Son Dakika


Bir ahşap masa…
Üzerinde bir bardak çay…
Ve köşedeki radyodan yükselen o eski şarkı:
“Saymadım kaç yıl oldu…”
O an gözlerim dolar,
ama çayın kırmızı rengine değil,
geçip giden yılların solgunluğuna bakarım.
Her yudumda biraz özlem,
her mısrada biraz hüzün,
her notada gurbetin ağır yükü vardır.
Gurbetteyim…
Yabancı bir şehrin yalnızlığına gömülmüşken,
bir radyo frekansında yakalanan o tanıdık ses,
beni bir anda yıllar öncesine,
ahşap masamızın etrafında toplanan dostlara götürür.
Ne çok kahkaha çınlardı o masada,
ne çok sır dökülürdü bir bardak çayın eşliğinde…
Ama şimdi o sandalyelerden bazıları boş.
Kimi gurbete düştü, kimi çoktan yol aldı,
kimi de sessizce aramızdan ayrıldı.
Geride, yalnızca anılar ve kulaklarda çınlayan sesler kaldı.
Velhasıl, bir ahşap masa sadece tahta değildir;
üzerine koyduğumuz ekmek kadar,
doldurduğumuz bir bardak çay kadar,
yitirilen dostların hatıraları kadar gerçektir.
Bir bardak çay,
bir eski şarkı,
bir masa, dört sandalye…
Ve eksildikçe değeri artan dostluklar… Gönülden gelen gönüle varır, bir kalbe dokunduysa ne mutlu.
Recebiye ÇATAK SEZER
Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER