Son Dakika


Yazının Gizli Tarihi: ANU’dan Kenger’e, Aran’dan Göktürk’e Dünyayı Saran Medeniyet
Beşiktaş ve Trabzonspor’un Avrupa’daki Rakipleri Belli Oldu
Macaristan’da Kâbus Akşamı: Trabzonspor Ferencvaros’a Farklı Boyun Eğdi
Kartal Kaybetse de Turladı: Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde Lig Aşamasına Yükseldi
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipleri belli oldu!
Fenerbahçe 18 Yıl Sonra Şampiyonlar Ligi’nde!
Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler ve renkler, onun bir sanat eseri olduğunu haykırıyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı.
Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam ederken birden fincan dile geldi:
“Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi”
Kadın hayretler içindeydi; önündeki kahve fincanı konuşuyordu! Kekeleyerek “Nasıl? Anlayamadım?” diyebildi.
“Demek istiyorum ki ben bir zamanlar çamurdan ibarettim” diye devam etti fincan. “Bir sanatkâr geldi; beni eline aldı, ezdi, dövdü ve yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp ‘Yeter! Lütfen dur artık!’ diye bağırmak zorunda kaldım. Ama usta sadece gülümsedi ve ‘Daha değil!’ diye cevapladı beni.
Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm, döndüm, döndüm… Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine haykırdım: ‘Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!’ Ama usta bana bakıp gülümsüyordu: ‘Henüz değil!’
Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı artırdı. Onu artık fırının penceresinden görebiliyordum. Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan ‘Beni yakarak öldürecek’ diye geçiyordu. Fırının duvarlarına vurmaya başladım, bir taraftan da bağırıyordum: ‘Usta, usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!’ Pencereden yüzünü görebiliyordum; hâlâ gülümsüyor ve ‘Daha değil!’ diyordu.
Bir saat kadar sonra fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum, yakıcı sıcaklıktan kurtulmuştum. Beni masanın üstüne koydu ve bir fırça ile boya getirdi. Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor, ben ise gıdıklanıyordum. ‘Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!’ dedim. Onun cevabı ise aynıydı: ‘Henüz değil!’
Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim. ‘Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfen!’ diye bağırdım. Fırını açıp beni içeri itti ve kapağı kapattı. Isıyı bu kez iki katına çıkardı. ‘Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak’ diye düşündüm. Pencereden bakıp yine yalvardım ama o yine ‘Daha değil!’ diyordu. Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm.
Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünürken kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve şöyle dedi: ‘Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?’
Ona ‘Evet’ dedim. Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve ‘Bu ben değilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım’ dedim.
Usta, ‘Evet bu sensin!’ dedi. ‘Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin. Eğer seni bir çamur parçasıyken işlemeseydim, kuruyup gidecektin. Döner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın. Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın. Boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı. Ama sana asıl gücü veren ikinci fırın oldu. Şimdi üzerindeki her şey tam arzu ettiğim gibi’
Ve ben kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim:
‘Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet! Bana zarar vereceğini düşündüm. Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim. Bakışım dardı ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum. Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana lütfettiğin için teşekkür ederim… Teşekkür ederim’ ”
Kıssadan Hisse
Usta fincanı, Yaratıcı ise insanı şekillendirir. Yeter ki yaşanan acıdaki hikmeti görebilelim. “Kahrın da hoş, lütfun da hoş” demeyi öğrenebilmek kulluğun en güzel makamıdır. Başımıza ne gelirse gelsin, bunun Rabbimizden olduğunu bilip teslim olmak, bize sunulan en büyük lütuftur.
Vesselam
Adnan KESİK
Etiketler: Adnan Kesik Yazıları » Antika fincanın hikâyesi » Çamurdan sanat eserine » Hayatın zorlukları ve hikmet » İlahi sanatın yansıması » İnsanın tekamül serüveni » Kahrın da hoş lütfun da hoş » Manevi gelişim süreci » Sabır ve tevekkül » Sanatın çileli yolculuğu » Sıkıntıların ödülü güzellik » Teslimiyetin huzuru » Usta ve çırak ilişkisi » Yaşlı kadın ve fincan » Zorluklara karşı sabretmekYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
04 Eylül 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Siyaset, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
01 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler