Son Dakika


Türk Dostluğu mu, Beyhude Düşmanlık mı? | El Atıyla Yola Çıkan Yolda Kalır!
Beşiktaş’tan UEFA Avrupa Ligi’ne Muhteşem Başlangıç | Beşiktaş Marsilya’yı Dörtledi!
FED, Temmuz 2023’ten Bu Yana İlk Kez Faiz Artırdı
Marmara Üniversitesi ve Kılıç Taekwondo Spor Kulübü’nün Gururu Eylül Sezgin Avrupa 3.’sü Oldu
Fenerbahçe Roma ile Berabere Kaldı | İsmail Kartal İstifa Etti
Şampiyonlar Ligi’ne Kötü Başlangıç: Galatasaray, Sporting Deplasmanından Eli Boş Döndü
Son yıllarda hepimizin dilinde benzer bir yakınma var: Toplumsal dayanışmamız zayıflıyor, haberlerde şahit olduğumuz olaylar vicdanımızı yaralıyor ve eğitimde arzuladığımız niteliğe bir türlü ulaşamıyoruz. Peki, problem nerede?
Aslında cevabı çok uzaklarda aramaya gerek yok. Günlük koşuşturmaca içinde çoğumuzun gözden kaçırdığı ama sosyal hayatın merkezinde yer alan temel ilkeleri kendi içimizde sorguladığımızda acı bir gerçekle yüzleşiyoruz: İnsanı anlamayı unuttuk.
İnsan, sadece rakamlardan ya da müfredat programlarına sığdırılacak ders konularından ibaret bir varlık değildir. Onu zihinsel ve duygusal dünyasıyla anlamadan, içinde yaşadığı toplumun kılcal damarlarına dokunmadan ne bireysel huzuru sağlayabiliriz ne de toplumsal barışı. İşte tam da bu noktada karşımıza iki hayati bilim dalı çıkıyor: Psikoloji ve Sosyoloji.
Eğitim Sadece Bilgi Yüklemek Midir?
Geleceğimizi emanet ettiğimiz eğitim kurumlarımıza bir bakalım. Yıllardır sınav sistemlerini, müfredat değişikliklerini ya da fiziksel imkânları konuşuyoruz. Oysa asıl odaklanmamız gereken yer; sınıfın sırasına oturan çocuğun ruh hali, onu çevreleyen aile dinamikleri ve yetiştiği mahallenin sosyolojisidir.
Bugün okullarımızda sadece matematik veya fen öğreten öğretmenlere değil; çocukların kaygılarını anlayacak, onları suça ya da bağımlılığa sürükleyen nedenleri fark edecek, akran zorbalığının önüne geçecek donanımlı psikologlara acilen ihtiyacımız var.
Aynı şekilde, gençlerin içinde bulunduğu toplumla bağ kurmasını sağlayacak, farklılıklara saygıyı ve sorumluluk bilincini aşılayacak bir yaklaşım şart. Bilgi her yerde var; ancak o bilgiyi ahlaki değerlerle yoğuracak bir ruha ihtiyacımız var.
Toplumsal Yaralara Bilimsel Ve Ahlaki Dokunuş
Ülkemizde yaşanan birçok sosyal sorunun temelinde, kuralların ya da kanunların eksikliği değil; toplumsal dokunun ve ahlaki değerlerin erimesi yatıyor. Değerler ise kulaktan dolma söylemlerle değil, bilimin rehberliğinde toplumun kılcal damarlarına zerk edilir.
Saha tecrübesi olan, toplumsal değişimi doğru okuyabilen yetkin sosyologlarımız ve insan psikolojisini derinlemesine bilen uzmanlarımız, sosyal politikaların merkezinde yer almalıdır. Aile yapısının korunmasından kentleşme sorunlarına, gençlik meselelerinden toplumsal şiddetin önlenmesine kadar her alanda bu uzmanların rehberliğine muhtacız.
Bir ülkeyi kalkındıran sadece binalar, yollar ya da teknolojiler değildir. Bir toplumu ayakta tutan asıl güç; ahlaklı, yetişmiş, ruh sağlığı yerinde ve toplum bilincine sahip bireylerdir.
Eğer eğitimde ve sosyal hayatta kalıcı bir dönüşüm başlatmak istiyorsak, psikoloji ve sosyolojiyi akademi duvarları arasından çıkarıp okullarımıza, mahallelerimize ve sosyal politikalarımıza dahil etmek zorundayız. Çünkü insanı anlamayan hiçbir sistem, topluma huzur getiremez.
Ayetullah COŞKUN
Etiketler: Ahlak ve Eğitim » Akran zorbalığı » ayetullah coşkun » değerler eğitimi » Eğitim Sistemimiz » Eğitimde Sosyoloji » Gençlik ve Eğitim » Insanı Anlamak » Okul Psikolojisi » psikoloji » Rehberlik Hizmetleri » sosyal değişim » Sosyologların Rolü » sosyoloji » Toplum Psikolojisi » toplumsal değerlerYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
20 Eylül 2026 Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Tüm Manşetler
15 Eylül 2026 Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Sivil Toplum, Tüm Manşetler
15 Eylül 2026 Çocuk, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Soru/Yorum, Tüm Manşetler
15 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Sivil Toplum, Tarih, Tüm Manşetler