı göze alarak “Siz zalimsiniz, Filistinlilere zulmedemezsiniz!” diye haykırması arasında bir fark var mıdır? O haykırış da bir Lâ ilâhe değil midir?
Kuru Bir İkrar mı, Can Veren Bir Haykırış mı?
Ey ümmetin korkak alimleri ve cemaatleri; siz bize imanı sözlerle öğretmeye çalışırken, bu insanlar bu çağda gerçek bir “Lâ ilâhe” demenin nasıl olduğunu fısıldadılar.
Unutulmamalıdır ki; bu yürekten kopan bir “Lâ ilâhe” nin peşi sıra, mutlaka “İllallah” (Yalnızca Allah vardır ve O’nun yasaları geçerlidir) gelecektir. Ve biz, çürümüş imanımız ve korkak yüreğimizle yok olmaya mahkûm olurken, dünyanın dört bir yanından gelen; İtalyan, İskoç, Kolombiyalı, Japon yiğitlerden ve kadınlardan, zulme karşı gür sesle haykırmanın ne demek olduğunu yeniden öğreniyoruz.
Tıpkı Mus’ab’dan güce ve saltanata Lâ demeyi, Rebeze çöllerine sürgün edilen Ebu Zer’den Firavunlaşanlara “Siz güç ve saltanatın kölesi oldunuz!” gerçeğini öğrendiğimiz gibi, bu çağda da Gazze sayesinde gördük ki; çürümüş imanlar yok olurken, zulme rıza gösterenler ve hatta yardımcı olanlar yerle bir olurken, dünyanın hiç beklenmedik yerlerinden yükselen çığlıklar bize imanın Eylem olduğunu öğretti.
Bunu bize siz öğretemediniz.
Fatih Alim DAŞPINAR
Etiketler: Bu topraklar Filistinlilerin » Ey İman Edenler Yeniden İman Edin! » Fatih Alim Daşpınar » Filistinlilere zulmedemezsiniz » Gazze’nin çığlıkları » İman » Kuru Bir İkrar mı Can Veren Bir Haykırış mı » Lâ ilâhe illallah » Rachel Corrie » Siz güç ve saltanatın kölesi oldunuz » siz işgalcisiniz » Siz zalimsiniz » Sumud Filosu Gazze'de » Zulme “Lâ” Demek: İmanın En Büyük Manifestosudur » Zulüm bizdense ben bizden değilimYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
04 Eylül 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Siyaset, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
01 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler