Son Dakika


Yazının Gizli Tarihi: ANU’dan Kenger’e, Aran’dan Göktürk’e Dünyayı Saran Medeniyet
Beşiktaş ve Trabzonspor’un Avrupa’daki Rakipleri Belli Oldu
Macaristan’da Kâbus Akşamı: Trabzonspor Ferencvaros’a Farklı Boyun Eğdi
Kartal Kaybetse de Turladı: Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde Lig Aşamasına Yükseldi
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipleri belli oldu!
Fenerbahçe 18 Yıl Sonra Şampiyonlar Ligi’nde!
Günümüz toplumlarında, bilginin ve sesin hızla yayıldığı bir çağda, “haddinibilme” kavramı ne yazık ki önemini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya. Bireyin kendi sınırlarını, bilgisinin derinliğini ve konuşma yetkisini idrak etmesi anlamına gelen bu kadim erdem, özgürlük adı altında giderek silikleşiyor. Oysa ki haddini bilmek, kişinin halini bilmesi, yani yetkinliklerini doğru tartması demektir.
Günümüzde insanlar üzerinde adeta bir “konuşma mecburiyeti” varmış gibi bir his oluşmuş durumda. Bilhassa sosyal ve kamusal alanlarda, kişiler ilim sahibi olmadan fikir sahibi olup, her konuda pervasızca, ulu orta konuşma eğilimine giriyorlar. Bu durum, nitelikli bilginin gürültüde kaybolmasına ve cehaletin cesurca sergilenmesine yol açıyor.
Bununla birlikte, cemiyet ve toplumlarda olması gereken, alimliğin ve bilgeliğin pazarının kurulduğu bir ortamın yerini, maalesef bilmeyen cahillerin dönemi alıyor gibi bir algı güçlenmektedir. Bu durum, toplumun tartışma kalitesini düşürmekte ve sağlıklı bilgi alışverişini engellemektedir.
Oysa ki, insanı insan yapan temel değerlerden biri sözdür. Söz, sadece ses tellerinden çıkan bir titreşim değil, kalbin ve ruhun bir yansımasıdır. Konuşmalarımız, iç dünyamızın derinliğini, edep anlayışımızı ve bilgi birikimimizi ortaya koyar. Bu nedenle her kelime, taşıdığı anlam ve ağırlıkla birlikte büyük bir sorumluluk gerektirir.
Eskiler ne güzel söylemiş: “Söz bilirsen söyle senden ibret alsınlar, söz bilmezsen sukut öyle seni adam sansınlar.” Bu hikmetli söz, konuşmanın sadece bir hak değil, aynı zamanda bir sanat ve sorumluluk olduğunu vurgular. Bilgelik, nerede konuşulacağını bildiği kadar, nerede susulacağını bilmektir.
Toplum düzeninin, saygının ve nitelikli iletişimin teminatı, “EDEP YAHU!” düsturunu elden bırakmamaktır. Cemiyetlerdeki konuşmalarımızda bu düsturu rehber edinmek, saygıyı ve ölçüyü korumanın anahtarıdır. Haddini bilerek konuşan kişi, kelamını arz ederken muhatabına fayda sağlama ve gerçeği yansıtma amacını taşır.
Aksi takdirde, “Arz-ı kelâm edeyim derken şirk mi söyledin?” (Söz söyleyeyim, konuşayım derken büyük bir günah işleyecek kadar yanlış bir şey mi söyledin?) Yani, bilgi ve edep süzgecinden geçmeden söylenen söz, fayda yerine zarar, hata ve yersiz iddialar ortaya çıkarabilir.
Gerçek özgürlük, sınırsız ve sorumsuz konuşma hakkı değil, bilinçli ve edep çerçevesinde kendini ifade etme sorumluluğudur. Haddini bilmek, toplumsal değerlerin özgürlük rüzgarına kapılıp gitmesini engelleyen bir erdem kalkanıdır. Bir medeniyetin kalitesi, fertlerinin ne kadar çok konuştuğuyla değil, ne kadar yerinde ve hikmetle konuştuğuyla ölçülür.
Selam ve saygılarımla.
Ahmet AL
Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
04 Eylül 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Siyaset, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
01 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler