Son Dakika


Diyanet İşleri Yüksek Kurulu Üyesi, Prof. Dr. Hf. İlahiyatçı ve Elek. Müh. Halis Aydemir, 24 Ekim Cuma günü İlim ve Hikmet Vakfı’nda “İman-Ahlâk Hiyerarşisi” başlıklı önemli bir konferans verdi. Sakarya, Pabuççular Mahallesi’ndeki Vakıf binasında saat 20.00’de başlayan programda Aydemir Hoca, imanın ahlakın tek ve sağlam temeli olduğunu vurgulayarak, imandan yoksun veya yozlaşmış inanç sistemlerinin toplumsal ve bireysel ahlaki çöküşe nasıl yol açtığını analiz etti.
İmansız Düzenlerde Ahlakın Kırılganlığı
Prof. Dr. Aydemir, seküler ve imansızlık temelli yaklaşımların, ahlakı sadece insanlar arası yatay ilişkilere (sen ve ben) dayandırdığını belirtti. Bu temelin, güçlü ve umursamaz bireyler karşısında çöktüğünü vurguladı.
* Güç Temelli Paradigma: Aydemir Hoca, imansız bir düzlemde değer setinin değişmesiyle, güçlü olanın zayıfı ezmesinin dahi “tabiatın kuralı” olarak görülüp meşrulaştırılabileceğini, bunun da toplumlarda vahşi bir nizama yol açtığını ifade etti.
* Seküler Çöküş: Günümüz seküler toplumlarının giderek daha ben merkezli olduğunu ve olayları Yaradan’a karşı bir sorumluluk olarak görmedikleri için, anne-baba bakımı gibi sorumlulukları bile bir yük olarak algıladıklarını söyledi.
* Mutlak Doğru Yok: Ahlakı reddeden felsefi yaklaşımların, mutlak doğru, hak ve hukuku da reddederek, en temel insanlık dışı eylemleri bile “yanlış” olarak nitelendirecek dayanağı bulamadığını aktardı.
Yozlaşmış Dinlerin Ahlaki Çıkmazı
Halis Aydemir, imanın her türünün ahlak getirmediğini, hatta yozlaşmış inanç sistemlerinin bir zulüm aracı haline gelebildiğini, bunun tarihte de günümüzde de örnekleri olduğunu dile getirdi.
* Güncel Örnekler: Günümüzdeki siyonizm gibi, kendisini dini temelli olarak tanımlayan ancak insanların mülklerini gasp etmeyi ve vahşeti din adına meşrulaştıran yapıların, yozlaşmış inancın getirdiği ahlaksızlığın en belirgin örneği olduğunu söyledi.
* Şekilcilik ve Ritüel: Bir din yozlaşmaya başladığında, içindeki bozulmayı örtmek amacıyla şekli boyutun, ritüellerin ve özel dini rütbelerin öne çıktığını, ancak bu şekilciliğin ahlakı sağlamlaştırmadığını ifade etti.
İslam’da Ahlakın Köprüsü: Allah Sevgisi
Prof. Dr. Halis Aydemir’e göre gerçek ve sürdürülebilir ahlak, sadece ve sadece “Âlemlerin Rabbine duyulan sevgiden gönüllü olarak ortaya konan davranışın” adı olup, Allah Azze ve Celle ile kurulan ilişkiden doğar.
* Dikey Sorumluluk: Kırmızı ışıkta durmak, anne babaya bakmak gibi eylemlerin sadece “çıkar” ya da “karşılıklılık” beklentisiyle değil, Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla yapıldığında ahlaki bir fazilete dönüştüğünü örnekledi.
* İyilikle Karşılık: İslam ahlakının zirve noktasının, düşmanlığa karşı bile en güzeliyle karşılık verme emrinde olduğunu, bu davranışın düşmanı bile candan bir dosta dönüştürebileceğini aktardı.
Ümmetin Mevcut Durumu ve Çözüm Yolu
Aydemir Hoca, İslam ümmetinin genel görünümünün de ahlaksızlığa doğru gittiğini, bunun sebebinin ise imanın içini boşaltılması ve yozlaşma olduğunu dile getirdi.
* Zayi Edilen Namaz: Kur’an’dan örnek vererek, namazı zayi edenlerin ahlaki yanlışların içine düştüğünü; bunun, namazın sadece bir hareketten ibaret kalması ve kulu Allah’a bağlayan huşuyu kaybetmesiyle yaşandığını belirtti.
* Şahsi Kurtuluş: Prof. Dr. Halis Aydemir, genel ahlaki çöküş ortamında tek kurtuluş yolunun, kişinin öncelikle kendi içtenliğine ve samimiyetine sahip çıkması olduğunu vurguladı. “Ben bu hayatı Rabbimle yaşayacağım” diyerek her davranışı Allah rızası üzerine inşa etmeyi teklif etti” dedi.
Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER