Son Dakika


Prof. Dr. Ömer Özyılmaz, Ulusal Stratejiler ve Politikalar Üretme Merkezi’nin (USPUM) düzenlediği “Cumartesi Mefkure Sohbetleri”ne konuk oldu. Bu kapsamlı konuşmasında, Müslümanların tarihsel süreçteki konumunu ve geleceğe yönelik medeniyet inşası vizyonunu değerlendirdi.
İnsanlık tarihini peygamberler dönemi, İslam devletleri dönemi ve İslamcılık dönemi olarak üç aşamaya ayıran Özyılmaz, İslamcılığın Osmanlı’nın durdurulmasıyla bir zorunluluk olarak doğan ve direnişi esas alan bir proje olduğunu ifade etti.
Tarihsel Süreç ve İslamcılığın Misyonu
Tarihçi Halil İnalcık’a atıfta bulunan konuşmacı, Osmanlı Devleti’nin tarih sahnesinden “yıkılarak” değil, “istop ettirilerek” çekildiğini belirterek Müslümanların tarihsel birikimlerini koruduğunu vurguladı. İslamcılığın, bu durdurulma sonrasında İslam’a bütüncül ve aksiyoner bir bakış açısı getirdiğini ve direnişi esas alan bir proje olarak Müslümanların tarihsel misyonunu başarıyla yerine getirdiğini belirtti.
Cihat kavramının özellikle son yıllardaki sapık anlayışlar tarafından “adam öldürme” gibi yanlış bir algıyla lekelenmesine şiddetle karşı çıkan Özyılmaz, cihatın aslında “adamı yaşatmak” olduğunu, insanın kimliğini, sorumluluğunu ve nereye gittiğini anlatma çabası olduğunu ifade etti. Bu çabanın hayatın bütününde bir direniş ve aksiyon gerektirdiğini kaydetti.
Konuşmanın odağında yer alan “medeniyet” kavramı, sadece yerleşik hayat değil; inanç, ahlak, bilim, teknoloji ve toplumsal düzeni kapsayan bir bütünlük olarak tanımlandı. Özyılmaz, medeniyet inşasında güçlü bir dünya görüşü, ulema ve yönetici işbirliği, ümmet bilinci, toplumsal destek ve “asabiyet” denilen ortak kader ve dayanışma duygusunun temel şart olduğunu savundu.
İslam medeniyetinin temelinde bilim ve bilim insanlarının olduğunu, devlet adamlarının ise bu birikimi uyguladığını belirten konuşmacı, günümüz Batı medeniyetinde ise bu rolün sermaye sahipleri tarafından domine edildiğine dikkat çekti. İslam medeniyetine dönüşte bilimin yeniden merkezde konumlanması gerektiğini vurguladı.
İslamcılıktan Medeniyete Yeni Dönem
İslamcılığın artık bir medeniyet evresine evrilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Özyılmaz, bu yeni dönem için sivil toplum eliyle başlayacak kurumsal bir yol haritası önerdi. İslamcılık içindeki cemaat, tarikat ve siyasal partilerin sisteme angaje olup taviz verme riski taşıdığını belirterek, medeniyet inşasının bu yapıların ötesinde bir sivil irade ile yükselmesi gerektiğini savundu.
Bu kapsamda farklı alanlarda uzmanlardan oluşacak çalışma gruplarının özgün bir literatür üretmesi gerektiğini savunan Özyılmaz, özellikle eğitim sisteminin “kuluçka merkezi” olarak yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirtti. Düşünme ve öğrenme becerilerinin merkeze alınmadığı mevcut sistemin Batı merkezli yapısının toplumu erozyona uğrattığını savundu.
Konuşmacı, modernitenin toplumlar üzerindeki etkisini “kurbağa deneyi” örneğiyle açıklayarak, kademeli bir erozyona karşı Müslümanların uyanık olması gerektiğini ifade etti. Eğitim felsefesinin, özgün dünya görüşü ve insan felsefesi ekseninde baştan aşağı yeniden yapılandırılmasının zorunlu olduğunu belirtti.

Ulus Devlet Yapısı ve Medeniyet Tasavvuru
Söyleşide, İslam dünyasının karşı karşıya olduğu “ulus devlet” yapısının medeniyet inşası önündeki kısıtlayıcılığına dikkat çekildi. Millet kavramının toprak ve dil ile sınırlandırılamayacağını vurgulayan Özyılmaz, ümmet birliği için dini ve medeniyetsel ortak paydaların yeniden tanımlanması gerektiğini, devlet yapılarının konfederatif bir modele evrilmesinin tartışmaya açılması gerektiğini savundu.
Ekonomi, hukuk ve finans gibi alanlarda mevcut Batı taklitçiliğinden kurtulmanın şart olduğunu belirten konuşmacı, faizsiz bir sistemin teorik altyapısının kurulması için uzmanlaşmış çalışma gruplarının acil görev alması gerektiğini vurguladı. Yerli bir tasavvur olmadan yapılan değişimlerin kalıcı sonuçlar vermeyeceğini ifade etti.
Bir Rönesans Hamlesi Olarak Gelecek
Bu değişimin bir “Rönesans” ruhu gerektirdiğini belirten Özyılmaz, savunma sanayindeki yerli üretim başarısını bir model olarak gösterdi. Aynı üretkenlik ruhunun tefsirden tıbba, matematikten psikolojiye kadar tüm bilim dallarına yayılması gerektiğini vurguladı.
Bilim insanlarının İslam’ın temel kaynakları ile çağın doğru bilgilerini harmanlayarak özgün eserler ortaya koyması gerektiğini dile getirdi. Bir medeniyetin, diğer medeniyetlerden bağımsız olamayacağını ancak İslam medeniyetinin kendi yöntemlerini ve esaslarını oluşturması gerektiğini savundu.
Konuşmasını bir teklifle noktalayan Özyılmaz, bu sürecin başlangıcı olarak bir üniversite veya vakıf bünyesinde “Medeniyet Araştırmaları Merkezi” kurulmasını önerdi. Bu merkezde dar çerçevede bürokratik yapının belirlenerek projenin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
İddialı olduğu bu projenin bir yolu açacak adım olduğunu vurgulayan Özyılmaz, daha iyisinin de kurulabileceğini ancak bir an önce harekete geçilmesi gerektiğini belirterek, sabırla dinleyen katılımcılara ve emeği geçenlere teşekkürlerini sundu.

İşte o sohbet videosu:
Hasbahçe Gazetesi / Haber Merkezi
Etiketler: düşünce tarihi » fikir dünyası » Gelecek Projeksiyonu » İslamcılık tartışmaları » İslami düşünce » İslami hareketler » kültürel dönüşüm » Ömer Özyılmaz » Siyasal İslam » Siyasi Analiz » Stratejik Vizyon » Toplumsal değişim » Türkiye gündemi » USPUM sohbetleri » yeni dönem stratejileriYorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER