Son Dakika


Yazının Gizli Tarihi: ANU’dan Kenger’e, Aran’dan Göktürk’e Dünyayı Saran Medeniyet
Beşiktaş ve Trabzonspor’un Avrupa’daki Rakipleri Belli Oldu
Macaristan’da Kâbus Akşamı: Trabzonspor Ferencvaros’a Farklı Boyun Eğdi
Kartal Kaybetse de Turladı: Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde Lig Aşamasına Yükseldi
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipleri belli oldu!
Fenerbahçe 18 Yıl Sonra Şampiyonlar Ligi’nde!
Çekmeköy’de gencecik meslektaşımız Fatma Nur Çelik’in bir öğrencisi tarafından hayattan koparılması, eğitim camiamızın üzerine kara bir bulut gibi çökmüştür. Öncelikle merhumeye Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve camiamıza başsağlığı diliyorum. Ancak tecrübe ile sabittir ki infial anlarında yapılan analizler subjektif kalmaya mahkumdur. Bizim ihtiyacımız olan; ideolojik körlükten arınmış bir bakış ile sorun odaklarını doğru tespit etmektir.
Kolaycı Yaklaşımlar ve Görünmeyen Sorumlular
Olay vuku bulduğunda parmakların hemen okul müdüründen başlayarak Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) çevrilmesi, meselenin özünü ıskalamaktır. Okulda o süreçte polis birimlerinin bulunduğu gerçeği ortadayken, hâlâ sadece “güvenlik personeli” üzerinden bir eleştiri getirmek ne kadar adildir?
Asıl sorgulanması gereken; yüksek risk teşkil eden ve psikolojik tedavi gören bir öğrencinin, hangi tıbbi gerekçe veya “iyileşme” raporuyla taburcu edildiğidir. Faturayı tek yönlü kesmek, kabahat taksimi açısından diğer kurumların sorumluluklarını görmezden gelmekten başka işe yaramaz.
“Fişleme” Ezberi ve Güvenlik Zafiyeti
Öteden beri okullarımıza modern güvenlik sistemleri kurulması yönündeki her adım, ne yazık ki birileri tarafından “fişleme yapılıyor” denilerek itibarsızlaştırılmak istendi. Bugün bir öğretmenimiz toprağa verilirken, güvenliğe karşı çıkan o ideolojik bagajların vebali de masaya yatırılmalıdır. Güvenlik bir özgürlük kısıtlaması değil, en temel hak olan “yaşama hakkının” güvence altına alınmasıdır.
Meselenin güvenlik ve psikolojik arka planı, 12 yıllık zorunlu eğitim dayatmasıyla birlikte çok boyutlu ele alınmalıdır. “Yanan canın ideolojisi olmaz” diyerek ortak akılla şu adımlar atılmalıdır:
* Sağlık Bakanlığı; tedavi gören ve şiddet eğilimi saptanan öğrencilerin durumunu, okul iklimini koruyacak bir şeffaflıkla MEB ile paylaşmalıdır. Tam iyileşme raporu olmayan öğrenci, “zorunlu eğitim” bahanesiyle sınıfa dahil edilmemelidir.
* Benzer bir yaklaşım ile EKPSS kapsamında “İlaçlarını aldığı takdirde öğretmenlik yapabilir” raporu ile öğretmenlik vizesi verme teamülü, iğneyi kendine batırma tutarlılığıyla yeniden değerlendirilmelidir. Aynı şartları taşıyan hekim adayına “hekimlik yapabilir” raporu verilecekse ancak o zaman rıza gösterilebileceği unutulmamalıdır.
* Yüksek risk grubundaki okullarda güvenlik yönetimi sadece silahsız personel ile değil; doğrudan polis denetiminde ve teknolojik altyapıyla (X-ray, turnike vb.) desteklenmelidir.
12 Yıllık Zorunlu Eğitimin Revizyonu
Gelinen noktada her öğrenciyi 12 yıl boyunca akademik bir binada tutma dayatması, pedagojik bir gereklilikten ziyade güvenlik riskine dönüşmüştür. Okul iklimine uyum sağlayamayanlar için esnek, mesleki veya rehabilitasyon odaklı alternatif modeller hayata geçirilmelidir. Eğitimde güvenlik ve disiplin tedbirleri “polis devleti” retoriğiyle engellenmemelidir. Okul, hem öğrenci hem de öğretmen için en güvenli liman haline getirilmelidir.
Gelin, bu acı hadiseyi bir milat kabul edelim ve ideolojik kamplaşmaları bırakıp eğitim sistemimizi rasyonel bir vizyonla yeniden inşa edelim. Aksi takdirde her giden canın ardından sadece suçlu arar, çözümsüzlüğe hapsoluruz.
İdris ŞEKERCİ
Etiketler: 12 yıllık zorunlu eğitim revizyonu » akademik bina zorunluluğu » atama ve liyakat kriterleri » eğitim sistemi eleştirisi » Eğitimde güvenlik sorunu » eğitimde rasyonel vizyon » Fatma Nur Çelik » Milli Eğitim Bakanlığı kararları » öğretmen emniyeti » okul güvenliği ve disiplin » okulda şiddet olayları » psikolojik tedavi gören öğrenciler » rehabilitasyon odaklı eğitim modelleri » Sağlık Bakanlığı koordinasyonu » teknolojik güvenlik sistemleriYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
04 Eylül 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Siyaset, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
01 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler