Son Dakika


Yazının Gizli Tarihi: ANU’dan Kenger’e, Aran’dan Göktürk’e Dünyayı Saran Medeniyet
Beşiktaş ve Trabzonspor’un Avrupa’daki Rakipleri Belli Oldu
Macaristan’da Kâbus Akşamı: Trabzonspor Ferencvaros’a Farklı Boyun Eğdi
Kartal Kaybetse de Turladı: Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde Lig Aşamasına Yükseldi
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipleri belli oldu!
Fenerbahçe 18 Yıl Sonra Şampiyonlar Ligi’nde!
Çernobil faciasının yaşandığı döneme gidelim. Oynat bakalım Uğurcum.
Karadeniz’de radyoaktif serpinti ölçümü yapan bir araştırma ekibi sudaki Çernobil sezyum izotop düzeylerinin “normal” olan bomba döküntüsü düzeyinden yaklaşık iki kat yüksek olduğunu tespit etmesine rağmen dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Hüseyin Cahit Aral “Sularımızda, sütlerimizde, sebze ve meyvelerimizde, etlerimizde, hububatımızda, radyasyon sağlığı ile ilgili hiçbir sakınca yoktur” demekten çekinmiyor hatta “Türkiye’de radyasyon var diyen dinsizdir” diyecek kadar ileri gidiyor ve kameralar karşısında keyifle çayını içiyordu.
Aldığı tek önlem ise araştırma sonuçlarının medya yoluyla açıklanması yasaklamak ve yeni araştırmaların önünü kesmek oldu.
Dönemin diğer şahsiyetlerinden de “Azıcık radyasyonlu çay faydalıdır”, “Bize radyasyondan madrasyondan bir şey olmaz” diyerek dalga geçercesine halkın gönlünü rahatlatmak için açıklamalar geliyordu.
Çay kaynatıldığında radyasyon miktarı %3 civarına düşer diyen yetkilinin iddiasını, araştırmacılar “radyasyon %65 oranında suya geçer” diyerek çürütüyordu.
O dönem yalnızca Almanya’dan yüksek radyasyon sebebiyle imha edilmesi için iade edilen çay miktarı 62 ton. Diğer ülkelerden de yine çay, fındık, sebze-meyve, süt iadeleri had safhada.
İmha edilmesi gereken fındıklar, kuru üzümler ve sütler her hafta okullarda öğrencilere dağıtılırken çaylar ise diğer üretim yıllarının çaylarıyla harmanlanıp halka içirilerek imha! edildi.
Ülkemizde görülen kanser vakalarının hızla yükselmesinin, alkol bağımlılığının, dikkat dağınıklığının sebebini uzaklarda değil içimizde aramak elzemdir. Zira taş uzaktan gelmez.
1992 yılında Bakan ARAL vicdanının sesine yenik düşerek “Türkiye halkı için üzgünüm” dedi.
Sayenizde biz de üzgünüz.
Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
04 Eylül 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Siyaset, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
01 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler