Son Dakika


Yazının Gizli Tarihi: ANU’dan Kenger’e, Aran’dan Göktürk’e Dünyayı Saran Medeniyet
Beşiktaş ve Trabzonspor’un Avrupa’daki Rakipleri Belli Oldu
Macaristan’da Kâbus Akşamı: Trabzonspor Ferencvaros’a Farklı Boyun Eğdi
Kartal Kaybetse de Turladı: Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde Lig Aşamasına Yükseldi
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipleri belli oldu!
Fenerbahçe 18 Yıl Sonra Şampiyonlar Ligi’nde!
Mutluluğu bugüne kadar birçok bilge insan farklı farklı tarif etmiştir. Kimine göre mutluluk peşinden koşuldukça yakalanan kıymetli bir değer, kimine göre de kendini asla yakalatmayan fakat dilediği insanın omzuna konan narin bir kelebek gibidir. Geçmişten günümüze kadar irfan sahipleri bu kavramı hep ruhun derinliklerinde, içsel bir huzurda aramışlardır.
Çağımız insanına göre ise mutluluk tanımı kökünden bir değişime uğramıştır. Günümüzde mutluluk denilince akla genellikle lüks bir araç, bir yat, bir kat veya maddiyata dayalı hazlar gelmektedir. Hâlbuki bu hazlara ne kadar çabuk adapte olduğumuzu ve elde ettiğimiz o şeylerin çok kısa bir süre sonra bütün cazibesini kaybettiğini hep unuturuz. Maddi tatminlerin ardına saklanan o geçici coşku, ruhun asıl açlığını doyurmaya asla yetmez.
Hepimiz hayatın akışı içerisinde bazen gerçek olduğuna inandığımız kalın bir maskenin arkasına saklanıyoruz. Kendimize birçok prim vererek, hatta zaman zaman kendimize bile yalan söyleyerek ve farklı roller üstlenerek sahte bir mutluluk tablosu çiziyoruz. Olduğumuz gibi görünmekten korktuğumuz bu düzende, taktığımız maskelerle mutlu olduğumuzu zannediyoruz.
Oysa dönüp baktığımızda, mutluluklarımızın sadece egomuzu kabartan anlık hazlardan ibaret olduğuna inanıyor ve böylece ortada hiçbir hakiki gerekçe yokken anlamsız bir sevinç üretmiş oluyoruz. Hâlbuki yaşanan sevinçler ve ulaşılan hedefler hayatımızda derin bir anlam ifade etmiyorsa, adına mutluluk demek gerçekten mümkün olabilir mi?
Unutmamak gerekir ki mutluluktan, o sıradan sevinçlerden çok daha yüce ve kalıcı şeyler de var bu hayatta. Vicdanın sesini duyabilmek, ahlaki bir duruş sergilemek, karşılıksız iyilik yapabilmek ve hayatın idrakine varabilmek bunlardan sadece birkaçıdır. Ancak bu yüce hakikatleri fark edebilmek her gözün harcı değildir; bunun için gören bir göz, çarpan bir yürek ve duyan bir kulak gerek…
Hayatın gürültüsü içinde kaybolmadan, sahte hazların ötesine geçerek hakiki manayı bulabilmek dileğiyle…
Anlamlı mutluluklarda buluşmak üzere…
Ahmet AL
Etiketler: ahlaki duruş » Ahmet Al » anlamlı yaşam » anlık hazlar » aydan yazılar » felsefi deneme » felsefi yazılar » gerçek mutluluk » hayatın anlamı » hayatın gürültüsü » içsel huzur » insan ruhu » maddi hazlar » mutluluk » sahte mutluluk » vicdan sesiYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
04 Eylül 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Siyaset, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
01 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler