Son Dakika


Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğu günden bu yana komşuları tarafından sürekli rahatsız edilmiştir. Bir yanda Suriye sınırlarına yerleşen YPG ve PKK unsurları, diğer yanda İran ve bir başka taraftan da Yunanistan’ın yarattığı gerilimler hiç bitmemiştir. Şimdi de İsrail tarafından sinsi oyunların ayak sesleri gelmektedir. “İsrail, Türkiye’ye ne yapabilir?” demeyin. Benim burnuma Kıbrıs’tan pis kokular geliyor…
Filistin (Gazze) meselesi bittikten sonra, İsrail’in “Arz-ı Mev’ud” sınırları içinde kabul ettiği mantıkla Güney Kıbrıs’a bir harekât düzenleyebileceğini düşünüyorum. “Bu kanaate nereden vardınız?” derseniz; son yıllarda Siyonistlerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde yaklaşık 50 bine yakın ev alması, buralara silah sevkiyatları yapması, binlerce Yahudi’yi bölgeye taşıması ve stratejik dinleme-iletişim hatları kurması boşuna değildir. Kıbrıs adasına çok dikkat etmek gerekiyor!
Bu ada, her ne kadar Türk ve Yunan halkları tarafından ortak kullanılıyor olsa da, Kıbrıs bir Osmanlı toprağıdır. Ecdadımız bu toprakları dört yüz yıl boyunca yurt edinmiş ve imar etmiştir. İngiltere, bir “İngiliz oyunu” ile adayı eline almış, ardından Yunanistan’a devredeceği sırada Rahmetli Menderes duruma el koymuş ve oradaki soydaşlarımızın haklarını korumak adına bağımsız bir ortaklıkla (Güney Kıbrıs ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adı altında) ortak kullanımı gerçekleştirmiştir.
Bugüne kadar olan olmuştur. Benim endişem, bugünden itibaren Kıbrıs’ta neler olup bittiğidir. Dünyanın katil ve şımarık devleti İsrail, son zamanlarda Kıbrıs Rum tarafına neden yoğunlaştı? Bugün mazlum Filistin’e yaptığını, yarın Güney Kıbrıs’a yerleştikten sonra komşusu olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) saldırmayacağı ve rahatsızlık vermeyeceği ne malum!
Dünyanın başına bela olmuş, gözü dönmüş, hain ve kalleş Netanyahu ve hükûmeti, Gazze’de elde edemediğini, Güney Kıbrıs’a yerleşerek KKTC’yi rahatsız ve hatta ele geçirebilir. Bu zalim ve gaddar Siyonistlerin sağı solu belli olmaz. Bunlar “katır” gibidir; ne at ne de eşektir.
Belki dersiniz ki, “Orası Türkiye Cumhuriyeti’nin garantisi altındadır.” Ancak bunlar, kanun ve devlet tanımayan, dünyanın en büyük terör devletidir. Bundan dolayı, yılanın başı küçükken ezilmelidir, aksi takdirde büyük bir felaket olur. Zira aynı metot ve taktiklerle Siyonistler, Filistin’in topraklarını ellerinden almış ve mağdur etmişti. Bu zalimlere fırsat vermeden acilen gerekli önlemler alınmalıdır. Yoksa bunlar çobansız sürüyü görürlerse talan ederler ve hem Türkiye’ye hem de dünyaya bela olurlar.
Kıbrıs, Türkiye’nin ve dünyanın sigortasıdır. Kıbrıs bir Türk vatanıdır. Bu gözü dönmüş canilerin oralara konuşlanmasına ve yapılaşmasına fırsat verilmemelidir. Veyahut KKTC yeniden yapılandırılmalı ve sınırlarda gerekli önlemler alınmalıdır.
KKTC tarafındaki genelge ve yönetmelikler günün şartlarına göre güncellenmelidir:
Kıbrıs Türk’ündür. İlelebet de Türk’ün kalmalıdır.
Saygılarımla.
Ahmet AL
Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER