logo

Ortadoğu, Güneydoğu ve Şiirdoğu

Hüseyin Akın

Hüseyin Akın
huseyinakin@hasbahcegazetesi.com
Ortadoğu, Güneydoğu ve Şiirdoğu

Ortadoğu, Güneydoğu ve Şiirdoğu

ortadoğu-güneydoğu-şiirdoğu

Oryantalist bakış açısıyla Doğu bin bir gece masalları, fantastik çöl hikâyeleri ve harem hayatından ibarettir.

Batılı oryantalistlerin Doğuyu ve Ortadoğu’yu aşağılaması geri ve İslam dini üzerinden giderek ilkellik iddialarında bulunması ideolojik kaygılara dayanmaktadır ki bugün Güneydoğumuz için kalem oynatan kimi şair ve yazarlarımızın da aynı koroya katıldıklarını görmek üzüntü vericidir.

Cahit Külebi’nin bölgeyi anlattığı “Doğu” başlıklı şiiri: “Yüzlerce, binlerce bit vardı/ Çarşaflar, giysiler üzerinde/ Kimi yayılırdı, koyun sürüsü/ Kimiyse yanaşık düzende/ İşte Doğu bu. Bit, deprem ve acı/ Mutluluk dediğin, bir lavaş ekmek/ Bir avuç ateştir, umut dediğin/ Gerisi kar, çamur ve tezek” diye başlayıp şu dizelerle sona erer ki bu mısralar çarpık bakışı hemen ele verir: “İşte Doğu bu, kesilmiş koyun başı/ Gibi bakar orda insan gözleri/ Sevdalar, sıcaklık, yumuşaklık/Türkülerde kalmış bin yıldan beri”.

Biz Doğuyu, Güneydoğuyu ve Orta doğuyu hep geri kalan yönleriyle birer sefalet coğrafyası gibi aktarırken müsteşriklerin ekmeğine yağ sürdüğümüzün farkında bile değiliz.

Günümüz öykücülüğünün güçlü kalemlerinden Ayfer Tunç’un kendisiyle yaptığı bir söyleşiye verdiği cevapta belirttiği gibi, Batılı okurlar bizden onların Batılı, bizim Doğulu olduğumuzu daha net gösterecek kendilerini iyi hissetmelerini sağlayacak romanlar yazmamızı bekliyorlar. Oryantalizm duvarına çarpmış halimizi şöyle ifade ediyor Ayfer Tunç: “…Osmanlının Batılı okurlara çok çekici gelen tarihinden, akıl almaz bir yoksulluktan, Müslüman dünya ile Batılı yaşam biçimi veya etnik kimlikler arasındaki derin çatışmalardan, törelerin ve geleneklerin mahvettiği hayatlardan bahseden romanlar yazıyorsanız Batılı yayıncıların ilgisi uyanıyor. Müslüman olduğu veya tersine bir yaşama biçimini benimsediği için acı çeken kadın hikâyeleri anlatıyorsanız kapılar çabucak aralanıyor”

Doğu duyarlığını, iklim ve nefesini şiirine ustaca yansıtabilmiş şairlerimizden bir diğeri Diyarbakırlı Ahmet Arif’tir. Onun şiirinde yerel kültür, bölgesel motifler, yiğitlik, cesaret ve kavganın yanı sıra feodal yapıya ait değerler bölgeyi ve bölge halkını incitmeden işlenir. “Kirveyiz, kardeşiz, kanla bağlıyız/ Karşıyaka köyleri, obalarıyla /Kız alıp vermişiz yüzyıllar boyu/ Komşuyuz yaka yakaya/ Birbirine karışır tavuklarımız/ Bilmezlikten değil, Fıkaralıktan/ Pasaporta ısınmamış içimiz/ Budur katlimize sebep suçumuz/ Gayrı eşkıyaya çıkar adımız/ Kaçakçıya/ Soyguncuya/ Hayına… “ (Otuz Üç Kurşun)

Cahit Külebi’nin resmi ideolojiyi aşmayan Batı karşıtlığına karşın Ahmet Arif halkın yaşadığı drama isyan eden bir devrimci duyarlık arz etmektedir. Döneminin siyasi baskıları yüzünden Ahmet Arif ömrü boyunca sadece 26 şiir yazabilmiştir. Şiirinde Anadolu coğrafyasının acılar atlasını çıkaran Gülten Akın için dağlara karşı söylenen ya da dağların insana karşı söylediği ağıttır Güneydoğu. O güneydoğu için söylediği yanık türkü tadında şiirinde yine acıyı konuşturur: “Benim acım acıların beyidir/Canıma bir doru kısrakla gelir/Öfkeyi sabırda eritir/Umut yer/Suyunu gözümden içer bir zaman/Dağlar of dağlar”

‘Doğudan, Batıdan, Ortadoğudan” şiir kitabının şairi Urfalı Mehmet Atilla Maraş genç yaşta yazdığı “Aney” şiirinde gurbetten Urfa’ya annesine yazdığı mektup şiirde özlemine toprak ve tezek kokusunu da katar. Bir güneydoğulu gencin ilk defa okumak için gittiği şehirde verdiği kimlik mücadelesini dile getirir: “Ah Aney ah/ İnan unuttum evimizin şeklini/ O ev denen köstebek yuvalarını/ Kerpiç damları, kuyu suyunu/ Sıra gecelerini/ Bağ yatılarını/ Yağmur dualarının anılarını/ yitirdim”,  “Hele sen buraya bir gel de gör/ Sonsuza uzayan gökdelenleri/ Sıra sıra taksileri/ Geceleri renk renk ışıkları/ Denizde vapurları, balıkçıları/ Kızları, erkekleri/ İnsan selini…“, “Ama benim hiç birinde gözüm yok/ Ne kızlarında ne taksilerinde/ Ne de gökdelenlerinde/ Benim aklım sizde ve memleketimde”, “ Ben okuyorum Aney okuyacağım/ Göreceksin bak mühendis olacağım…”

Atilla Maraş “Çocuğun Tutanakları” şiirinde bir doğulu olarak kendi çocukluğuna uzanır: Doğuludur, deniz görmemiştir, doğrudur/ Ve fakat satır satır okumuştur/ Kitab-ı Bahriyesini Piri Reis’in/ Alıp başını gitmiştir, yedi iklim dört kıta/ Bakarak sultan-ı deryanın haritasına/ Neler olmakta dünyada bilsin için/ Konuk olmuş ortaçağ avrupasına.”

Batının kültürel kuşatmasına en yüksek sesle mısralarıyla karşı duran üstat Sezai Karakoç “Masal” adlı şiirinde “Doğulu kalma”nın pasif direnişini Batıya gidip de Doğulu kalma direncini gösteren Doğunun yedinci oğlu ile bayraklaştırıyor. Karakoç üstadın şiirinde Batıya gönderdiği yedinci oğul hiç değişmemek için kazdığı çukurun içerisinde direniş vererek gömüldüğü yerden yeniden dirilmeyi bekliyor. Bu metaforun işaret ettiği şey şiirden başka bir şey değildir. Zira değişmenin, dönüşmenin, başkalaşmanın önündeki en müessir direnme unsuru şiirdir.

Doğu için söz kadimdir, bütün ağırlıklarından soyunmuşçasına sivildir, sözü silahlandırmaya gerek duymaz. Lakin Batı nazarında söz stratejiktir, üniformalıdır ve konuşlanmak üzere vardır.

Konuk Yazar
Hüseyin Akın

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » » »
3823 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bizim de Suçumuz Var

    19 Ekim 2026 Din ve Yaşam, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

    Suçu olmadığı halde dünya denen illetin cezasını bir ömür çekmekten yoruldu bıktı bu gönül sahipleri... Ne diyordu şair: "Dünya, hassas insanlar için bir cehennemdir." Bir de imtihan denen sır etrafını sararsa insanın, o zaman hayatın çilesine daha çok vâkıf oluyor, daha çok acı çekiyorsun... Yazık ki; hiç ayılmamışız, hep bir telaş, hep bir üzüntü, hep bir koşuşturma... Somut olan ne varsa hepsi ile cebelleşmiş, soyut birçok değeri görmemiş gözümüz, gönlümüz... Ya hiç güvenmemiş, boşluğa düşmüşüz... Ya çok güvenmiş, hayal kırık...
  • AZERBAYCAN’DAN TÜRKİYE’YE  İNANÇ HÜRRİYETİNİN EVRENSEL SINAVI

    19 Ekim 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Sivil Toplum, Siyaset, Tüm Manşetler

    Empati, karşımızdakini anlamak için onun yerine kendimizi koyarak düşünebilmektir. Komşusu açken tok yatmamak da böyledir, kendi yaşadıklarımızı başkaları yaşadığında geçmişin bakiyesi ile hissetmek de öyledir. Öteden beri dost meclislerinde söylediğim bir hususu tekrar etmeden önce, son günlerde “İki devlet, tek millet!” diyerek diğer devletlerden ayrı tuttuğumuz Azerbaycan'da gündem olan başörtüsü yasağı tartışmaları üzerinden yasakçı zihniyete odaklanmanızı istiyorum. 28 Şubat süreci ile tavan yapan, dönemin devletlüsü tarafından başö...
  • Bir Başörtüsünden Fazlası Var, Bilesin Azerbaycan

    17 Ekim 2026 Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Siyaset, Tüm Manşetler

    Bir milletin başına örtülen kumaştan korkulmaya başlanmışsa, orada artık kıyafet değil, medeniyet tartışılıyordur. Azerbaycan'dan son günlerde gelen haberler, insanı ister istemez geçmişin acı hatıralarına götürüyor. Okullarda başörtüsü üzerinden başlayan tartışmalar, öğretmenlerin kıyafetlerine kadar uzanmış durumda. Eylül ayında öğrencilerin, ekim ayında ise öğretmenlerin kıyafetlerine ilişkin getirilen düzenlemelerde başörtüsü açıkça yasaklanmasa da uygulamada kimi öğrencilerin ve öğretmenlerin okul kapılarından çevrildiğine ilişkin habe...
  • Yeşil Bir Gelecek İmkânsız Değil

    16 Ekim 2026 Bilim ve Teknoloji, Ekonomi, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Tüm Manşetler

    Orman Genel Müdürlüğü’nün sıklıkla vurguladığı üzere; ormanlaştırma çalışmaları ezbere değil; iklim, toprak yapısı, rakım ve ekolojik bilim ilkelerine göre yürütülür. Çam türleri coğrafyamızın ana karakteri olup kuraklığa ve zorlu iklim koşullarına dayanıklılığıyla öne çıkarken; zeytin, badem veya ceviz gibi gelir getirici ağaçlar ise tarım bitkisi niteliğindedir ve yoğun bakım ister. Bu bilimsel gerçekler ışığında Erzurum ve çevresinin iklimine uygun, planlı bir ormanlaştırma hamlesiyle çorak görünen dağlarımızın yeşermesi ve bölge ekonomisin...