Son Dakika


Yazının Gizli Tarihi: ANU’dan Kenger’e, Aran’dan Göktürk’e Dünyayı Saran Medeniyet
Beşiktaş ve Trabzonspor’un Avrupa’daki Rakipleri Belli Oldu
Macaristan’da Kâbus Akşamı: Trabzonspor Ferencvaros’a Farklı Boyun Eğdi
Kartal Kaybetse de Turladı: Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde Lig Aşamasına Yükseldi
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipleri belli oldu!
Fenerbahçe 18 Yıl Sonra Şampiyonlar Ligi’nde!
Sevgili okurlar, Ortadoğu bir kez daha yanıyor. Tam üç gündür, 28 Şubat 2026’dan beri ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı geniş çaplı hava saldırıları, bölgeyi kan ve dehşetin kucağına itti. Tahran’dan Beyrut’un banliyölerine, Hürmüz Boğazı’ndan Körfez üslerine kadar her yer patlama sesleriyle inliyor. İran lideri dahil onlarca üst düzey isim, çocuklar ve siviller hayatını kaybetti; misilleme füzeleri İsrail şehirlerini, ABD üslerini vurdu; Lübnan yeniden alevlendi. İşte bu tablo, “Büyük Ortadoğu Projesi” denen emperyalist çıkmazın son halkasıdır. Yıllardır haritaları yeniden çizme, rejimleri değiştirme, enerjiyi kontrol etme hayali, bugün bölgeyi kaosa sürüklemiş, binlerce masumun kanıyla yazılmıştır.
Ama bu yangının ortasında bir ışık, bir umut var: Türkiye. Geçmiş yazılarımda defalarca vurguladığım gibi, “merkez ülke olma” vizyonu burada somutlaşıyor. Rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamız, yıllar önce “Yaşanabilir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya” diye haykırırken tam da bunu anlatıyordu. Adalet merkezli bir dış politika, Türk ve İslam dünyasının liderliği, emperyalist projelere karşı bağımsız duruş… Hocamıza rahmet olsun. Onun adımları, Türkiye’nin gelecek perspektifinin net ihtiyacıdır; bugün bu vizyon, devletimizin bütün kurumlarında ve diplomasimizde yaşayan bir miras olarak yol gösteriyor.
Bakın son üç günde neler oldu. Saldırılar başlar başlamaz Türkiye, İran, Irak, Suudi Arabistan, Katar, Suriye, Mısır, Endonezya, Birleşik Arap Emirlikleri, İspanya ve Macaristan dışişleri bakanlıklarıyla yoğun bir telefon trafiğine girdi. Görüşmelerde tek bir mesaj vardı: “Saldırılar derhal dursun, ateşkes sağlansın, masaya dönülsün.” Türkiye taraf tutmadı, hiçbir saldırıya destek vermedi. Güvenlik kaynaklarımızın net vurgusu şu: “Kalıcı barış, huzur ve istikrarın tarafındayız. Çatışma telafisi on yıllar sürecek bir istikrarsızlığa yol açar.” Sınırlarımızda tedbirler alındı, vatandaşlarımızın güvenliği ön planda tutuldu, diplomasi kapısı aralandı. İşte bu, Erbakan Hoca’nın “merkez kuvvet” dediği şeyin ta kendisidir.
Dört bir yandan savaş çığlıkları yükselirken Türkiye, barış ve müzakere kuvvetine dönüşüyor. Eskiden “bölgenin jandarması” diye anılan bir anlayış vardı; bugün ise arabulucu, istikrarlaştırıcı, hakem rolündeyiz. İran-İsrail gerilimi, Lübnan’a sıçrayan ateş, Körfez’deki üs saldırıları… Hepsi Büyük Ortadoğu’nun çıkmazıdır. Ama Türkiye, bu çıkmazı “kan ve dehşet”e değil, “çözüm ve barış”a çeviriyor. Devletimizin yürüttüğü siyaset, tam da hocamızın işaret ettiği yoldur: Ne Doğu’nun ne Batı’nın kuklası olmak; aksine, yeni kutuplaşan dünyada üçüncü merkez kuvvet olmak.
Evet, dünya artık ikiye bölünmüş değil; yeni bir kutuplaşma var. ABD-Çin rekabeti, Rusya’nın hamleleri, Asya’nın yükselişi… Bu tabloda Türkiye, ne Doğu bloğuna ne Batı’ya eklemleniyor; barış dinamiğinin üçüncü kutbu oluyor. Erbakan Hoca’nın “Yeni Bir Dünya” hayali, Türkiye’nin aktif diplomasisiyle vücut buluyor. Ortadoğu yangınını söndürmek için masaya çağıran, sivil ölümlerine “dur” diyen, uluslararası hukuku savunan Türkiye, artık sadece izleyen değil, yön veren ülkedir.
Merkez ülke olma yolunda hızla ilerliyoruz. Dün Erbakan Hoca’nın vizyonuyla tohumları atılan bu yol, bugün Türkiye’nin kararlı adımlarıyla meyve veriyor. Kan ve dehşetin anatomisi bellidir: Emperyalist müdahaleler, rejim değiştirmeler, enerji savaşları. Çözümün anatomisi ise nettir: Diyalog, müzakere, adalet. Türkiye bu çözümü temsil ediyor.
Yangın büyümeden, bölge halkları daha fazla acı çekmeden… Ateşkese, masaya, barışa! Rahmetli hocamızın ruhu şad olsun; Türkiye, onun gösterdiği yola, merkez kuvvet olarak yükselmeye hedeflenmeli ve bu yolda devam etmelidir.
Ertürk ERYILMAZ
Etiketler: ateşkes ve müzakere çağrısı » bağımsız dış politika duruşu » bölgesel çatışmalar ve çözüm anatomisi » bölgesel istikrar ve huzur » Büyük Ortadoğu Projesi eleştirisi » emperyalist projeler ve kaos » Erbakan Hocanın dış politika mirası » İran İsrail gerilimi 2026 » milli görüş dış politika perspektifi » Ortadoğu barış diplomasisi » Türk ve İslam dünyası liderliği » Türkiye merkez ülke vizyonu » Türkiye'nin arabuluculuk rolü » üçüncü merkez kuvvet Türkiye » yeni dünya düzeni ve TürkiyeYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
04 Eylül 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Siyaset, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
01 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler