Son Dakika


Dünyaca ünlü Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın kardeşi Prof. Dr. Turan İtil ile kurucusu olduğu Hamide Zekeriya İtil (HZİ) Nöropsikiyatri Vakfı’nın, 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında cezaevlerinde siyasi mahkumlar üzerinde uyguladığı iddia edilen “psikolojik testler, anketler ve ilaç deneyleri” yeniden tartışma konusu oldu. Mağdurlar, bu uygulamaların rızaları dışında ve psikolojik işkence niteliğinde olduğunu öne sürerken, vakıf ise çalışmaları “gönüllülük esasına dayalı profil çıkarma” olarak savunmuştu.
HZİ Vakfı ve İddialar
Vakfın Amacı: Hamide Zekeriya İtil (HZİ) Vakfı’nın amacı nöropsikiyatri alanında çalışmalar yapmaktı. Muazzez İlmiye Çığ, vakfın yönetim kurulu başkanlığını yapmıştır.
Temel İddia: Vakfın, 12 Eylül askeri yönetimi sırasında cezaevlerinde bulunan siyasi mahkumlar üzerinde onların rızası alınmadan veya tam olarak bilgilendirilmeden psikolojik testler, anketler ve ilaç deneyleri (kobaylık) yaptığı iddia edilmektedir.
İşkence İddiaları: Mahkumlar, uygulanan anketlerdeki soruların (cinsel içerikli ve kişilik haklarını zedeleyici sorular dahil) ve verilen ilaçların kendileri üzerinde psikolojik işkence etkisi yarattığını, bu uygulamaların fiziki işkence yöntemlerinin değişmesine yol açtığını ve uzun süreli psikolojik travmalara neden olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bazı mahkûmlar, bilmedikleri ilaçların kendilerine enjekte edildiğini de belirtmiştir.
Projenin Bağlantısı: İddialara göre bu çalışmalar, ABD kaynaklı olduğu öne sürülen ve “Komünizm bir hastalıktır, dolayısıyla hastalık tedavi edilebilir” gibi bir yaklaşımla, siyasi mahkumların profilini çıkarmayı ve “tedavi etmeyi” amaçlayan bir projenin parçasıydı.
Vakıf Savunması: Muazzez İlmiye Çığ, Prof. Dr. Turan İtil ve vakıf çalışanları ise bu suçlamaları reddetti. Çalışmaların, mahkumların profilini çıkarma amacı taşıdığını, 12 Eylül yönetimi izniyle ve gönüllü katılım ile gerçekleştirildiğini savunmuşlardır.
Vakfın Son Durumu: Hamide Zekeriya İtil, 17 Kasım 2024 tarihinde 110 yaşında vefat etmiştir. Vakfın bir diğer kurucusu olan ve nöropsikiyatri alanında uzmanlaşmış kardeşi Prof. Dr. Turan İtil ise daha önce, 29 Nisan 2014’te hayatını kaybetmişti. Her iki ana kurucunun da vefat etmiş olması, geçmişteki tartışmalarla anılan ve güncel bir faaliyetine dair kesin bilgi bulunmayan HZİ Vakfı’nın şu anda aktif ve büyük çaplı bir faaliyeti yürütme olasılığını büyük ölçüde düşürmektedir.
Hasan Mezarcı Vakası ve “Zihin Yıkama” İddiası
Bu tartışmaların ışığında, Refah Partisi eski milletvekili Hasan Mezarcı’nın yaşadıkları yeniden mercek altına alınmalıdır. Mezarcı, 1990’lı yıllarda siyasi söylemleri nedeniyle tutuklanmış, cezaevinde bulunduğu dönem ve sonrasında kamuoyunda “Mesih” olduğunu iddia etmesiyle gündeme gelmiştir.
Hasan Mezarcı’nın cezaevi süreci, uzun yıllardır “psikolojik operasyon” ve “zihin yıkama” iddialarının odağındadır. Eski siyasi arkadaşı Şevki Yılmaz’ın da dahil olduğu bazı çevreler, Mezarcı’nın cezaevinde maruz kaldığı zorla ilaç ve psikolojik baskılar sonucu akli dengesini yitirdiğini ve bunun bir “işkence” türü olduğunu ileri sürmektedir.
İddialar: Hasan Mezarcı’nın, mahkemelerde “Bana burada ilaç verip zehirliyorlar, kurtarın beni” şeklindeki çığlıkları, psikolojik deney iddialarını destekleyen çarpıcı bir delil olarak gösterilmektedir.
HZİ Vakfı’nın 12 Eylül döneminde gerçekleştirdiği iddia edilen ve tartışmalara yol açan uygulamalar ile Hasan Mezarcı’nın cezaevindeki dramatik değişim süreci arasında bir bağlantı olup olmadığı sorusu acil olarak cevaplanmayı beklemektedir.
Meclis’e Acil Çağrı: Gerçekler Aydınlatılmalı!
Türkiye’nin karanlık dönemlerine ait olan ve bilimsel etik sınırlarını aştığı iddia edilen bu cezaevi uygulamaları, yüzleşilmesi gereken önemli bir insan hakları meselesidir.
Taleplerimiz:
1. Muazzez İlmiye Çığ’ın Vakfı (HZİ) ile ilgili cezaevlerinde yürütülen tüm çalışmaların (protokoller, katılımcı listeleri, kullanılan ilaçlar ve anket sonuçları) kamuoyu ile paylaşılması ve bağımsız bir heyet tarafından incelenmesi.
2. Hasan Mezarcı’nın tutukluluk döneminde gördüğü tıbbi ve psikolojik müdahalelere dair tüm resmi ve özel kayıtların (sağlık dosyaları, koğuş kayıtları, ilaç raporları) incelenmek üzere Meclis gündemine taşınması.
3. Türk siyasi hayatını derinden etkilemiş olan bu iddiaların ve muhtemel zihin yıkama/psikolojik işkence vakalarının aydınlatılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) derhal bir Araştırma Komisyonu kurulması.
Bu konunun üstünün kapatılması değil, geçmişle şeffaf bir şekilde yüzleşilmesi ve benzer insanlık dışı uygulamaların bir daha yaşanmaması adına gerekli adımların atılması zorunludur.
Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER